Divan Edebiyatı'nın önde gelen şairlerinden Bâkî, doğumunun 500. yılı dolayısıyla Yunus Emre Enstitüsü (YEE) tarafından Ramallah Türk Kültür Merkezi'nde anıldı. UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri 2026 programında yer alan Bâkî’nin doğum yıldönümü etkinliği, "Osmanlı Dönemi Türk Edebiyatı: Divan Edebiyatı ve Bâkî Örneği" başlığıyla gerçekleştirilen bir söyleşi ile kutlandı. Bu söyleşide Filistinli akademisyen Yunus Jaradat, bir sunum yaptı.
SÖYLEŞİDEN DEĞERLENDİRMELER
Jaradat'ın sunumunun ardından, Divan Edebiyatı ve 16. yüzyıl şairi Bâkî'nin hayatına dair detaylar, Kanuni Sultan Süleyman ile olan ilişkisi, edebi mirası ve Türk kültüründeki yeri üzerine bir soru-cevap bölümüne geçildi. Söyleşinin moderatörlüğünü yürüten Tahsin Yakin ve katılımcı Filistinli edebiyatçılar, Bâkî gibi ünlü şahsiyetlerin eserlerinin Arapçaya çevrilmesi ve Arap okuyucuyla buluşturulmasının önemine dikkat çekti. Bu sayede Türk ve Arap kültürleri arasında etkileşimin artırılabileceği vurgulandı.
KÜLTÜREL FAALİYETLER SÜRECEK
Etkinlikte Kudüs YEE Koordinatörü Ensar Fırat, iki halkın kültürel ve sanatsal alanlarda daha yakından tanışmaları amacıyla Kudüs ve Ramallah’daki etkinliklerin devam edeceğini ifade etti. Mahmud Abdülbâkî, 1526 yılında İstanbul'da Fatih Camii müezzinlerinden Mehmed Efendi'nin oğlu olarak dünyaya geldi. Şiire biçim ve içerik açısından yenilikler getiren Bâkî, yaşarken "Şairlerin Sultanı" unvanına sahip oldu.
Bâkî, medrese eğitimi sırasında dönemin tanınmış hocalarından ders almıştır. Genç yaşta şiir yeteneği fark edilen Bâkî, en büyük destekçisini Kadızâde Ahmet Şemseddin Efendi olarak bilmektedir. Bâkî’nin üstadı için yazdığı "Sümbül Kasidesi", hem kendi ününü artırmış hem de dönemin ünlü şairlerinden Zâtî'nin dikkatini çekmiştir.
1555 yılında Nahçıvan seferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman’a sunduğu kaside ile saray çevrelerine girmeyi başaran Bâkî, hocası Ahmed Şemseddin Efendi'nin kadılık göreviyle Halep'e gönderilmesi üzerine ona eşlik etmek üzere bu şehre gitmiştir. 1560 yılında İstanbul'a döndükten sonra, Şeyhülislam Ebussuud Efendi ile tanışmış ve döneminde dört padişah tarafından himaye edilmiştir. En büyük destekçisi ise Osmanlı Devleti'nin 10. padişahı Kanuni Sultan Süleyman olmuştur.