Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Evde Yalnız Ölü Bulunma... Beynin Yalnızlığı mı? Toplumsal Yalnızlık mı?

Evde Yalnız Ölü Bulunma... Beynin Yalnızlığı mı? Toplumsal Yalnızlık mı?
Paylaş:
N

Son yıllarda haber bültenlerinde kanıksadığımız bir cümle var: "Evde yalnız ölü bulundu."

Artık 80 yaşında kimsesiz bir teyze değil sadece. 42 yaşında bir yazılımcı, 55 yaşında emekli bir öğretmen, 38 yaşında iki çocuk annesi veya bolca ünlü… Kapıyı çilingir açıyor, komşular koku üzerine ihbar ediyor, günler sonra bulunuyor. 
Bu bir adli vaka değil. Bu bir toplumun otopsisidir.

Peki bu ölümler neden arttı? Soruyu iki yerden sormak zorundayız: Beynin içinden ve toplumun içinden.

1. Beynin Yalnızlığı: Nörolojik Bir Açlık

Beyin, sosyal bir organdır. Yalnızlık onun için romantik bir melankoli değil, biyolojik bir tehdittir.

Nörobilim bize şunu söylüyor: İnsan beyni günde en az birkaç anlamlı temas bekler. Bir göz teması, bir dokunuş, bir "nasılsın" sorusu. Bunlar gelmediğinde beyin alarm verir.

Yalnız kalan insanda önce kortizol yükselir. Stres sistemi hiç kapanmaz. Ardından prefrontal korteks, yani karar veren, plan yapan, "yarın için bir neden bul" diyen bölgemiz küçülmeye, tembelleşmeye başlar. Amigdala ise tam tersine, büyür ve her şeyi tehdit olarak algılar. Kişi kalabalıkta bile kendini güvende hissetmez.

Ve en acısı: Yalnızlık, beynin ödül sistemini bozar. Dopamin reseptörleri azalır. İnsan, insanla temas etmeden de yaşayabileceğini düşünür. Evine çekilir, perdeleri kapatır, telefonlara çıkmaz. Buna literatürde "sosyal anhedoni" diyoruz. Yalnızlık, yalnızlığı besler. Yani evde yalnız ölü bulunan kişi, o gün ölmemiştir. Beyni aylar önce toplumdan kopmuştur.

2. Toplumsal Yalnızlık: Bir Arada Yalnızlık Çağı

Eskiden yalnızlık köyde ayıptı, mahallede fark edilirdi. Şimdi ise lüks apartmanlarda normal ve modernite şeklinde düşünülüyor. 

Aynı binada 40 daire yaşıyoruz, hiç kimsenin adını bilmiyoruz. WhatsApp gruplarında 300 kişiyiz, cenazemize gelecek 3 kişiyi bulamıyoruz. 
 Dijital olarak hiper-bağlantılı, fiziksel olarak hiper-yalnız bir nesil olduk.

Buna Japonlar bir isim verdi: Kodokushi - Yalnız Ölüm. Japonya'da yılda 68 bin kişi evinde yalnız ölüyor. Şimdi aynı sessiz salgın bize geldi.

Neden?

Aile parçalandı: Çekirdek aile, geniş aileyi yuttu. Sonra çekirdek aile de kendi içinde parçalandı. Herkesin kendi evi, kendi hayatı var.

Komşuluk öldü: Eskiden "bir kap çorba" vardı. Şimdi "rahatsız etmeyeyim" var. Kimse kimsenin kapısını çalmıyor.

Yardım istemek zayıflık sayılıyor: Özellikle erkeklerde, orta yaşta işini kaybeden, eşinden ayrılan, hastalanan insan bir anda görünmez oluyor. "Ben hallederim" diyerek içe kapanıyor.

Ve sistem buna çok uygun. Online alışveriş var, evden çalışma var, evden çıkmadan aylarca yaşayabilirsiniz. Kimse yokluğunuzu fark etmiyor.

Asıl Soru Şu: Kim Suçlu?

Ne beyin ne toplum tek başına suçlu. Bu bir kısır döngü.

Toplum yalnızlaştırıyor, yalnızlaşan beyin daha da kapanıyor, kapanan beyin toplumdan daha da uzaklaşıyor. Sonunda kapı bir daha hiç açılmıyor.

Evde yalnız ölü bulunma, bir kişinin değil, o apartmanın, o mahallenin, o şehrin yalnızlığının ilanıdır.
Peki Ne Yapmalı?

Reçete ilaç değil, temas.

Bir hekim olarak söylüyorum: Tansiyon ilacı kadar önemli bir reçetem var.

1.  Bir kişiyi sahiplenin: Apartmanınızda yalnız yaşayan birini. Haftada bir kapısını çalın. Bahane uydurun. "Tuz var mı?" deyin.
2.  Görüntülü değil, göz göze konuşun: Bayramda mesaj atmak yetmez. Bir kahve için, 15 dakika. Beyin mesaja değil, sese ve yüze ihtiyaç duyar.
3.  Yalnızlığı hastalık gibi görün: Arkadaşınız 3 gündür dışarı çıkmıyorsa, 3 gündür story atmıyorsa bu bir "tercih" değil, bir yardım çağrısı olabilir.

Unutmayın, beynimiz yalnız kalmak için tasarlanmadı. İnsan, insanın ilacıdır.

Bugün Ankara'da, İstanbul'da, herhangi bir şehirde, bir evde tek başına oturan yüzlerce insan var. Belki de bu yazıyı okuduktan sonra arayacağınız o bir kişi, yarın gazetelerde "evde yalnız ölü bulundu" haberinin öznesi olmaktan kurtulacak.

Yalnızlık kader değildir. İhmaldir.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı