Türk bilim kurgu projesi “Pantheon”, yalnızca kurgusuyla değil, çıkış hikâyesiyle de dikkat çekiyor. Manşet Haber’e konuşan projenin mimarı Tayfun Uçar, sürecin yıllar önce oğluyla kurduğu bir oyunla başladığını anlattı.
BİLİM SEVGİSİNDEN DOĞAN SENARYO
Tayfun Uçar, oğlu Deniz Uçar’ın henüz 6 yaşında olduğu dönemde başlattıkları süreci şu sözlerle aktardı:
“Hayatım boyunca bir senaryo yazmak aklımın ucundan bile geçmemişti. Her şey 6 yaşındaki çocuğuma erkenden ‘bilim sevgisi’ aşılamak için kurguladığım bir yaz tatili oyunuyla başladı.”
Bugün ise o günlerin küçük çocuğu Deniz Uçar, endüstriyel tasarım eğitimi alan bir üniversite öğrencisi olmasının yanı sıra projenin senaryo ekibinde aktif olarak yer alıyor.
KURGU BÜYÜDÜ, EKİP GÜÇLENDİ
Başlangıçta bir oyun olarak ortaya çıkan hikâye, zamanla çağdaş gizemleri ve şehir efsanelerini açıklayan kapsamlı bir evrene dönüştü. Sürece Güneş Çavuş’un da dahil olmasıyla proje profesyonel bir senaryo yapısına kavuştu.
ZAMAN VE GÜÇ MÜCADELESİ
“Pantheon”, geçmişe mikro solucan delikleri aracılığıyla müdahale edebilen “Kadimler” ile onların yönlendirdiği medeniyetler arasındaki güç mücadelesini konu alıyor. İnsanlığın tarihine müdahalenin bir silaha dönüştüğü evrende, farklı ırklar ve aktörler arasında dengeyi değiştirecek isim ise genç tarihçi Becky Bennet oluyor. Genetik bir mutasyonla hem tehdit hem de avantaj taşıyan Bennet, geçmişin sırlarıyla yüzleşirken zaman müdahaleleri içinde kritik seçimler yapmak zorunda kalıyor.
28 FESTİVALDE ULUSLARARASI BAŞARI
“Pantheon”, 4 aylık süreçte ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, İspanya, Kuzey Makedonya, Tayland, Hindistan ve Pakistan’da düzenlenen 28 festivalde ödül ve resmi seçkiler elde etti.
Projenin henüz çekilmiş bir yapım olmadığını belirten Tayfun Uçar, elde edilen tüm başarıların senaryo ve TV pilot senaryosu kategorilerinde kazanıldığını ifade etti.
TÜRK BİLİM KURGUSUNDAN GÜÇLÜ MESAJ
Bir baba-oğul oyunu olarak başlayan bu süreç, bugün uluslararası başarıya ulaşan bir projeye dönüşmüş durumda. “Pantheon”, Türk yapımı bilim kurgu senaryolarının küresel ölçekte karşılık bulabileceğini ortaya koyan güçlü bir örnek olarak öne çıkıyor.