Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de uzun yıllardır sonuçlandırılamayan cinayet ve şüpheli ölüm dosyalarını Meclis gündemine taşıdı. Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yanıtlanması istemiyle verilen soru önergesinde; Çağla Tuğaltay, Rojin Kabaiş ve Kübra Yapıcı vakaları üzerinden soruşturma süreçlerindeki eksiklikler ve teknik yetersizlikler sorgulandı.
ÇAĞLA TUĞALTAY DOSYASI 26 YIL SONRA GÜNDEME GELDİ
Önergede, bazı dosyaların ancak kamuoyu baskısı veya ailelerin bireysel çabalarıyla yeniden gündeme gelebildiğine dikkat çekildi. 2000 yılında katledilen Çağla Tuğaltay dosyasında 26 yıl sonra DNA incelemesi ve mezar açma (fethi kabir) işlemlerinin yapılmasının gerekçesi sorulurken, geçmişte bu incelemelerin neden yapılmadığına dair ihmal iddiaları gündeme getirildi. Tanrıkulu, uzun süre aydınlatılamayan dosyaların "fiilen askıda bırakıldığı" yönündeki iddiaların hukuk devletine olan güveni zedelediğini ifade etti.
NEDEN YURT DIŞI BEKLENİYOR?
Rojin Kabaiş olayında dijital delillerin çözümü için İspanya ve Çin gibi ülkelerden teknik destek talep edilmesi, Türkiye’nin kriminal altyapısını tartışmaya açtı. Soru önergesinde, Türkiye’deki dijital veri analiz kapasitesinin neden yetersiz kaldığı ve bu durumun soruşturmalarda ne tür gecikmelere yol açtığı soruldu. Ayrıca, kriminal laboratuvarların mevcut dosya yükünü karşılama kapasitesi ve teknik altyapıyı geliştirmeye yönelik planlar hakkında bilgi istendi.
"30 YILIN BİLANÇOSU AÇIKLANSIN"
Tanrıkulu, son 30 yıl içerisinde kayıtlara geçen faili meçhul cinayet ve şüpheli ölüm sayısının açıklanmasını istedi. Önergede ayrıca, uzun süre sonuçlandırılamayan dosyalarda görev ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında yapılan işlemler ile "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı"nın son 5 yıldaki faaliyetlerine ilişkin veriler talep edildi. Ailelerin kendi imkanlarıyla delil toplamak zorunda kaldığı iddiaları da Bakanlığa yöneltilen kritik başlıklar arasında yer aldı.