Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Diş Hekiminin Kapısını Korkmadan Çalmak Mümkün mü?

Diş Hekiminin Kapısını Korkmadan Çalmak Mümkün mü?
Paylaş:
N

Sonunda karar verdiniz, kliniğin kapısından girdiniz. Tertemiz ortam, konforlu bir koltuk, güler yüzlü bir hekim… Derin bir nefes aldınız ve o ilk aletin sesini duydunuz. Kalbiniz çarpmaya, terlemeye başladınız. O an güler yüzlü hekiminiz size çok da gülüyormuş gibi gelmemeye, zararsız olduğu söylenen aletler fazlasıyla tehlikeli görünmeye başladı. Yalnız değilsiniz; Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sizin gibi nüfusun %15-20’si de böyle hissediyor. Odontofobi, yani diş hekimi korkusu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından gerçek bir hastalık olarak kabul edilmiştir. Peki, bu konuda ne yapmalıyız? Dişlerin kendi kendine bu işi halledebileceğine inanmaya mı çalışmalıyız, yoksa küçük bir yardıma ihtiyaçları olduğunu kabul mü etmeliyiz?

Bu kararı hemen vermeden önce odontofobinin neden olduğu konusuna değinmeliyiz. Koltukta oturan hasta; yüksek sesli, zaman zaman kokulu, kontrolün tamamen hekimde olduğu, ağız içinde ne yapıldığını görmediği bir tedaviye maruz kalıyor. Ağrı algısını çağrıştırabilen sesler ve belirsizlik, belki geçmişte de kötü deneyimler yaşanmışsa korku hissi çok çabuk tetiklenebiliyor.

Diş hekimi korkusu olan hasta, korkudan dolayı çekinip tedavisini erteleyebiliyor, randevulara son anda gelmekten vazgeçebiliyor. Bu da mevcut ağız sağlığındaki durumun daha kötü bir tabloya dönüşmesine sebep olabiliyor. Böylece aslında koruyucu tedavilerle durdurulması mümkün olan durumlar, daha komplike ve uzun süreli bir tedaviyi mecbur kılıyor.

Peki, ne yapmalıyız?

Öncelikle dişlerin sorunları kendi kendine halledebileceğine veya evde bir çözüm üretebileceğimize dair inancımızı bir kenara bırakırsak, hekime gitme konusundaki zorunluluğumuzu daha iyi anlamış oluruz. Hekime ne kadar erken gidersek ve de ara kontrolleri aksatmazsak, koruyucu hekimliğe o kadar alan tanımış oluruz. Ağrı veya herhangi bir şikâyet oluşmadan gidilen diş hekimi ziyaretleri ile florür uygulamaları, diş taşı temizliği, fissür örtücüler ve ağız sağlığı hakkında bilgilendirme yapılarak çürük riski azaltılmış olur. Kanal tedavisi, çekim vb. gibi daha komplike tedavilere geçmeden ağız sağlığı korunmuş olur.

Randevu öncesinde veya sırasında hekim bilgilendirilirse, tedavi planlaması öncelik durumuna göre basit ve de kısa işlemlerden başlanarak yapılabilir. Bu da klinik ortamına alışabilmeniz açısından faydalı olur.

Hekiminizle anlaşıp işlem sırasında ara vermek istediğinizde el kaldırabilirsiniz. Aranızdaki bu gizli dil, size kendinizi güvende hissettirecektir.

Günümüzde artık gelişmiş anestezi teknikleriyle ağrısız uyuşturma elde etmek mümkün. İğnesiz anestezi ve çeşitli sedasyon teknikleri ile zaten ağrı hissetmeden konforlu bir şekilde tedavi olabiliyorsunuz.

Çok sık olmasa da korkunun psikolojik yönü, nefes egzersizleri ve hipnoz gibi yöntemlerle de yönetilebiliyor. Daha şiddetli korkularda ise psikolojik destek almak en iyisi.

Son olarak da işlem sırasında müzik, podcast vb. dinlemeniz ortamdaki seslerden uzaklaşmanıza yardımcı olur. Siz işlem sırasında, sadece sahip olacağınız sağlıklı ve estetik bir gülüşe odaklanabilirsiniz. Artık ağrısız huzurla uyuduğunuz geceler, doya doya tatlı yiyip sızı hissetmediğiniz o güzel öğlenler, aynaya sağlıklıca gülümsediğiniz o taze sabahlar sizin olacak. Ve buna ağrısız ve en az stresle sahip olma şansına artık sahipsiniz.

Yorumlar
1 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Azra toprak
25.09.2026 17:42
Çok teşekkurler zuhal hanım benim kızda diş hekimi olacak inşallah 🙏🙏
WhatsApp
İhbar Hattı