Kas gelişimi ve performans desteğiyle bilinen kreatin, bu kez çok farklı bir etkisiyle bilim dünyasının gündemine geldi. İspanya’da yapılan yeni bir araştırmada kreatin takviyesinin, kronik bağırsak iltihabının beyin üzerinde oluşturduğu hasarı azaltabildiği belirlendi. Brain, Behavior, and Immunity dergisinde yayımlanan çalışmada bilim insanları, kolit oluşturulan sıçanların beyninde özellikle öğrenme ve hafızayla ilişkili hipokampus bölgesini inceledi.
BAĞIRSAKTAKİ İLTİHAP BEYNE DE ULAŞTI
Araştırmada kronik kolitin yalnızca bağırsakları değil, beyni de etkilediği görüldü. Kolitli hayvanların hipokampusunda iltihap arttı, nöronal hasar gelişti ve sinir hücrelerinin çalışma düzeninde bozulmalar ortaya çıktı. Bu sonuçlar, bağırsak ile beyin arasındaki ilişkinin sanıldığından daha güçlü olabileceğine işaret etti.
KREATİN VERİLEN GRUPTA TABLO DEĞİŞTİ
Günlük kreatin takviyesi verilen kolitli sıçanlarda ise dikkat çekici bir iyileşme görüldü. Hipokampustaki kreatin seviyeleri yeniden yükseldi, iltihap azaldı ve nöronlardaki hasar daha sınırlı kaldı. Ayrıca sinir hücrelerinin elektriksel işlevlerinde görülen bozulmaların da önemli ölçüde düzeldiği bildirildi.
ERKEKLERDE DAHA BELİRGİN SONUÇ
Araştırmada kreatinin etkisi erkek sıçanlarda daha belirgin oldu. Bilim insanlarına göre bunun nedeni, kolitin erkek hayvanların beyninde daha ağır hasara yol açması olabilir. Bu bulgu, bağırsak iltihabının kadın ve erkek beynini farklı şekilde etkileyebileceği ihtimalini de gündeme getirdi.
KREATİN İÇİN YENİ ARAŞTIRMA ALANI
Aynı ekip daha önce de kreatinin bağırsak iltihabını ve hastalığa bağlı bazı doku hasarlarını azaltabildiğini göstermişti. Yeni çalışma ise kreatinin yalnızca kas ve bağırsak değil, beyin dokusu üzerinde de etkili olabileceğine dair yeni veri sundu.
UZMANLAR TEMKİNLİ
Araştırma dikkat çekici olsa da önemli bir sınırı bulunuyor: Çalışma insanlarda değil, hayvanlar üzerinde yapıldı. Bu nedenle kreatinin ülseratif kolit ya da Crohn hastalığı olan kişilerde beyni koruduğunu söylemek için henüz erken. Bilim insanları, bu etkinin insanlarda da görülüp görülmediğini anlamak için klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.