Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Mahallemizin Sigortacısının "Y ve Z" Kuşağı ile İmtihanı

Mahallemizin Sigortacısının "Y ve Z" Kuşağı ile İmtihanı
Paylaş:
N

Hızlı değişimin neresindeyiz? Bir nesil, mahallenin sigortacısını, aile dostunu, yıllara saridostluğa dayanan acenteyi hâlâ güvenle tercih ederken; diğer tarafta "Dijital Yerli" Y ve Z kuşağı var. Arada ise bir uçurum kadar derin, ama bir köprü kadar da yakın bir mesafe.

Birkaç veriyle başlayalım, çünkü veriler yalan söylemez. Türkiye sigorta sektörü, 2025 yılını bir önceki döneme kıyasla tarihi bir sıçrama yaparak rekor bir prim hacmine ulaştı. Türkiye Sigorta Birliği'nin açıkladığı rakamlara göre, brüt yazılan primler yüzde 46 artışla 1,2 trilyon TL seviyesine ulaştı. Enflasyondan arındırılmış reel artış ise yüzde 11 oldu. Yeni yılın ilk yarısında da bu patlama devam etti; sektörün kasası dolmaya devam ederken, büyüme ivmesi de sürüyor.

Ama başka bir açıdan baktığımızda sigortanın toplam ekonomi içindeki payı hâlâ çok sınırlı. Allianz'ın Küresel Sigorta Raporu 2025'e göre, Türkiye'de sigorta penetrasyonu yani prim üretiminin GSYH'ye oranı yüzde 2,8 seviyesinde. Bu, bölgedeki benzer ekonomilerin bile gerisinde değil aslında; yüzde 2,2'lik bölge ortalamasının üzerindeyiz. Ama gelişmiş ülkelerdeki yüzde 6-10'luk oranlarla kıyaslandığında arada uçurum var. Türkiye Sigorta Birliği'nin 2030 vizyonunda bu oranı yüzde 5'e çıkarmak, prim üretimini 50 milyar dolara taşımak ve dünya sigorta liginde ilk 10'a girmek var. Yani pastanın toplam büyüklüğü artıyor, ama pastadan aldığımız dilim hâlâ çok küçük. Sektördeki bu geniş boşluk, aslında devasa bir fırsat alanı. Peki bu fırsatı kim, nasıl değerlendirecek?

İşte tam bu noktada Y ve Z kuşağı devreye giriyor. Ama önemli bir ayrıntı: Bu iki kuşak aynı değil. Y kuşağı, yani 1981-1996 arası doğanlar, dijital göçmen. İnterneti sonradan öğrendi ama hızla adapte oldu. Z kuşağı ise, 1997-2012 arası doğanlar, gerçek anlamda dijital yerli. Günde ortalama altı saat telefonunda; bilgiye ulaşmak için önce internete, sonra doktora başvuruyor. YouTube, Instagram ve TikTok, onların sigorta araştırma kanalları haline geldi.

Yapılan araştırmalarda, dijital kanalların yaygın kullanıldığı ABD'de sigorta alıcılarının yüzde 74'ü online araştırma yapıyor ama sadece yüzde 25'i online satın alıyor. Yani insanlar hâlâ son kararı verirken birilerine danışmak, birilerine güvenmek istiyor. Ama bu "birileri" artık sadece "sokaktaki acente" değil. Instagram'dan tanıdığı, LinkedIn'de içerik üreten, TikTok'ta sigortayı "anlaşılır" kılan biri olabiliyor.

McKinsey'in araştırmalarına göre Z kuşağının yüzde 73'ü etik ve amaç odaklı şirketlerden alışveriş yapıyor. Sigortacı da artık bir "marka" olmalı; güvenilir, şeffaf ve hikâyesi olmalı.

Bir nesil sigortayı hâlâ "sokaktaki acenteden" alıyor; dijital yerli ise yapay zeka ile hareket ediyor. Peki ya sigortacılığın kendisi? O da bu değişime ayak uydurabilecek mi?

Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 İşlerin Geleceği Raporu'na göre, sigortacılık ve emeklilik yönetimi sektöründe işverenlerin yüzde 97'si, 2025-2030 arası süreç ve görevlerin otomasyonunu hızlandırmayı planlıyor. Poliçe düzenleme, hasar değerlendirme gibi rutin işler makinelere devredilirken; danışmanlık, empati ve güven inşası gerektiren rollerin değeri artacak. Sektörde işverenlerin yüzde 91'i mevcut çalışanlarını yeniden eğitmeyi planlıyor. Yani acente ölmeyecek, evrim geçirecek.

Sigorta acentesi olmak, "poliçe satan" bir meslek olmaktan çıkıp, "Risk Danışmanı", "Yaşam Koçu" gibi — diğer bir ifadeyle hayatımızın paydaşı — stratejik bir role bürünecek. Bu genç profil, sektörün dijital dönüşümünün tam olarak aradığı "Yeni Nesil Acente" olacaktır. Önümüzdeki süreçte ilgili mevzuatta da bu yönde değişiklikler göreceğiz. SEDDK'nın gündeminde dijital acente, uzaktan müşteri tanıma ve dijital poliçe standartlarının düzenlenmesi olacaktır.

Birkaç örnekle araştırmalarımın sonucu oluşturduğum öngörülerimi paylaşmak istiyorum. En önemli değişiklik, acentenin fiziki dükkanının yerini platformun alacak; dükkan vitrininin yerini de dolayısıyla dijital vitrin alacak. Diğer bir ifadeyle yeni dükkan; web sitesi, LinkedIn, Instagram, Facebook gibi sosyal medya araçları olacak. Dosya, kağıt, çıktı kalabalığı yerini veri havuzu ve CRM sistemine bırakacak.

Diğer bir konu, çalışma saati kısıtı olmayacak önümüzdeki süreçte. Sistem, müşterinin sorularının çoğunu cevaplayabilir durumda. Poliçeyi oluşturabilecek, teknik tüm soruların cevabını chatbot içinden alabilecek, Ama unutmayalım sigorta, "güven ürünü". Z kuşağı yüzde 74 oranında online araştırma yapıyor ama satın alma anında insan onayına ihtiyaç duyuyor. Çünkü sigorta, sadece bir temint değil; "yarın ne olacak?" sorusunun cevabı.

Teknoloji tarafında yapay zeka, hava durumu, sosyal medya, coğrafi bilgileri entegre ederek dinamik risk profilleri oluşturabiliyor. Yeni nesil acente, müşterisinin doğum gününü hatırlayan, aracının kasko yenileme tarihini önceden bildiren, sağlık sigortasını aile bütçesine göre ayarlayan bir "veri uzmanı" olacak. Global online sigorta pazarı 2024'te 95,6 milyar dolar büyüklüğe ulaşmışken, 2034'te 681,2 milyar dolara çıkması öngörülüyor. Bu pastadan pay almak isteyenlerin yolu, dijitalleşmekten geçiyor.

İşin özeti, teknolojiyi kullanmayı bilen acente ayakta kalacak, direnen değil. Geleceğin acentesi, sabah kahvaltısında Instagram hikâyesi atan, öğleden sonra yapay zekayla müşteri analizi yapan, akşam ise Zoom üzerinden genç bir çiftin geleceğini teminat altına almayı konuşan biri olacak.

Mahallemizin sigortacısı ölmeyecek. Sadece dönüşecek. Eski dükkânın kapısındaki zili, artık telefonundaki bildirim sesi olacak. Ama o dükkânda oturanın verdiği güven, yıllara saygıdeğer dostluğu ve "seni düşünen biri var" hissiyatı asla değişmeyecek. Tek fark: bu hissiyatı artık dijital dünyada da verebilenler kazanacak.

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı