Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Polonezköy Sülün Üretim İstasyonu, doğanın dengesini korumak için gece gündüz çalışıyor. 2007’den beri sayıları azalan sülünler özenle yetiştiriliyor. Birkaç aylık gelişim sürecinin ardından bu kuşlar, keneler ve kahverengi kokarcalar başta olmak üzere tarımsal zararlılara karşı biyolojik mücadelenin en etkili silahlarından biri hâline geliyor.
BİYOLOJİK MÜCADELENİN GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLARI
Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren istasyon, 19 yıldır sülünlerin korunması ve çoğaltılmasına öncülük ediyor. Özellikle keneler ve kahverengi kokarcalar gibi tarımsal zararlıları tüketen sülünler sayesinde ekolojik denge korunuyor. Böylece kimyasal ilaç kullanımını azaltan ve çevre dostu bir yöntem olan biyolojik mücadele, sülünler sayesinde daha etkili hâle geliyor.

YUMURTADAN YAVRUYA ÖZENLİ BİR YOLCULUK
Her yıl ilkbahar aylarında başlayan üretim mesaisi, nisan ayında alınan yumurtaların özel kuluçka makinelerine yerleştirilmesiyle hız kazanıyor. Sıcaklık ve nem dengesinin titizlikle kontrol edildiği bu makinelerde yaklaşık 25 gün süren kuluçka sürecinin ardından minik sülün yavruları dünyaya geliyor. Yavrular, ilk günlerinden itibaren uzman ekipler tarafından özel bakıma alınıyor, sağlıklı beslenmeleri ve gelişimleri için gerekli tüm koşullar sağlanıyor.
KARANTİNA VE ALIŞTIRMA DÖNEMİ
Yavrular, birkaç aylık gelişim sürecinin ardından doğaya bırakılmaya hazır hâle geliyor. Ancak bu süreçte yalnızca fiziksel gelişimleri değil, doğal ortama uyum sağlayabilmeleri de gözetiliyor. Belirli bir süre karantina ve alıştırma bölmelerinde tutulan sülünler, ardından Türkiye’nin farklı illerindeki uygun yaşam alanlarına salınıyor. Bu sayede hem türün neslinin korunmasına katkı sağlanıyor hem de tarımsal zararlılarla mücadelede etkin bir rol oynuyor.