Işık’a göre, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan süreç, enerji fiyatları ve tedarik zinciri üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Petrol ve doğalgazda yüksek dışa bağımlılığı bulunan Türkiye’nin bu tür bir şoka karşı mevcut ekonomi politikalarıyla savunmasız kaldığını belirten Işık, enerji fiyatlarındaki artışın cari açık ve enflasyon üzerinde ciddi risk yarattığını ifade etti.
ENFLASYONDA KALICILIK RİSKİ ARTIYOR
Enerji maliyetleri, lojistik sorunlar ve küresel belirsizliklerin fiyatlar üzerinde kalıcı bir baskı oluşturduğunu belirten Işık, savaş sona erse bile fiyatların eski seviyelerine dönmesinin kolay olmayacağını söyledi. Bu durumun önümüzdeki aylarda daha belirgin hale geleceğini dile getirdi.
YENİ POLİTİKA SETİ ÇAĞRISI
Işık, mevcut koşullarda klasik para politikalarının yeterli olmayacağını belirterek, enerji maliyetlerini sınırlayacak kamu destekleri, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi gibi daha kapsamlı adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca Körfez sermayesinin Türkiye’ye çekilmesi için hukuki güven ve yatırım ortamının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
“BU SÜREÇ MEVCUT PROGRAMLA YÜRÜTÜLEMEZ”
Işık, küresel ölçekte ülkelerin krizlere karşı yeni politika setleri geliştirdiğini hatırlatarak, Türkiye’nin de zaman kaybetmeden daha güçlü ve bütüncül bir ekonomi programına geçmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut programın yeni risklere yanıt vermekte yetersiz kaldığını belirten Işık, gecikmenin maliyetinin artabileceği uyarısında bulundu.