Yılın bu dönemlerinde hep aynı manzara tekrar ediyor.
Sınavlar biter, sonuçlar açıklanır, tercihler başlar. Kimi büyük bir sevinç yaşar, kimi hayal kırıklığı…
Kimi ise belirsizliğin içinde!
Oysa bu süreçte en az konuşulan konu, gençlerin ve ailelerinin bedenlerinde taşıdığı görünmez yorgunluktur.
Çünkü stres yalnızca zihinde yaşanmaz. Beden de sınava girer.
Uzun aylar boyunca süren hazırlık döneminde omuzlar fark edilmeden düşer, çene sıkılır, nefes yüzeyselleşir. Uykular bölünür, sindirim sistemi değişir, baş ağrıları, boyun tutulmaları ve bitmeyen bir halsizlik ortaya çıkar.
İnsan çoğu zaman bunun yalnızca yoğunluktan kaynaklandığını düşünür. Oysa beden, zihnin taşıdığı yükü sessizce üzerine almıştır.
Sonuç ekranına bakılan birkaç dakika, aslında aylar süren duygusal yatırımın karşılığıdır. Beklenen puan gelmediğinde yalnızca bir sayısal eksik değildir. Emek, umut ve gelecek hayalleri de sarsılmış hissedilebilir. İyi ya da idare edilebilir bir sonuç geldiğinde bile bu kez tercih süreci başlar. “Doğru kararı verebilecek miyim?” sorusu yeni bir stres dalgası oluşturur.
Hayatın önemli dönemeçlerinde karar vermek kolay değildir..
Modern nörobilim bize gösteriyor ki yoğun stres altında çalışan beyin, seçenekleri değerlendirmekte zorlanır. Dikkat daralır, ayrıntılar gözden kaçar ve kararlar çoğu zaman korku merkezli hâle gelir. Bu nedenle tercih döneminde yalnızca puanlara değil, zihinsel dinginliğe de ihtiyaç vardır. Birkaç dakika derin nefes almak, kısa yürüyüşler yapmak, sevilen insanlarla konuşmak ve iyi uyumak; bazen saatlerce yapılan kaygılı hesaplardan daha değerli olabilir.
Ailelerin de bu süreçte önemli bir sorumluluğu vardır. Çocuklarının puanını değil, duygusunu okumaya çalışmalıdırlar.
Çünkü gençler çoğu zaman başarısızlıktan değil, sevdiklerini hayal kırıklığına uğratmaktan korkarlar. Oysa en güçlü destek, koşulsuz kabul görebilmektir. “Senin yanındayız” cümlesi, bazen en yüksek puandan daha fazla güç verir.
Bu günlerde kendimize sormamız gereken en önemli soru:
“Bir sınav sonucu gerçekten insanın değerini ölçebilir mi?”
“Elbette hayır.”
Bir puan, yalnızca o günkü performansı gösterir. Merakı, vicdanı, çalışkanlığı, karakteri, üretkenliği ve sevgiyi ölçemez. Hayat, tek bir sınavdan çok daha geniş, insan ise tek bir sonuçtan çok daha büyüktür.
Sonuçlar açıklanır, tercihler yapılır ve zaman ilerler. Geleceği belirleyen sadece aldığımız puanlar değil, zorluklar karşısında koruyabildiğimiz umut, denge ve insanlığımızdır.
Hayatın en önemli sınavı, sonuç ekranında değil, umudumuzu kaybetmeden yolumuza devam edebildiğimizde kazanılır.
Sevgi ile….
@drserafettinozdogan