Oktay Saral… Günahım kadar sevmem. Vatandaşa “Suyun ısındı, sıra sana da gelecek” diyen bir üslubu, taşıdığı makama hiçbir zaman yakıştıramadım. Devletin makamında oturan kişinin görevi, vatandaşa parmak sallamak değildir.
Peki, bunca paylaşım, bunca sert çıkış sorun olmadı da ne oldu şimdi?
Bu kez eleştirinin adresi Azerbaycan’dı. Saral, can dostumuz dediğimiz ülkenin başörtüsü uygulamasına karşı çıktı. Ardından Bakü’nün görevden alınmasını istediği haberleri geldi. Şimdi de görevinden alındı.
Kendi çevresine aynı sertlikle dönmeyen Saral, bu kez başka bir ülkenin yönetimine ses yükseltti. Açık söyleyeyim: Üslubunu bir kenara bırakırsak, belki de ilk defa bir meselede kendisini haklı buldum. Başörtüsü nedeniyle bir çocuğun eğitim hakkının engellenmesine itiraz etmek için o ülkenin vatandaşı olmak gerekmez.
Ama kaderin cilvesine bakın… Türkiye’de vatandaşa yönelttiği sözlerle makamını koruyan Saral’ın görevden alınması, Azerbaycan’a yönelik eleştirilerinin ardından geldi.
İnsanın aklına ister istemez şu geliyor: Vatandaşın itirazının sağlayamadığını başka bir başkentten gelen tepki mi sağladı?
Azerbaycan dostumuzdur, kardeşimizdir. Fakat kardeşlik, eleştiriden muaf olmak anlamına gelmez. Türkiye’de kimin hangi makamda kalacağına ilişkin kararların ölçüsü de başka bir ülkenin memnuniyeti olamaz.
Başlıkta “Önce kendi işine bak” diyoruz ya… Bunu Saral’a söylerken, Türkiye’nin içindeki görev dağılımına müdahale etmek isteyenlere de söyleyebilmeliyiz.
Yazının başında söyledim: Günahım kadar sevmem Oktay Saral’ı. Ama gerçekten başka bir ülkenin talebiyle görevden alındıysa…
Vay hâlimize.