Salih Levent Uğurlu’nun siyaset, toplum, hafıza ve medeniyet temalarını yedi öykü üzerinden ele aldığı “Yarının Yurdu” yayımlandı. Siyaset ve iletişim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Salih Levent Uğurlu, yeni kitabı “Yarının Yurdu” ile okurun karşısına çıktı. Yedi öyküden oluşan eser, geçmişin hafızası ile bugünün gerçekliği ve geleceğe ilişkin arayışlar arasında bağ kuruyor.
AKADEMİK BAKIŞTAN EDEBİYATA UZANAN YOL
Uğurlu, ilk kitabı “Siyasette Algı Yönetimi”nde akademik açıdan incelediği siyasal ve toplumsal meseleleri bu kez edebiyatın diliyle anlatıyor. Kavramların ve analizlerin yerini insan hikâyeleri, farklı coğrafyalar ve kurmaca dünyalar alıyor.
Uğurlu, iki eser arasındaki yaklaşım farkını şöyle anlattı:
“İlk kitabımda siyasete ve iletişime akademik bir mesafeden bakıyordum. Kavramları tanımlıyor, siyasal davranışları ve algı süreçlerini analiz ediyordum. Yarının Yurdunda ise aynı meselelerin insan hayatındaki karşılığını görmek istedim. Bir kavramı sayfalarca açıklamak yerine, o kavramın bir insanın hayatında neye dönüştüğünü anlatmak daha güçlü olabiliyor.”
TOPLUMSAL ATMOSFER EDEBİYATA TAŞINDI
Uğurlu, edebiyata yönelmesinde yaşanan toplumsal gelişmelerin etkili olduğunu belirtti. Toplumsal çalkantılar, okul baskınları ve yolsuzluk tartışmalarının gündemi belirlediği bir dönemin edebiyat ve sinemada da karşılık bulması gerektiğini ifade etti.
Uğurlu, bu kararını şu sözlerle açıkladı:
“Edebiyatta, sinemada böyle çalkantılı bir dönemin yansımalarının olmamasını anlamıyordum. Sonra kendime ‘Ben neden yapmayayım?’ dedim. İstediğiniz kadar siyaseti ağdalı cümlelerle anlatın. Böyle bir dönemde edebiyatta kıvılcım olmak zorunda. Siyasetçiden halka herkesin kendini sorgulaması gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Bu da edebiyatla mümkün. Benim edebiyata girmem biraz da bu nedenle bir zorunluluk oldu.”
YEDİ ÖYKÜDE FARKLI COĞRAFYALAR
Kitapta “Şafaktan Önceki Sessizlik”, “27 Vakkas Vakası”, “Aynadaki Yüzler”, “Ülkücü Komünist”, “Son Durak”, “Sessiz Akort” ve “Tunç” adlı yedi öykü bulunuyor.
Eserin düşünsel temelini oluşturan “Şafaktan Önceki Sessizlik”, mitolojik bir anlatımla geçmiş ve gelecek arasındaki bağı sorguluyor. “27 Vakkas Vakası” toplumsal yozlaşmayı politik hicivle işlerken “Aynadaki Yüzler” okuru Kafkaslar’a taşıyor.
“Ülkücü Komünist” Balkanlar üzerinden coğrafyaların kendine özgü gerçeklerine odaklanıyor. “Son Durak” politik hiciv çizgisini sürdürürken “Sessiz Akort”, dil ve söylemin insan zihniyle toplumsal algı üzerindeki etkisini ele alıyor. Kitabın son öyküsü “Tunç” ise anlatıyı Anadolu’nun tarihsel hafızasıyla tamamlıyor.
SİYASİ GÖZLEMLER KURMACAYLA BULUŞTU
Ankara’da farklı siyasi partilerin genel merkezlerinde çalışan Uğurlu’nun meslek yaşamındaki gözlemleri de bazı öykülere yansıdı. Yaşanan olaylar ve insan ilişkileri doğrudan aktarılmak yerine kurmaca içinde yeniden şekillendirildi.
Uğurlu, öykülerde okura hazır cevaplar vermek istemediğini belirterek şunları söyledi:
“Öyküleri yazarken okura hazır cevaplar vermek istemedim. Bir medeniyet tasavvurunu yalnızca kavramsal bir metinle anlatabileceğimizi düşünmüyorum. İnsanların yaşadığı coğrafyalar, kullandıkları dil, taşıdıkları hafıza ve gelecek hayalleri de bu tasavvurun parçalarıdır. Yarının Yurdu kendi medeniyet tasavvurunu hikâyeler aracılığıyla kuruyor.”
YARININ YURDU NEYİ ANLATIYOR?
Kitabın adı, hazır bir coğrafyadan çok gelecekte kurulmak istenen hayatı ifade ediyor. Uğurlu, “yarının yurdu” kavramını geçmiş, bugün ve henüz kurulmamış gelecek arasındaki ilişkinin karşılığı olarak tanımlıyor.
“Yarının yurdu benim için yalnızca üzerinde yaşayacağımız bir toprak parçası değil. Bir toplumun gelecekte nasıl bir hayat kurmak istediğiyle ilgili bir tahayyül. Geçmişten gelen bir hafızamız, bugün yaşadığımız bir gerçeklik ve henüz kurulmamış bir gelecek var. Kitaptaki öyküler bu üç zaman arasındaki ilişkiyi ele alıyor.”
Bu yaklaşım kitabın kapağına da taşındı. Tasarımda eski Türk devletlerinin şehirleşme ve medeniyet birikimini temsil eden unsurlarla modern Türk devletlerinin başkentlerine ait simgeler bir araya getirildi.
İKİ KİTABI BİRLEŞTİREN ORTAK NOKTA
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Uğurlu; TRT Türk, Beyaz TV ve Duru TV’de sunuculuk, seslendirme ve editörlük yaptı. Siyasal iletişim ve algı yönetimi alanındaki çalışmalarını ilk kitabında akademik bir çerçevede ele aldı.
Uğurlu, iki kitabın biçim olarak ayrıldığını ancak düşünsel açıdan birbirini tamamladığını belirterek, “İlk kitapta siyasal iletişim ve algı yönetimini akademik olarak ele alıyordum. Burada ise insanın, toplumun ve siyasetin hikâyelerini anlatıyorum. Birinde analiz, diğerinde hikâye ön planda. Ancak ikisinin merkezinde de insanın yaşadığı siyasal ve toplumsal dünya var.” dedi.