Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Elektrikli Araç Sigortası: “Küçük Kaza, Büyük Fatura”

Elektrikli Araç Sigortası: “Küçük Kaza, Büyük Fatura”
Paylaş:
N

Elektrikli araç satışları; dünya genelinde uygulanan teşvikler (vergi avantajları), batarya teknolojisindeki hızlı değişim (daha ucuz ve uzun menzilli bataryalar), altyapı gelişimi (şarj ağı), ekonomik perspektif (aynı segment aracın daha ucuz alınabilmesi ve işletme maliyetinin düşüklüğü) ve düzenleyici baskı (emisyon hedefleri) gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle hızla büyüyor. Türkiye’de elektrikli araç satışları son yıllarda hızla arttı. Özellikle son iki yıldaki artışın yüzde yüzün üzerinde olduğu ifade edilmektedir. Sigorta sektörü açısından bakıldığında geleneksel kaskonun kalıpları, yerini yavaş yavaş yeni bir risk haritasına bırakıyor. Bu haritanın merkezinde ise aracın kalbi sayılan batarya paketi var.

Batarya, sadece bir parça mı?

Elektrikli aracın toplam maliyeti içindeki payına bakarsak yaklaşık %40-50’sini batarya oluşturuyor. Küresel ölçekte batarya değişim maliyetleri ise 2.500 ila 20.000 dolar arasında değişmektedir. Bu kadar yüksek bir değer, sigorta bakışını ve matematiğini baştan aşağı değiştirebileceğini gösteriyor. Küçük bir kaza bile geleneksel araçlarda sadece tampon değişimi anlamına gelirken elektrikli bir araçta batarya muhafazasına zarar verebilir. Bu da batarya hücrelerinden birinde hasar oluştuğunda tüm paketin değişimini gerektirebilir. Çünkü bu hücreler genellikle modüler olarak değil, bütün olarak üretiliyor. Yine birçok elektrikli araçta arka bagajda yer alan ve 10.000 doların üzerinde maliyetlere neden olacak batarya yönetim sistemi, küçük bir tampon dokunuşu neticesinde araca büyük zarar verebiliyor. İşte bu yüzden küresel sigorta sektöründe “minor accident, major bill” yani “küçük kaza, büyük fatura” tabiri yaygınlaştı.

Bakıldığında Avrupa ve ABD’de sigorta şirketlerinin bu farkı poliçe fiyatlarına yansıttığı ifade edilmektedir. Sektör verilerine göre elektrikli araçların kasko primleri, benzer segmentteki benzinli araçlara göre ortalama %15-25 daha yüksek seyrediyor. ABD’de ise durum daha dramatik; elektrikli araçları sigortalamak, benzinli araçlara kıyasla bazı eyaletlerde %49’a varan farkla daha pahalıya olabiliyor.

En önemlisi, aracımıza sigorta yaptırırken üretici garantisiyle kaskoyu karıştırmamak lazım. En sık yapılan hata, üretici garantisi ile kaskoyu birbirine karıştırmak. Birçok tüketici “bataryam zaten 8 yıl garantili” diyerek kaskodaki batarya teminatını önemsemiyor. Oysa üretici garantisi sadece üretim hatalarını kapsıyor. Kaza, çarpma, sel, yangın gibi dış etkenlerden kaynaklanan hasarlar garanti dışında kalıyor. Avrupa’da durum biraz daha oturmuş. AB’nin 2023’te yürürlüğe soktuğu yeni Batarya Tüzüğü (2023/1542), elektrikli araç bataryalarının 8 yıl veya 160.000 kilometrede en az %70 kapasiteyi korumasını zorunlu kılıyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Bu bir “batarya değişim zorunluluğu” değil, “kapasite garantisi”. Yani üretici, bataryanın belirli bir süre sonra çöpe dönüşmesini önlemekle yükümlü; kaza sonrası değişimi değil.

Türkiye’de sigorta şirketleri elektrikli araçlar için özel ürünler geliştirmeye başladı. Yerli üretimimiz için (TOGG) tasarlanan batarya değişimi ve onarımı teminatı bulunuyor. Yine bir başka sigorta şirketi Elektrik Motorlu ve Araç Klozu ile pilleri koruma altına alıyor. Limitsiz en yakın şarj istasyonuna çekilme ve hatalı şarj teminatı gibi hizmetler de poliçeye dâhil edilebiliyor. Elektrikli araç kaskosunda şarj kablosu zarar ve çalınma teminatı, duvar tipi şarj ünitesi için belirli limitler tanımlanabiliyor. Tabii bu arada hangisinin konut sigortası, hangisinin kasko kapsamında olduğu ayrı bir tartışma konusu olabiliyor.

Elektrikli araçlarda yangın konusu, en korkulan, en tedirgin edici husus: Termal Kaçış

Elektrikli araçlarda yangın riski, geleneksel araçlardan farklı bir kimyasal reaksiyonla ortaya çıkıyor. Lityum-iyon bataryalarda “termal kaçış” (thermal runaway) denen olgu, bir hücrenin aşırı ısınmasıyla başlayıp zincirleme reaksiyonla diğer hücrelere sıçrayabiliyor. Bu tür yangınları söndürmek çok daha zor ve uzun sürüyor. Hatta söndürüldükten saatler veya günler sonra yeniden alevlenebiliyor. Türkiye’deki özel elektrikli araçlar için kasko ürünlerinde yangın teminatı genellikle standart olarak var ancak şarj sırasında oluşan hasarın kapsama girip girmediği gibi detaylar mutlaka poliçe şartnamesinde kontrol edilmeli.

Piyasada henüz standartlaşma tamamlanmadığı için poliçe alırken kulak kabartmanız gereken noktalar var. Birincisi: “Bu poliçe, kaza sonrası batarya değişimini hangi koşullarda ve hangi limitle karşılıyor?” Çünkü bazı poliçeler onarımı kapsarken bazıları değişimi kapsıyor, bazıları ise yalnızca belirli kilometre ve yıl sınırına kadar geçerli. İkincisi: “Şarj kablosu ve wallbox hasar gördüğünde bu poliçe devreye giriyor mu?” Bu ekipmanların toplam değeri 20.000-30.000 TL’yi bulabiliyor. Üçüncüsü: “Araç şarj ederken yangın çıkarsa bu yangın teminatı kapsamında mı?” Özellikle evde şarj sırasında oluşan yangınlarda konut sigortası ile kasko arasında sorumluluk paylaşımı yaşanabiliyor.

Gelelim en önemli konuya: ASİST hizmeti; elektrikli araçta fark yaratacak kalem.

Örneğin konu elektrikli araç olunca standart çekici hizmeti yetmiyor, hatta çoğu zaman işe yaramıyor. Çünkü elektrikli araçlarda yanlış çekim yöntemi elektrik motoruna kalıcı hasar verebileceği için tablalı çekici veya tekerlek taşıyıcı (lift-ger) ekipman zorunlu. Avrupa’da bu fark çoktan poliçelere girmiş durumda; Almanya’daki ADAC verilerine göre elektrikli araç arızalarında standart çekici çağrılarının yüzde 30’u, aracın hasar görmemesi için iptal edilip özel ekipmanlı araç talep edilerek yeniden yönlendiriliyor. Türkiye’de ise bu ayrım hâlâ çoğu tüketici tarafından dikkate alınmıyor. Birçok standart kasko poliçesinin asist kapsamı “çekici” yazıyor diye elektrikli araç için yeterli sanılıyor; oysa yolda kalındığında standart çekicinin gelip aracı alamaması, alması durumunda araca hasar verebilmesi hem zaman hem de maliyet kaybı demek.

Bunun ötesinde, Avrupa Sigorta ve Reasürans Federasyonu’nun (Insurance Europe) 2025 raporunda vurguladığı gibi elektrikli araç asistinin en kritik ayağı artık “yakındaki uygun şarj istasyonuna yönlendirme” oldu. Zira dizel/benzinli bir araçta olmayan bir ihtiyaç bu: Elektrik biten bir aracın en yakın istasyona çekilmesi, hatta Türkiye’de birkaç sigorta şirketinin yapmaya başladığı gibi yerinde mobil şarj hizmeti, asistin olmazsa olmazı hâline geliyor. Tüketicilerin poliçe alırken “asist kapsamında tablalı çekici var mı, şarj istasyonuna çekilme limiti ne kadar, mobil şarj hizmeti dâhil mi” diye sorması, batarya teminatı kadar belirleyici. Bugün bu soruları sormayan bir EV sahibi, ilk arızada hem aracına zarar verebilir hem de cebinden fazladan binlerce lira çıkabilir. Piyasa oturdukça telematik tabanlı asistanların da devreye gireceği ve aracın şarj seviyesine göre otonom olarak en uygun istasyona yönlendirme yapılabileceği konuşuluyor. Ama bugün için iş, tüketicinin poliçedeki asist maddesini satır satır okumasında bitiyor.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı