İnsan yıllarca çalışıyor, biriktiriyor, parasını enflasyondan korumaya uğraşıyor. Sonra "geleceğin finans sistemi" denilen dünyaya adım atıyor. Bir sabah karşısına çıkan manzara ise aynı: Siber saldırı, milyarlarca dolarlık kayıp ve durdurulan para çekimleri… Teknoloji ilerliyor ama vatandaşın yaşadığı endişe değişmiyor.
Binance'in açıkladığı tahmini zarar 6,3 milyar dolar. Şirket, kayıpları karşılayacağını ve çalınan varlıkların yüzde 90'ını kendi kaynaklarıyla yerine koyduğunu söylüyor. Elbette bu açıklama önemli. Fakat güven, ekrandaki bakiyeyi görmekle tamamlanmıyor; insan parasına istediği zaman ulaşabilmek istiyor.
Olayın bir de düşündürücü tarafı var. Saldırgan, dondurma hamlelerinden önce çaldığı kripto paraların bir bölümünü başka varlıklara çevirmiş. Aave'nin açıklamasına göre yaklaşık 60 milyon dolarlık USDT'yi akıllı sözleşmeler üzerinden teminat göstererek karşılığında başka bir kripto varlık borçlanmış. Görünen o ki karşısına çıkabilecek engelleri önceden hesaplayan bir hazırlık söz konusu.
Peki, dünyanın en büyük kripto platformlarından biri bu hazırlığın neresindeydi? Binance'in ve kurucusu CZ'nin temsil ettiği başarı hikâyesinde güvenlik sorumluluğu da aynı büyüklükte konuşulmalı. Komisyon kazanırken sistemin büyüklüğüyle övünüyorsanız, kriz çıktığında vatandaşın sorularına da açık ve denetlenebilir cevaplar vermelisiniz.
Türkiye de bu meselenin uzağında değil. Kriptoya ilginin yüksek olduğu ülkeler arasındayız. Bu nedenle yaşananları yalnızca yabancı bir platformun güvenlik sorunu olarak göremeyiz; burada Türk vatandaşlarının da birikimi, emeği ve gelecek kaygısı var.
Binance, çekimleri 1 Kasım'da yeniden açma hedefini koruyor. Ben ise bu takvimin sorunsuz işleyeceğine ihtiyatla yaklaşıyorum; sürecin uzayabileceğini düşünüyorum. Bu, benim değerlendirmem. Zararın büyüklüğü konusunda da açıklanan rakamın hâlâ "tahmini" olması dikkat çekici. Nihai teknik inceleme ortaya çıkmadan, çalınan tutarın bütün ayrıntılarıyla kesinleştiğine ikna olmak kolay değil.
Değişen dünya düzeninde yine uykusu kaçan emekçi oluyor. Benim tercihim, birikimini korumaya çalışan vatandaş açısından, anlayamadığı kripto işlemleri yerine altın ve döviz gibi daha tanıdık araçlara ağırlık vermesinden yana. Bunların da riski var; hiçbir yatırımın kazanç garantisi yok. Ancak insan, parasını koyduğu yerde hangi riski aldığını bilmeli.
Borsa da kripto da bilmeden, öğrenmeden girilecek yerler değil. Özellikle kısa vadeli ve kaldıraçlı işlemlerde birileri kaybedecek ki birileri kazanacak. Her yükselişi fırsat, her vaadi güvence sanmayın.
Ekrandaki rakamın arkasında sizin alın teriniz var.
Yatırım bilgi ister, emek ister, eğitim ister.
Alın teriniz ise riske atılmayacak kadar kıymetlidir. Tüm okurlara güzel haftalar dilerim.