Nefes gazetesi yazarı Nuray Babacan, çerçeve yasanın TBMM’de kabul edilmesinin ardından Selahattin Demirtaş’ın durumuna ilişkin dikkat çeken kulis bilgileri paylaştı.
Babacan, Demirtaş’ın serbest bırakılmasına ilişkin siyasi iradenin oluştuğuna inanan çevreler bulunduğunu belirterek, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra en geç eylül ayında tahliye kararı çıkabileceğinin konuşulduğunu yazdı.
Bu değerlendirmenin kesinleşmiş bir yargı kararı değil, Babacan’ın aktardığı kulis ve beklentilere dayandığını belirtmek gerekiyor.
AYM VE AİHM KARARLARI DA GÜNDEMDE
Babacan, Demirtaş’ın cezaevinde bulunmasına neden olan birden fazla dava dosyası bulunduğuna dikkat çekti.
Demirtaş’ın bazı dosyalar açısından yeni düzenlemeden yararlanabileceğini savunan Babacan, iktidarın isterse yasadaki hükümleri, isterse Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını hukuki dayanak olarak kullanabileceğini yazdı.
Buna karşılık Demirtaş’ın diğer dava dosyaları nedeniyle cezaevinde kalmaya devam edebileceğini savunan değerlendirmelerin de bulunduğunu aktardı.
DEM PARTİ’DE DEMİRTAŞ VURGUSU
Babacan’ın aktardığı kulis bilgisine göre DEM Partili isimlerin görüşmelerde, Demirtaş’ın yeni düzenlemeden yararlanmaması halinde yasanın seçmene anlatılmasının zorlaşacağını dile getirdiği öne sürüldü.
DEM Partili bazı isimlerin, düzenlemenin siyasi ve toplumsal olarak savunulabilmesi için Demirtaş’ın da kapsam dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettiği iddia edildi.
Babacan, bu nedenle Demirtaş’ın tahliyesine ilişkin beklentilerin siyasi kulislerde güçlü şekilde konuşulduğunu belirtti.
ÇERÇEVE YASA SONRASI GÖZLER UYGULAMA SÜRECİNDE
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un TBMM’de kabul edilmesiyle birlikte gözler düzenlemenin uygulama aşamasına çevrildi.
Yeni dönemde kimlerin düzenlemeden yararlanacağı, hangi davaların kapsamda değerlendirileceği ve yargı mercilerinin nasıl karar vereceği siyasi tartışmaların önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Selahattin Demirtaş’ın durumu da bu tartışmaların merkezinde bulunurken, Babacan’ın yazısında dile getirdiği eylül ayı beklentisi şu aşamada resmî olarak doğrulanmış bir tahliye tarihi niteliği taşımıyor.