Geçtiğimiz hafta sonu kıymetli dostlarımla birlikte Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay'da deprem sonrası yapılan çalışmaları yerinde görme fırsatı buldum. Kendim de zaten depremin en fazla etkilendiği Malatya’da yaşamaktayım.
Daha önce de defalarca ziyaret ettiğim deprem bölgesinde, devletimizin TOKİ ve Emlak Konut aracılığıyla yürüttüğü çalışmaları, yükselen konutları ve yeniden hayat bulan şehirleri görmek elbette umut vericiydi. Bu toparlamanın dünyada örneğine az rastlanır ya da yoktur. Ancak güçlü devletler bu iradeyi ortaya koyar. Bu anlamda güçlü iradeyi ortaya koyan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Murat Kurum bakanımızı ve ekibini kutluyorum. Emeği geçenlerin emeklerine sağlık.
Ancak bu ziyaretlerde zihnimi meşgul eden, yapılan konutlardan çok daha önemli bir mesele vardı: Peki ya çocuklarımız?
Hatırlayalım; önce Elâzığ Sivrice depremiyle sarsıldık. Ardından bütün dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını geldi. Okullar kapandı, çocuklarımız uzun süre eğitimlerinden uzak kaldı. Henüz bu sürecin etkilerini atlatamadan 6 Şubat 2023 depremleriyle karşı karşıya kaldık.
İlkokuldan liseye kadar eğitim çağında olan çocuklarımız, peş peşe yaşanan bu olağanüstü dönemlerde yalnızca eğitim kayıpları yaşamadı. Sosyal gelişimleri, arkadaşlık ilişkileri, güven duyguları ve psikolojik dayanıklılıkları da ağır sınavlardan geçti.
Bir düşünelim: Çocukluğunun en güzel yıllarını salgın korkusu, deprem endişesi, okuldan uzak kalma ve belirsizliklerle geçiren bir nesilden söz ediyoruz. Kimi evini, kimi arkadaşlarını, kimi yakınlarını kaybetti. Kimileri ise bütün bu yaşananların ardından başka şehirlerde yeni bir hayata tutunmaya çalıştı.
Bugün şehirlerimizi yeniden inşa ediyoruz. Yeni konutlar, okullar, parklar ve sosyal alanlar yapıyoruz. Emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Ancak bir gerçeği de unutmamalıyız: Bir çocuğun eğitiminde yaşadığı kaybı telafi etmek, sarsılan güven duygusunu yeniden oluşturmak, yeni binalar yapmak kadar önemlidir.
Millî Eğitim Bakanlığımızın eğitim kayıplarını belirlemeye, öğrencilerimizin akademik eksiklerini gidermeye ve okul rehberlik hizmetlerini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını daha da yaygınlaştırması gerektiğine inanıyorum. Sağlık Bakanlığımızın da depremden ve pandemi döneminden etkilenen çocuklarımıza yönelik psikososyal destek hizmetlerini güçlendirmesi büyük önem taşıyor.
Belediyelerimizin, kent konseylerimizin ve sosyal merkezlerimizin de çocuklarımızı sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle buluşturması; ailelerin bu sürece katılımını desteklemesi gerekiyor. Çünkü çocuklarımızın yeniden arkadaşlık kurmaya, kendilerini güvende hissetmeye ve geleceğe umutla bakmaya ihtiyaçları var.
Elbette yalnızca psikolojik destek de yeterli değil. Ailelerin geçim sıkıntısı, gençlerimizin işsizlik kaygısı ve eğitimde fırsat eşitliği gibi sorunlar da çocuklarımızın geleceğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle deprem bölgesindeki yeniden yapılanmayı bütün bu gerçeklerle birlikte değerlendirmeliyiz.
Ben inanıyorum ki devletimizin ve ilgili kurumlarımızın gayretiyle şehirlerimiz daha güçlü bir şekilde ayağa kalkacaktır.
Ancak asıl başarımız, bu şehirlerde yetişen çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmeleri, eğitimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlamaları ve yarınlara umutla bakabilmeleri olacaktır.
Bana göre bu yazdıklarımın ana meselesi devletimizin özellikle dünyayı etkisine alan ve ülkemizde insanları evlerine hapis eden eğitim ve öğretimi felç eden 2019 yılında Covid-19 salgınıyla başlayan, 2020 Elazığ Sivrice, 2023 Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremlerinden etkilenen, eğitim gören çocuklarımızın hayata hazırlanırken tutuldukları bu olumsuzluk tufanından ve travmasından kurtulabilmesi için o yıllarda eğitim gören çocuklarımızın kamu yada belediyelerde istihdam edilmesinin doğru olacağı kanaatindeyim.
Bunu özellikle deprem bölgesine yapılmasının o travmaları yaşayan gençlerin yaşama tutunmaya çalıştıkları tüm olumsuzlukların hayal kırıklıklarının kaybettikleri eğitim ve öğretim fırsatını sanki yeniden bir fırsat yaratılmış gibi olacağına inanıyorum.
Kısacası yenik başladıkları hayat mücadelesine ilk defa galip başlama imkânı bulacaklardır. Deprem bölgesi için böyle ince bir dokunuş kaybedilmiş bir nesli yeniden hayata sım sıkı bağlayacaktır.
Bunu hayata geçirme iradesine sahip bir hükümet ve bu güce sahip muktedirdir hamd bir devletimiz var.
Çünkü çocuklarımız yalnızca ailelerimizin değil, ülkemizin de geleceğidir.
Şehirleri yeniden kurabiliriz. Yıkılan binaları yapabilir, yolları açabilir, hayatı yeniden başlatabiliriz. Fakat çocuklarımızın iç dünyasında oluşan kırılmaları görmezden gelirsek geleceğimizin en önemli emanetini ihmal etmiş oluruz.
Unutmayalım; bir ülkenin gerçek gücü yalnızca yükselen binalarıyla değil, o binaların içinde büyüyen çocuklarının umutlarıyla ölçülür.
Sevgili okurlarım deprem bölgesi ile ilgi geniş bir değerlendirmem bir sonraki köşe yazımda olacaktır.
Kalın Sağlıcakla…
Hamit ÖZPOLAT
Uluslararası Türk Yolu Gazeteciler ve Yazarlar Birliği Genel Başkanı