Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

E mi!..

E mi!..
Paylaş:
N

Söyleyin bakalım en son sevdiğinize, eşinize, babanıza, annenize, çocuklarınıza, dostunuza kocaman bir ağız dolusu, ciğerlerinize dolup soluksuz bırakan nefesle, kalbinizden taşan coşkuyla "seni seviyorum" dediniz?

Düşündünüz mü?

Düşünüyorsanız demek ki kelimeleri uygun zamana ve doğru mekâna oturtamadınız. Çünkü söylemediniz, söyleyemediniz… Söylemediniz; çocukken dile getirmesi en ayıp iki kelimeydi. Söyleyemiyorsunuz; gurur kalbinizle diliniz arasındaki en büyük engel. Dile getiremeyişimizin nedeni çocukluğumuzun ayıp halleri, büyüklüğümüzün dayanılmaz gururu… Ne yazık ki sevgi duygusuna başvuru yapan, sadece gözlerde iş bulan kelime ikilisidir. "Seni seviyorum." Adres soramayan kurşundur; sıkılmış tetiğin söz geçiremediği silahın namlusunda hedef bekleyen. Bakılamayan taraf, kaçırılan gözdür, duyamayan kulaktır; "seni seviyorum" tınısının koltuksuz dinleyicisidir kalpte mesela… Ve çoğu zaman duygular değişir, zamanı kaybettiren her şeyden hesap sorulur kalbin darağacında… Bundan ötürüdür, çocukluğumuzun ayıbı şimdimizin gururu bile utanır olur, pişman olur yaptığı şımarıklıktan, kaçtığı sevgi bağından…

Bu ikilinin yerine kaçamak bir kelime vardır: "E mi"… Tembihtir asıl görevi ama sevenin sevilene gönderdiği ilahi bir temastır kalplere. Yüz tonlarca görev yüklenmiş marşandiz misali; minnak iki kelimeyi bir hecenin arkasına saklamaya çalışırız beraberinde endişeli kalplerin sessiz çığlığını… Aslında her günün herkesin kelimesidir "E mi"…

Bir nakarattır günün şiirinde,
Ve dille söyleneni kalp tercüme eder dinleyene;
Kızın "kendini üzme, e mi"
Kalpçesi "üzülme, ne olur seni seviyorum"
Baban "işin bitince beni ara, e mi"
Kalpçesi "beni ara kuzum, seni seviyorum"
Annen "üstüne kabanını al e mi"
Kalpçesi "üşütme kıyamam seni seviyorum"
Dostun "gelirsen beni ara, e mi"
Kalpçesi "burnumda tutuyorsun seni seviyorum"
Eşin "çok geç kalma, e mi."
Kalpçesi "çok özledim seni seviyorum"

Kastederek "seni seviyorum"u e mi kelimesinin içine sıkıştırarak… özlem vardır derin, sessiz… Şipşak bir kelimedir "e mi" söyleyenin gözlerinin içinde yazan. Çok be çokkkk halidir derin sevmeyi taahhüt edenin… şımarık gururun dildeki zincirsiz kölesidir kalpten firar eden…

İşte "seni seviyorum"un en ayıpsız, en kısa ve en gurursuz halidir. Ağızdan çıkan cümleyi hayata bağlayan boysuz pozsuz cücedir "e mi".

Bundandır hayat kaybolmadan yanı başımızdan hakkını vererek seviyorum demek gerekir cuk oturan kelimesiyle… Başka hiçbir şeye hiçbir kelimeye sığınmadan öylece kendisini… Kadir'in Türkan'a dediği gibi "seviyorum ülenn"; Ayhan'ın Hülya'yı kovalayıp kollarından tuttuğu gibi… Yok yok biraz daha duygulu Tarık'ın Gülşen'e dediği gibi yani hiçbir şey demeden göz göze. Yapmaz mıyız yaparız tabii… Utanmadan gurur yapmadan. Yeşilçam'dan kopya çekerek, severiz tüm benliğimizle…

Çok mu gittim herkesin üstüne. Hadi bakalım sabah akşam olmadan gece sabaha ulaşmadan başlayın layık olan herkese seni seviyorum demeye…

Sonsuz sevgiyle, e mi…:)

 
 
Yorumlar
1 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Müzeyyen Öztürk Şen
19.10.2026 12:04
Serhat bey günaydın, yeni güne sizin duygu dolu yazınızla başlamak ne güzel…
“ Seni seviyorum “ cümlesinin tınısı benim için de çok değerlidir. Saklamadan, esirgemeden ama asla sıradanlaştırmadan kullanmaya çalışırım.
Katıldığım bir seminerde konuşmacı “ Ne duymak istiyorsan onu konuş.” demişti. Ben de bu cümleyi çok benimsedim; her “ seni seviyorum “ dediğimde yankılanarak dönüyor bana…
Sevdiklerimiz ve sevenlerimizle şenlensin yaşamlarımız…
WhatsApp
İhbar Hattı