Türkiye’de kademeli emeklilik tartışması yeniden alevlendi. DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli’nin hazırladığı kanun teklifi 26 Ekim’de TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklif 28 Ekim’de Plan ve Bütçe Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna gönderildi. AK Parti kaynakları ise 31 Ekim’de yeni bir erken emeklilik modeli için yürütülen bir yasal çalışma olmadığını açıkladı. Kaynaklar, gerekçe olarak EYT düzenlemesinin kamu maliyesine getirdiği yükü gösterdi.
Kademeli Emeklilik Federasyonu Başkanı ve Emeklilikte Tarihe Takılanlar (ETT) Derneği Başkanı Filiz Koç Konca, bu tabloyu habere özel değerlendirdi. Konca, işe giriş tarihine dayalı sistem yerine doğum yılı, prim ve hizmet süresini esas alan kademeli bir reform istedi.
MAĞDURİYETLERİN ORTAK KELİMESİ: TARİH
Konca, farklı mağduriyetleri tek tek sıraladı:
“Bugün birbirinden farklı görünen pek çok mağduriyetin ortak bir kelimesi var: Tarih. Esnafın meslek odasında kaydı var, yıllarca çalışmış; ancak o döneme ait Bağ-Kur tescili yok. Çalıştığı yılların emeklilik hesabında karşılığını arıyor. Stajyerin, çırağın elinde sigorta kartı var. Çocuk yaşta işyerine girmiş, meslek öğrenmiş, üretime katılmış. Fakat o başlangıç, emekliliğe esas sigorta başlangıcı kabul edilmiyor.”
Federasyon Başkanı, doğum borçlanmasındaki eşitsizliğe de dikkat çekti:
“Askerlik, sigorta başlangıcından önce yapılmış olsa da borçlanılabiliyor. Doğum borçlanmasında ise annenin doğumdan önce sigortalı olması aranıyor. Askeri dünyaya getiren annenin emeği için de sigorta öncesi doğumları kapsayan adil bir borçlanma hakkı neden kurulmasın?”
DAHA FAZLA PRİM ÖDEYEN YILLARCA BEKLİYOR
Konca, EYT sınırının yarattığı farkı şöyle anlattı:
“8 Eylül 1999 ve öncesinde emekliliğe esas sigorta başlangıcı bulunanlar, ilgili prim ve hizmet koşullarını tamamladıklarında EYT düzenlemesinden yararlanabiliyor. Bu tarihten sonra başlayan kişi ise emekli olmuş akranından daha fazla çalışmış, daha çok prim ödemiş olsa bile yıllarca bekleyebiliyor.”
Konca, sisteme sert bir eleştiri yöneltti:
“Bu hâliyle sistem, adil bir emeklilik modelinden uzaklaşıp SGK’nın mağdur biriktirme modeline dönüşüyor.”
KADINLAR İÇİN TABLO DAHA FARKLI
Konca, işe giriş tarihine bağlı sistemin adaletsizliğini şu sözlerle anlattı:
“İlk işe giriş tarihi, insanın her zaman kendi iradesiyle belirleyebildiği bir tarih değildir. Kimi eğitimine devam eder; lisans, yüksek lisans, doktora derken çalışma hayatına daha geç katılır. Kimi iş arar ama bulamaz. Kimi depremde, selde bütün düzenini kaybeder. Kimi hastalıkla mücadele eder.”
Kadınlar için tablo daha ağır. Konca şöyle konuştu:
“Kadınlar açısından buna aile baskısı, çocuk ve hasta bakımı, ev içindeki sorumluluklar da eklenir. Çalışmasına izin verilmeyen veya ailesinin bakım yükünü üstlenen bir kadının geç sigortalı olması, hayatı boyunca taşıyacağı bir emeklilik cezasına dönüşmemelidir.”
ÖNERİLEN MODEL
Konca’nın önerdiği modelin ana hatları şöyle:
• Doğum yılına göre dengeli bir kademe kurulmalı.
• Prim ve hizmetin karşılığı güçlendirilmeli.
• Gerekli koşulları tamamladıktan sonra kayıtlı çalışmaya devam eden kişi, ilave emeğinin aylığına katkısını görebilmeli.
• Vatandaş, bugün emekli olduğunda alacağı tahmini aylığı ve bir yıl daha çalışmasının sağlayacağı artışı önceden hesaplayabilmeli.
• Emekli olduktan sonra çalışmayı sürdürenler için ilave primin aylığa katkı sağlayabileceği, kuralları baştan belli bir seçenek oluşturulmalı.
Konca, “İnsan sisteme katkı sundukça karşılığını görebilmeli; emekliliğini söylentilere ve yeni yasa beklentilerine göre yaşamamalıdır” dedi.
1999 SONRASININ TAMAMI KAPSANMALI
Konca, kuşaklar arası adalet çağrısı yaptı. Bu reformun kuşaklar arasındaki adaleti sağlaması gerektiğini dile getiren Konca, “1999–2008 arasında ilk defa sigortalı olanların, kendilerinden önceki EYT’li akranlarıyla aralarında oluşabilen 17-20 yıllık fark giderilirken, 2008 sonrasında başlayanlar yeni bir mağduriyetin içine bırakılmamalıdır. 9 Eylül 1999 ve sonrasının tamamını kapsayan, yeni uçurumlar oluşturmayan bir formül kurulmalıdır.” dedi.
Federasyon Başkanı Konca, istihdam koşullarının da hesaba katılmasını gerektiğini belirterek, “Ellili yaşlarında işini kaybeden insanın yeniden iş bulmakta yaşadığı güçlük ortadayken, emekliliği yalnızca 60–65 yaş sınırları üzerinden tasarlamak yeterli değildir.” diye konuştu.
“SİSTEMİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ KORUMAK ZORUNDAYIZ”
Konca, önerilerin mali boyutunu şöyle anlattı:
“Elbette sistemin sürdürülebilirliğini korumak zorundayız. Devletimizin mali gücü ve gelecek kuşakların sosyal güvenliği hepimizin sorumluluğudur. Bunun için önerilerimizin maliyetini hesaplamalı; kayıtlı istihdamı ve prim gelirlerini artıracak teşvikleri birlikte kurmalıyız.”
“DÜN EYT VARDI, BUGÜN ETT VAR”
“Dün EYT vardı, bugün ETT var.” diyen Konca, başka isimlerle milyonlarca yeni mağdurun ortaya çıktığı bir düzende Türkiye Yüzyılı’nın sosyal güvenlik hedeflerine ulaşılamayacağını söyledi. Konca, “Artık her dönemde yeni bir mağduriyet başlığı açılmasını önleyecek bir reforma ihtiyacımız var. Türkiye Yüzyılı’nda vatandaşın emeği değer bulmalı, emekliliği tarihe takılmamalıdır.” dedi.