Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Kelimelerin Nabzı

Kelimelerin Nabzı
Paylaş:
N

İletişim dediğimiz, aslında iki insan arasında kurulan görünmez bir köprüdür. Bu köprünün sağlamlığı ise söylenen sözler kadar o sözlerdeki duygulara da bağlıdır. 

Aynı cümle, sevgiyle söylendiğinde şifa olur, öfkeyle söylendiğinde yara açar. 
Bazen bir “Nasılsın?” sorusu insanı ayağa kaldırırken, bazen en doğru cümle bile yanlış zamanda ve yanlış duyguyla söylendiği için kalpleri birbirinden uzaklaştırabilir.

Yaşadığımız çağ, hızlı aksiyon ve hızlı cevaba koşullanmıştır. Yapılan her işte hız teşvik ediliyor ve özellikle isteniyor. Beklemek ise zaman kaybı gibi görülüyor. Oysa doğanın ritmine baktığımızda en kıymetli dönüşümlerin aceleyle gerçekleşmediğini görürüz. Bir tohumun filizlenmesi, bir yaranın kapanması, bir ağacın kök salması ve meyve vermesi zamanını ister.

İnsan da doğanın bu ritminin bir parçasıdır. Güven zaman ister. İyileşme zaman ister. Değişim zaman ister. Kırılmış bir kalp tek bir cümleyle onarılmaz, kaybolmuş bir güven tek bir özürle geri gelmez. Bedenin dokuları nasıl sabırla yeniden yapılanıyorsa, bilinçaltımız da yeni deneyimlerle, yeni anlamlarla ve yeni umutlarla yavaş yavaş dönüşür. Bu nedenle sabır, yalnızca beklemek değildir. Geçen zamanın içine anlayışı, umudu ve nezaketi yerleştirebilmektir. Kalıcı iyilik hali, hayatın doğal ritmine saygı duyabildiğimizde başlar.

Sağlık alanında çalışanlar bilir ki, tedavi yalnızca ilaçtan ibaret değildir. Hastanın kendini anlaşılmış hissetmesi, güven duyması ve umut beslemesi de iyileşmenin önemli parçalarıdır. Bilim, stresin hormonlarımızı, bağışıklık sistemimizi ve hatta ağrı algımızı olumsuz etkilediğini gösteriyor. Bunun tersine, güven veren bir iletişim ve huzurlu bir ruh hâli, bedenin doğal onarım mekanizmalarını destekleyebilmektedir. Bu nedenle bazen bir hekimin sakin sesi, bir yakının şefkatli dokunuşu ya da içten bir tebessüm, tedavi sürecinin sessiz ama güçlü yardımcıları hâline gelir.

Bir de bilinçaltımız var… Çocukluğumuzdan bugüne kadar duyduğumuz binlerce cümleyi sessizce saklayan görünmez bir arşiv. “Yapamazsın”, “Dikkat et düşersin”, “Sen zaten böylesin” gibi tekrar edilen ifadeler, zamanla insanın kendisiyle yaptığı iç konuşmalara dönüşebilir. Farkına varmadan kendi hayatımızın en sert eleştirmeni olabiliriz.

Neyse ki bilinçaltı, yalnızca eski kayıtları saklayan bir kasa değildir;.Aynı zamanda yeni deneyimlerle yeniden şekillenebilen canlı bir sistemdir. Her yeni öğrenme, her olumlu deneyim, her sağlıklı ilişki bu görünmez satırlara yeni cümleler ekler. Kendimize ve çevremize kurduğumuz dil değiştikçe, davranışlarımız da yavaş yavaş değişmeye başlar. İşte sabır burada yeniden devreye girer. Çünkü yıllar içinde yazılmış bir hikâye, tek bir günde yeniden kaleme alınmaz.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan, birbirimizi dinlemeyi yeniden öğrenmektir. Cevap vermek için değil, anlamak için dinlemek… İkna etmek için değil, hissetmek için konuşmak… Çünkü gerçek iletişim, sesin ulaştığı yerde değil, kalbin duyulduğu yerde başlar.

Unutmayalım ki insanın kaderini bazen büyük olaylar değil, her gün tekrar ettiği küçük cümleler belirler. Bu yüzden kelimelerimizi özenle seçelim. Başkalarına söylediğimiz kadar, kendimize söylediklerimizi de…

Bazen en güçlü ilaç, doğru zamanda söylenmiş umut dolu bir cümledir. En kalıcı tedavi ise sabırla kurulan sağlıklı bir iletişimdir.

“İnsan önce kelimeleriyle iyileşir.”

Sevgi ile…

@drserafettinozdogan  

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı