Ülkemizde insanlar şehirler arası seyahatlerde bir şehre girerken karşısına çıkan ilk şeylerden ve belleklerde heyecan uyandıran ilk temaslardan biri şehir tabelalarıydı!
Her zaman geçiş yaptığımız noktalardaki bu tabelalarda sadece şehrin adı değil, o şehrin nüfusu ve rakımı da yazardı. Kimi şehir deniz seviyesinden yakınken kimi ise, yüzlerce metre yüksekteydi, kimi binlerce metre rakımdaydı. Seyahatler esnasında şehirlere girmeden şehirler hakkında bir bilgi oluşturduğu insan hafızasında. Tabelalardaki nüfusu ise o şehrin büyüklüğünü, gelişmişliğini ve demografik yapısını anlatırdı.
Şimdi ise tabelalarda çoğu zaman yalnızca şehir adı var.
Peki, nüfus ve rakım neden kaldırıldı? İnanıyorum ki çoğu insanda merak uyandıran bir durumdur tabelalar neden kalktı diye. Çok defasında biri birimize defaten sorulan ve cevabı alınmayan bir soru olmuştur.
Elbette bunun resmi olarak yapılan açıklamaların gerekçesi anlaşılabilir. Nüfus her yıl değişiyor olması, yeni nüfus verileri açıklandığında tabelaların yeniden değiştirilmesi, kamu açısından maliyet hem de sürekli bir tabela yenileme ihtiyacı doğuruyor. Rakım konusunda da ülkemizde kentler, ilçeler ve köyler hızla gelişiyor ve büyüyor ve yaşam sahaları belirtilen alanların dışına yayıldıkça ölçüm noktaları da buna göre farklılıklar ortaya koyabiliyor.
Tasarruf açısından bakıldığında bu gerekçelerin elbette bir karşılığı var.
Fakat meseleye yalnızca maliyet hesabıyla bakmak ne kadar doğru?
Tabela sadece tabela değildir.
Bir şehir tabelası, bana göre yalnızca sürücünün hangi şehre girdiğini gösteren bir levha değil!
O tabela, şehrin kimliğidir.
Bir Malatyalı için Malatya tabelası, bir Adıyamanlı için Adıyaman tabelası, bir Elazığlı için Elazığ tabelası sadece birkaç harften ibaret değildir.
O tabelada biraz tarih vardır.
Biraz coğrafya vardır.
Biraz memleket hasreti vardır.
Ve biraz da o şehrin hikâyesi vardır.
Eskiden tabelada rakımı gördüğümüzde şehrin coğrafyasını öğrenirdik. Nüfusunu gördüğümüzde ise o şehrin büyüklüğü hakkında fikir sahibi olurduk.
Bugün ise çoğu tabelaya baktığımızda yalnızca şehrin adını görüyoruz.
Günümüzün gelişen teknolojisinde o kadar çözümler varken tabelaları sadeleştirmek ne kadar doğru bilmem?
Ama asıl sorulması gereken soru belki de budur.
Nüfus her yıl değişiyorsa, bunun çözümü nüfus bilgisini tamamen kaldırmak mı olmalıydı?
Bugün teknoloji çağındayız. Dijital ekranlar, değiştirilebilir panolar ve elektronik sistemler artık hayatımızın her alanında insanoğluna hizmetinde.
Nüfus bilgisi güncellenecekse güncellensin. Nihayetinde 81 ilde her yıl tabelaları değiştirmeyi gerektirecek derecede bir nüfus artışı yok nihayetinde. Tabi ki metropol şehirler bu kapsam dışında bulundurulabilir. Tabelalarda nüfus ve rakım ibarelerinin yazılması ABD ve Kanada’da Kuzey Amerika kültürünün yaygın bir geleneğidir.
Örneğin:
MALATYA
Nüfus: 750 bin
Rakım: 950 metre
Ve nüfus değiştiğinde sadece küçük bir bilgi paneli güncellensin.
Bunun yerine şehirlerin kimliğini anlatan bilgileri tamamen kaldırmak bana biraz fazla sadeleştirme gibi geliyor.
Şehirleri birbirine benzetmemeliyiz
Türkiye'nin güzelliği biraz da şehirlerinin birbirinden farklı olmasında.
Erzurum'un soğuğu başka, Antalya'nın sıcağı başka…
Rize -Trabzon’un yeşili ve iklimi başka…
Hakkâri’nin rakımı ve doğal güzellikleri başka…
Van gölünün büyüklüğü ve güzelliği başka, İzmir'in denizle kurduğu ilişki başka…
Malatya'nın kayısısı başka, Şanlıurfa'nın tarihi başka, Amasya’nın yeşili başka…
Bu farklılıkları yaşatmak sadece festivallerle, tanıtım filmleriyle veya turizm kampanyalarıyla olmaz.
Bazen küçücük bir şehir tabelası bile o şehrin karakterini anlatır.
Bu nedenle meseleye sadece “tabelada nüfus yazsın mı, yazmasın mı?” diye bakmamak gerekiyor.
Asıl mesele, şehirlerimizin kimliğini görünür kılmak.
Elbette tasarruf edelim ama hafızamızdan vazgeçmeyelim.
Kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını geçmişte kamuda çalışan biri olarak ne kadar önemli olduğunu bilen ve savunan biriyim.
Tabii ki gereksiz harcamalardan kaçınılmalıdır.
Ancak tasarruf yaparken şehirlerin hafızasını da koruyabiliriz.
Bugün bir şehre giren insan, tabelada o şehrin adını görüyor.
Ben ise şunu görmek isterim:
Şehrin adı…
Rakımı…
Güncel nüfusu…
Ve belki o şehri anlatan kısa bir cümle…
Çünkü şehir dediğimiz şey sadece bir isim değildir.
Şehir; insanıyla, tarihiyle, coğrafyasıyla, kültürüyle ve hafızasıyla bir bütündür.
Belki de yıllar önce kaldırılan o nüfus ve rakım bilgilerini yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir. Bu nedenle bugün de seyahat esnasında Malatya'dan Elazığ Bingöl ve Erzurum güzergahındaki seyahatimde arkadaşlarımla bu konuyu dile getirerek bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. Umarım yetkililer bu söylemlerimizi dikkate alırlar.
Tasarruf edelim, tüm benliğimle evet.
Ama şehirlerimizin tabelalarından şehirlerin ruhunu silmeden…
Çünkü bazen bir tabela, sandığımızdan çok daha fazlasını anlatır.
Kalın sağlıcakla.