Çocukluğumuzda hayallerimizi bu kadar gerçeğe dönüştürebileceğimizi, üstelik o hayalleri yanı başımızda görebileceğimizi söyleselerdi belki de inanmazdık.
Kâğıttan, kartondan ve ağaçtan yaptığımız uçaklarla oynadığımız günlerden;
Bugün Türkiye, son yıllarda yerlilik oranını büyük ölçüde artırarak savunma sanayinde küresel düzeyde söz sahibi bir konuma gelmiştir.
Havacılık ve İnsansız Hava Araçları (İHA/SİHA)’nda
Bayraktar TB2 ve Akıncı: Dünyada etkinliği kanıtlanmış, ihraç edilen silahlı insansız hava araçlarıdır.
Türkiye'nin ilk millî muharip (savaş) uçağı TUSAŞ KAAN, jet eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRJET, yerli ve millî ilk genel maksat helikopteridir GÖKBEY.
Jet motorlu ve düşük radar kesitine sahip insansız savaş uçağı ANKA-3.
Denizcilik Sistemlerinde
Dünyanın ilk silahlı insansız hava aracı (SİHA) kalkış ve iniş yapabilen amfibi hücum gemisi TCG Anadolu, denizlerdeki güvenliği sağlamak amaçlı korvet ve fırkateynler MİLGEM Projesi ve millî gemi savar ATMACA.
Kara Araçları ve Füze Sistemlerinde
ALTAY: Yeni nesil ana muharebe tankıdır.
T-155 Fırtına: Yerli üretim obüs sistemleridir.
HİSAR ve SİPER: Hava ve füze savunma sistemleridir.
Çelik Kubbede
Türkiye'nin katmanlı hava savunma sistemlerini bir araya getiren entegre güvenlik projelerinin bir kısmının sergilendiği Şanlıurfa TEKNOFEST’te Türkiye’nin savunma sanayisindeki gurur veren teknolojilerini aynı alanda görmeye geldik.
İşte bu duyguyu yaşayabilmek için iki oğlumla birlikte Malatya’dan Şanlıurfa’ya gittim.
TEKNOFEST benim için yalnızca uçakların, insansız hava araçlarının, denizcilik sistemlerinin, kara araç ve teknolojik sistemlerin sergilendiği büyük bir organizasyon değil. Çok daha anlamlı bir tarafı var.
Bizim çocukken kuramadığımız hayalleri, bugünün gençleri gerçeğe dönüştürebilmesi gurur verici bir durum.
Şanlıurfa’da gördüğüm manzara beni bir baba olarak da, bir gazeteci olarak da, bu ülkenin geleceğine inanan bir vatandaş olarak da son derece heyecanlandırdı. Gençlerin gözlerindeki merakı, çocukların hayranlığını, anne ve babaların gururunu görmek Türkiye’nin geleceğine dair umutlarımı daha da güçlendirdi.
Bugün gençlerimiz yalnızca başkalarının yaptığı teknolojileri izlemiyor. Kendi projelerini üretiyor, yarışıyor, tasarlıyor ve geleceğin teknolojisine imza atıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanlıurfa’daki konuşmasında da vurguladığı gibi, TEKNOFEST’in Şanlıurfa’da düzenlenmesinin önemli bir anlamı var. Çünkü burası yalnızca tarihiyle değil, bilim ve medeniyet birikimiyle de insanlık tarihinin önemli merkezlerinden biri. Göbeklitepe’den Harran’a, matematikten astronomiye kadar uzanan büyük bir geçmişin üzerine bugün yeni bir teknoloji ve bilim nesli yetişiyor.
Bence asıl mesele de tam olarak burada.
Geçmişin birikimini geleceğin teknolojisiyle buluşturabilmek.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın gençlere hitaben söylediği, “Gözlerinizdeki ışık hiç sönmesin, kalplerinizdeki coşku hiçbir zaman dinmesin” sözleri de bu açıdan oldukça manidardı.
Şanlıurfa’daki TEKNOFEST, bugüne kadar gerçekleştirilen TEKNOFEST’ler içerisinde en yoğun katılımın yaşandığı organizasyonlardan biri olarak büyük bir ilgi gördü. 81 ilden ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen gençlerin aynı çatı altında buluşması, Türkiye’nin teknoloji yolculuğunun artık yalnızca bir proje olmaktan çıkıp geniş bir toplumsal harekete dönüştüğünü gösteriyor.
Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Selçuk Bayraktar’ı, Baykar’ı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nı ve emeği geçen bütün kurum ve kuruluşları bu anlamlı organizasyondaki katkılarından dolayı kutluyorum.
Elbette bu başarı yalnızca bugünün değil, yarının meselesidir.
Çünkü geleceğimizi güvence altına alacak buluşlar, icatlar ve teknolojiler bugün gençlerimizin zihninde şekilleniyor. Belki bugün bir öğrencinin hazırladığı küçük bir proje, yarın Türkiye’nin dünyada söz sahibi olduğu büyük bir teknolojiye dönüşecek.
Ben artık çocuklarımızın gökyüzüne bakarken yalnızca uçakları seyretmediğine inanıyorum.
Onlar, o uçakları yapabileceklerine inanıyorlar.
Bu çok büyük bir değişimdir.
TOGG ile başlayan, savunma sanayisindeki atılımlarla devam eden ve havacılık, uzay, yapay zekâ, elektronik harp, robotik ve otonom sistemlere kadar genişleyen bu teknoloji yolculuğu, gençlerimize yeni bir özgüven kazandırıyor.
Ben de Şanlıurfa’da TB2, Akıncı, HÜRJET, KAAN’a, Kızılelma’ya, GÖKBEY’e bakarken yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin yarınlarını düşündüm.
Ve bir kez daha şuna inandım:
Bu ülkenin gençlerine fırsat verildiğinde, önleri açıldığında ve hayallerinin peşinden gitmeleri sağlandığında yapamayacakları çok az şey var.
TEKNOFEST’in Türkiye’nin farklı şehirlerinde düzenlenmesini bu nedenle çok önemli buluyorum. Çünkü mesele yalnızca bir teknoloji şöleni düzenlemek değil; gençlerimizi bu sürecin içerisine katmak, çocuklarımıza “Sen de yapabilirsin” duygusunu verebilmektir.
Şanlıurfalıların hakkını da teslim etmek gerekir.
Gerçekten ilk günden itibaren olağanüstü bir ilgi gösterdiler. Çevre illerden gelen vatandaşlarla birlikte etkinlik alanına ulaşmak için araçlarını çok gerilerde bırakarak onlarca kilometreler yürüyen insanlar gördüm. Yaşlılarımız, çocuklarımız, ailelerimiz sıcak havaya rağmen bu büyük organizasyonun etkinlik alanına ulaşmak için ciddi bir gayret gösterdiklerine şahit olduk.
Burada naçizane bir önerimi de paylaşmak isterim.
Böylesine büyük organizasyonlarda ulaşım planlamasının daha etkin yapılması, şehrin girişlerinden etkinlik alanına toplu taşıma imkânlarının artırılması vatandaşlarımızın işini oldukça kolaylaştıracaktır. Biz basın kartının sağladığı kolaylıkla dahi alana ulaşmak için uzun süre bekledik. Birçok vatandaşımız ise araçlarını oldukça uzak noktalarda bırakıp kilometrelerce yürümek zorunda kaldı.
Umarım bundan sonraki organizasyonlarda bu konu da dikkate alınır.
Çünkü TEKNOFEST yalnızca gençlerin değil, bütün ailelerin katıldığı büyük bir buluşma.
Ve ben Şanlıurfa’dan Malatya’ya dönerken çocuklarımın gözlerindeki heyecana baktım.
O an kendi çocukluğumu düşündüm.
Bizler kartondan uçaklar yaparak hayal kuruyorduk.
Bugünün çocukları ise KAAN’ı, Kızılelma’yı, GÖKBEY’i görüyor ve belki de içlerinden şöyle geçiriyor:
“Bir gün bunları ben de yapabilirim.”
İşte TEKNOFEST’in asıl başarısı bence tam da budur.
Hayali gerçeğe dönüştürmekten daha önemlisi, yeni hayaller kurabilecek bir nesil yetiştirmektir.
Ben Türkiye’nin geleceğine işte bu yüzden umutla ve güvenle bakıyorum. Sizlerin de bu perspektiften bakmanız ümidiyle.
Kalın sağlıcakla…