Devlet bazen konuşur, bazen uyarır; bazen de gereğini yapar.
“Ailem Güvende” operasyonu bana göre tam olarak bunun karşılığıdır.
İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda, toplam 15 ili kapsayan operasyonlarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem gerçekleştirildi.
Soruşturmaların kapsamına baktığınızda meselenin ciddiyeti daha da açık görülüyor: Fuhşa aracılık ve yer temini iddiaları, müstehcen içeriklerin üretilmesi ve yayılması, çocukların bu içeriklere maruz bırakıldığına ilişkin iddialar, uyuşturucu maddeler ve şüpheli para hareketleri…
Elbette hukuk devletinde soruşturma geçirmek suçlu olmak demek değildir. Kimin suçlu olduğuna sosyal medya değil, bağımsız mahkemeler karar verir.
Ancak devletin önüne ciddi bir suç şüphesi ve delil çıktığında da “Aman birileri rahatsız olur” diyerek kenarda beklemesi beklenemez.
Özellikle konu çocuklarsa bekleyemez!
Bir çocuğun istismara uğramasını engellemek, onu uyuşturucudan, fuhuştan ve suç ağlarından korumak devletin yalnızca görevi değil, en temel sorumluluklarından biridir.
Kimsenin yaşam tarzıyla, özel hayatıyla veya kimliğiyle derdim yok. İnsanların özel hayatı kendilerini ilgilendirir. Fakat özgürlük kavramının arkasına saklanarak suç işlendiğine ilişkin ciddi bir şüphe varsa orada devletin görevi başlar.
Özgürlük başka şeydir, suç başka şeydir.
Hele çocukların dahil edildiği iddia edilen bir meselede bunun tartışması dahi olmamalıdır.
Operasyonun mali ayağı da ayrıca önemlidir. MASAK incelemelerinde bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda para aktarıldığı tespit edilmiş; bu paraların kaynağı ve soruşturma konusu faaliyetlerle bağlantısı araştırılmaya başlanmıştır.
Araştırılsın!
Bir kuruş dahi suç faaliyetlerinin finansmanında kullanılmışsa ortaya çıkarılsın. Para nereden geldi, kime gitti, hangi amaçla harcandı; devlet sonuna kadar takip etsin.
Buradan Adalet Bakanı Akın Gürlek’i özellikle tebrik etmek istiyorum.
Göreve geldiği günden bu yana suçla mücadelede kararlı bir devlet refleksi ortaya koyulmasını son derece değerli buluyorum. “Çocuklarımızı, gençlerimizi ve ailelerimizi hedef alan hiçbir suç yapılanmasına, istismar ağına ve yasa dışı faaliyete müsamaha göstermeyeceğiz” sözü yalnızca bir açıklama olarak kalmamalı; Türkiye’nin her noktasında karşılığını bulmalıdır.
Aynı şekilde bu soruşturmaları yürüten Cumhuriyet başsavcılıklarını, emniyet ve jandarma teşkilatımızı da tebrik etmek gerekir.
Devlet güçlü olmak zorundadır.
Ama devletin gerçek gücü yalnızca operasyon yapmak değildir. Suçlu ile suçsuzu ayırmak, delilin peşinden gitmek, masumun hakkını korurken suç işleyenin de kim olduğuna bakmaksızın karşısında durmaktır.
Bugün “Ailem Güvende” operasyonunun verdiği mesaj tam da bu olmalıdır:
Kim olduğunuz, nasıl göründüğünüz, hangi çevreden geldiğiniz önemli değil.
Suç varsa hukuk vardır.
Çocuklara uzanan bir el varsa devlet vardır.
Uyuşturucu, fuhuş, istismar veya suçtan elde edilen para varsa devlet bunun peşindedir.
Ve gerektiğinde…
Devletin tokatı vardır!