“Cahille sohbeti kesmek”…
Ne kadar kısa bir söz.
Ama içine bir ömürlük tecrübe sığdırıyor.
Buradaki cahil, okul görmemiş insan değil.
Diploması olmayan hiç değil.
Bazen en büyük cehalet, çok şey bilmemekte değil; bilmediğini bilmemekte saklı.
İnsan bilmeyebilir.
Bunda ayıp yok.
Bilmemek, öğrenmenin kapısıdır.
Asıl mesele, o kapıyı içeriden kilitlemektir.
“Ben bilirim” deyip de merak etmeyen, sormayan, dinlemeyen, kendisinden başka hiçbir fikre hayat hakkı tanımayan zihnin cehaleti biraz böyledir.
Onunla konuşursunuz.
Bir söz söylersiniz, başka bir sözle karşılaşmazsınız; bir duvara çarparsınız.
Bir bilgi anlatırsınız, itiraz gelir.
Bir gerçek söylersiniz, öfke gelir.
Bir soru sorarsınız, hüküm gelir.
Çünkü bazı insanlar konuşmaz.
Kendi bildiğini tekrar eder.
Sohbet de böylece yavaş yavaş anlamını kaybeder.
Oysa güzel sohbet, iki insanın birbirine bilgi vermesinden ibaret değildir. Bazen bir cümleyle düşünceniz değişir. Bazen hiç bilmediğiniz bir dünyaya açılan küçük bir pencere bulursunuz. Bazen de karşınızdaki insanın farklı düşünmesi, kendi düşüncenizi yeniden tartmanıza vesile olur.
İyi sohbet insanı büyütür.
Kötü sohbet ise insanın zihnini kalabalıklaştırır.
Belki de bu yüzden insan yaş aldıkça, herkesle konuşmanın mümkün olduğunu ama herkesle yakın olmanın gerekli olmadığını daha iyi anlar.
Çünkü insanın çevresi yalnızca kalabalığı değildir.
Çevresi, biraz da zihninin iklimidir.
Kiminle konuştuğun, hangi cümleleri tekrar tekrar duyduğun, hangi düşüncelerin arasında vakit geçirdiğin, fark etmeden içinde bir iz bırakır.
Sürekli karanlıktan söz edenlerle oturursan, bir süre sonra pencerenin önündeki ışığı fark etmeyebilirsin.
Sürekli önyargıyla bakanlar merak duygunu yorar..
Bu yüzden bazı mesafeler küslük değildir.
Bazı suskunluklar kırgınlık değildir.
Bazı sohbetlerin bitmesi de bir kavga değildir.
Bazen sadece zihninize biraz sessizlik vermektir.
“Cahille sohbeti kesmek” belki de sadece budur.
Kimseyi küçümsemeden.
Kimseyi aşağılamadan.
Kendini başkasından üstün görmeden…
Sadece şunu bilerek:
Her söz cevap beklemez.
Her tartışma sürdürülmez.
Her insan ikna edilmez.
Her kapı çalınmaz.
Ve insan, belki de en kıymetli şeyi öğrenir:
Kiminle konuşacağını değil yalnızca; kiminle konuşmaya devam etmeyeceğini de bilmek gerekir.
Çünkü sözün de bir değeri vardır.
Zamanın da.
Zihnin de.
Ve insan, hepsini herkese harcamak zorunda değildir.
Bazen en zarif cevap susmaktır.
Bazen en doğru mesafe uzaklıktır.
Bazen de bir sohbetin sonuna nokta koymak…