Bir beyin cerrahının günü, çoğumuzun mesaisi başlamadan saatler önce başlar. Çünkü ameliyat ettiği organ, hatayı affetmez. Bir milimetrelik sapma; bir kelimenin, bir anının, bir insanın silinmesi demektir.
06:45 – Zihnin Isınması
Gün, ameliyat listesini tekrar gözden geçirmekle başlar. MR görüntüleri, anjiyolar, tümörün sınırları… Kahve eşliğinde değil, adrenalin eşliğinde yapılan bir prova. Çünkü beyin cerrahisinde “ezber” yoktur. Her kıvrım, her damar hastaya özeldir. Bir haritacının daha önce hiç çizilmemiş bir araziyi ezberlemesi gibi.
07:00 – Hastanenin Sessiz Gürültüsü
Vizitte hasta yakınlarının gözünde aynı soru var: “Hocam, uyanacak mı?” Bu sorunun ağırlığı, taşıyacağınız uzun saatlik ameliyatın ağırlığından fazla. Tıpta en net istatistikleri versen de karşı tarafın duyduğu tek şey umuttur ya da korku. Aradaki çizgide yürümek, cerrahinin diplomasız dersidir.
08:00 – 14:00 – Zamanın Durduğu Oda
Ameliyathane. Mikroskopun başında dünya küçülür: 12x büyütmede bir damar, bir sinir, bir tümör. Dışarıda saatler geçer, içeride saniyeler. Ekipteki herkesin nefesi senin eline bağlıdır. Asistanın verdiği ekartörün açısı, hemşirenin uzattığı pensin hızı… Orkestra şefi gibi ama yanlış bir nota, konseri bitirmez; bir hayatı bitirir.
En büyük yanılgı: “Soğukkanlı olmalılar”. Tam tersi. Bir beyin cerrahı ameliyatta duygularını kapatmaz, kilitler. Korkuyu, yorgunluğu, açlığı bir çekmeceye koyar. Çünkü o çekmece ameliyattan sonra açılır. Ve bazen, otoparkta direksiyona başını koyup 5 dakika ağlamak da mesleğin bir parçasıdır.
Zorluklar: Neşterden Daha Keskin 4 Gerçek
1. Karar Yükü
Ameliyat etmek kadar, etmemek de bir karar. 82 yaşında, tümörü ilerlemiş bir hastaya “risk çok yüksek” demek, “masada kalabilir” demekle aynı. O cümleyi kurduğunda, birinin torununu görememe ihtimalini imzalıyorsun.
2. Uykuyla Savaş
Nöbet, acil kanama, 112 araması: “Trafik kazası, beyin ödemi”. 36 saatlik uykusuzluk sonrası bile elinin titrememesi gerekir.
3. Vicdani Ses
Beklenen komplikasyon olduğunda ilk sorulan “İhmal var mı?” oluyor. Alınan onamlar, anlatılan riskler, ölümcül hastalıkların yaşam süresi unutuluyor. Tıbbın doğasında olan yüzde 1’lik risk, mahkeme salonunda yüzde 100 kusura dönüşebiliyor. Bu yüzden birçok cerrah, riskli ama hayat kurtarıcı ameliyatlardan çekiniyor. Adına “defansif tıp” diyorlar. Sekonder kazanç elde etmek isteyenler yüzünden günümüzde cerrahi branşlara ilgi azalıyor.
4. Normali Kaybetmek
Çocuğunun doğum gününe, okul müsameresine, bayram yemeğine geç kalmak… Beyin cerrahının takvimi, başkalarının acil durumuna göre yazılır. Sevdiklerinle geçiremediğin zaman, mesleğin görünmeyen faturasıdır.
Ama Neden Beyin Cerrahı Olunur?
Beyin cerrahisi, matematiği en yüksek, ama duygusu da en yüksek branştır. Kaybettiğinde üzülürsün. Kazandığında ise bir insanı değil, bir annenin evladını, bir çocuğun babasını, bir dedenin hatıralarını geri verirsin.
Hastane koridorunda yürüyen o yeşil formalı insanlar süper kahraman değildir. Etiyle kemiğiyle, korkularıyla insandır. Farkları şudur: Herkesin “en kötü günü” olan ameliyat günü, onların “iş günü”dür.
Ve belki de en büyük ameliyat, her sabah aynaya bakıp “Bugün de bir beyne dokunacağım” diyebilecek cesareti bulmaktır. Çünkü beyin, insanın evidir. O eve girerken ayakkabılarını değil, benliğini çıkarırsın kapıda.
Aşkın Hocanın emeğine.feda
karlığına,cesaretine, sabrına
,merhametine saygıyla diyorum.Allah sizlere sağlıklı
uzun ömrüleriniz olsun.
Bir insanın beynine dokunmak, aslında onun hayatına, anılarına, sevdiklerine ve geleceğine dokunmaktır. Bu yüzden beyin cerrahları sadece ameliyat yapmaz; kimi zaman bir annenin duasına, bir çocuğun umuduna, bir ailenin yeniden nefes alışına vesile olurlar.
Dışarıdan bakınca sadece güçlü görünürler. Oysa her ameliyatın arkasında büyük bir sorumluluk, sessiz bir korku ve tarifsiz bir vicdan vardır. Çünkü hata payının neredeyse olmadığı bir yerde, her karar insan hayatına yazılır.
Ve belki de en kıymetlisi şudur:Birçok insan beynin ne kadar mucizevi olduğunu düşünürken, onlar her gün o mucizenin içine girip, bir hayatı yeniden ayağa kaldırmaya çalışırlar.
İyi ki böyle insanlar var.Bilgisi kadar yüreği de güçlü olan tüm beyin cerrahlarına saygıyla…