Otomobil, otobüs, tren veya gemide yolculuk sırasında kitap okumak ya da telefon ekranına bakmak bazı kişilerde mide bulantısı, baş dönmesi ve terlemeyi tetikleyebiliyor. Hareket hastalığı olarak bilinen bu durumun temelinde, gözler ile iç kulaktaki denge sisteminden beyne ulaşan hareket bilgilerinin uyuşmaması bulunuyor. “Beynin zehirlendiğini sanması” ise bu tepkinin evrimsel kökenini açıklamak için ortaya atılan ancak kesinliği kanıtlanmamış hipotezlerden biri olarak öne çıkıyor.
GÖZLER SABİT, İÇ KULAK HAREKETİ HİSSEDİYOR
Araç hareket ederken iç kulaktaki denge sistemi hızlanma, yavaşlama, viraj ve yön değişikliklerini algılıyor. Buna karşılık kitap sayfasına veya telefon ekranına odaklanan gözler nispeten sabit bir görüntü görüyor. Böylece gözler ile denge sisteminden beyne birbiriyle uyuşmayan hareket bilgileri ulaşıyor. Hareket hastalığının en yaygın kabul gören açıklamalarından biri de bu “duyusal çatışma”.
Bu uyuşmazlık yalnızca mide bulantısına neden olmayabiliyor. Baş dönmesi, soğuk terleme, solgunluk, sıcaklık hissi, baş ağrısı, uyku hali, yorgunluk, tükürük salgısında artış ve kusma da belirtiler arasında yer alıyor. CDC’ye göre yeterince güçlü bir hareket uyaranına maruz kalındığında işlevsel denge sistemine sahip hemen herkes hareket hastalığı yaşayabiliyor.
Hareket hastalığına yatkınlık ise kişiden kişiye değişiyor. İki yaşından küçük çocuklarda durum genellikle daha az görülürken duyarlılık ilerleyen yıllarda artıyor ve 7-12 yaş arasında en yüksek seviyeye ulaşıyor. Yetişkinliğe doğru yatkınlık çoğunlukla azalıyor. İkiz çalışmalarından elde edilen bulgular da kişiler arasındaki hareket hastalığı yatkınlığı farklılıklarının yüzde 55 ila 70'inin kalıtsal faktörlerle bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
BEYNİN ZEHİRLENDİĞİNİ SANDIĞI İDDİASI NEREDEN GELİYOR?
Hareket hastalığının neden özellikle bulantı ve kusmaya yol açtığını açıklamaya çalışan teorilerden biri, konuyu insanın evrimsel geçmişiyle ilişkilendiriyor. Psikolog Michel Treisman tarafından 1977'de ortaya atılan hipoteze göre görme, denge ve vücudun konum algısı arasındaki olağandışı uyuşmazlık, geçmişte bazı nörotoksinlerin sinir sistemi üzerinde oluşturduğu etkilerle bağlantılı olmuş olabilir.
Bu görüşe göre beyin, birbirini tutmayan duyusal sinyalleri potansiyel bir zehirlenmenin göstergesi olarak algılamış ve zararlı maddenin vücuttan uzaklaştırılması için kusma mekanizmasını harekete geçiren bir savunma sistemi gelişmiş olabilir. Modern araçlarda yaşanan hareket ise gerçekte ortada bir zehir bulunmamasına rağmen benzer duyusal uyuşmazlığı ortaya çıkarıyor.
Ancak “beyin zehirlendiğinizi sanıyor” açıklaması kesinleşmiş bilimsel bir gerçek değil. Bu görüş, hareket hastalığının evrimsel kökenini açıklamaya çalışan hipotezlerden biri. Bilimsel açıdan daha güçlü kabul gören açıklama ise gözler ve iç kulaktaki denge sisteminden gelen bilgilerin birbirleriyle uyuşmaması.
ARAÇ TUTMASINA KARŞI NE YAPILABİLİR?
Yolculuk sırasında bulantı başladığında alınabilecek ilk önlemlerden biri telefon veya kitaba bakmayı bırakmak. Dışarıya, özellikle ufuk çizgisine veya aracın ilerlediği yöne bakmak, gözlerin algıladığı hareket ile iç kulağın hissettiği hareket arasındaki uyumsuzluğun azalmasına yardımcı olabiliyor. Gereksiz baş hareketlerini azaltmak, mümkünse gözleri kapatmak ve araçta hareketin daha az hissedildiği bir konumu tercih etmek de uygulanabilecek yöntemler arasında bulunuyor.
Yolculuk öncesinde yeterince uyumak da önem taşıyor. Uykusuzluk hareket hastalığına karşı hassasiyeti artırabilirken alkol ve nikotin de belirtilerin ağırlaşmasına yol açabiliyor. Yolculuk sırasında aşırı yemek yerine daha hafif beslenmek ve sıvı tüketimine dikkat etmek de öneriler arasında yer alıyor. Zencefil gibi yöntemlerin faydasına ilişkin araştırmalar bulunmasına rağmen bilimsel sonuçlar kesin değil.
Hareket hastalığını önlemeye yönelik ilaç seçenekleri de bulunuyor ancak bunların bir bölümü uyku hali gibi yan etkilere neden olabiliyor. Özellikle çocuklarda ilaç kullanımından önce sağlık profesyoneline danışılması öneriliyor. Bulantı ve baş dönmesinin yalnızca yolculuk sırasında ortaya çıkmaması, hareket sona erdikten sonra uzun süre devam etmesi, sık tekrarlaması veya günlük yaşamı etkileyecek düzeye ulaşması halinde ise başka sağlık sorunlarının dışlanması için sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.