Üniversite ve lise tercih dönemlerinde aday öğrencilerin karar sürecini etkileyen faktörler her geçen yıl değişiyor. Aile, öğretmen ve rehberlik servislerinin yönlendirmeleri hâlâ önemli olsa da dijital çağda yeni bir aktör öne çıkıyor: sosyal medya. Akademik araştırmalar ve saha verileri, sosyal medya platformlarının artık okul tercih süreçlerinde belirgin bir rol oynadığını ortaya koyuyor.
SOSYAL MEDYA “ARAŞTIRMA KANALI” HALİNE GELDİ
Yapılan akademik çalışmalar, öğrencilerin tercih sürecinde sosyal medya platformlarını aktif biçimde kullandığını gösteriyor. Adaylar, üniversitelerin resmi hesaplarını inceleyerek kampüs olanakları, akademik kadro, sosyal yaşam ve öğrenci etkinlikleri hakkında bilgi topluyor. Bunun yanında, mevcut öğrencilerin paylaştığı deneyim içerikleri de karar sürecinde etkili olabiliyor. Araştırmalarda sosyal medya kullanımının, öğrencilerin üniversiteye yönelik geliştirdiği algı ve tutumu doğrudan etkilediği belirtiliyor. Özellikle üniversite hakkında oluşan olumlu algının, tercih davranışını güçlendirdiği vurgulanıyor.
ALGI VE TUTUM TERCİHİ BELİRLİYOR
Üniversite tercihleri üzerine yapılan bir çalışmada, sosyal medya üzerinden edinilen izlenimlerin adayların karar verme sürecinde anlamlı bir etkisi olduğu tespit edildi. Çalışmada sosyal medyada oluşan “algı” faktörünün tercih davranışı üzerinde en güçlü etkiye sahip olduğu belirlendi. Araştırma sonuçlarına göre: Sosyal medya üzerinden edinilen bilgiler öğrencilerin üniversiteye yönelik bakış açısını şekillendiriyor. Üniversitenin sosyal medyadaki imajı, tercih eğilimini artırabiliyor. Adaylar, tercih etmeyi düşündükleri üniversite hakkında internet üzerinden detaylı araştırma yapıyor. Bu bulgular, sosyal medyanın yalnızca bilgi kaynağı değil, aynı zamanda karar sürecini yönlendiren psikolojik bir etki alanı oluşturduğunu gösteriyor.
KAMPÜS ATMOSFERİ VE DENEYİM İÇERİKLERİ ÖNE ÇIKIYOR
Gençler yalnızca akademik başarı verilerine değil, kampüs yaşamına dair paylaşımlara da önem veriyor. Sosyal medyada paylaşılan kampüs videoları, etkinlik görüntüleri ve öğrenci deneyimleri, adayların üniversiteyi zihninde canlandırmasına yardımcı oluyor. Bu durum, tercih sürecinde “duygusal bağ” faktörünü de güçlendiriyor. Üniversitenin sosyal medyadaki görünürlüğü ve etkileşim düzeyi, adayların okulu daha yakından tanımasını sağlıyor.
DEZENFORMASYON RİSKİ DE VAR
Uzmanlar, sosyal medyanın tercih sürecindeki etkisinin olumlu yönleri kadar riskleri de barındırdığına dikkat çekiyor. Yanıltıcı bilgiler, manipülatif içerikler veya bağlamından koparılmış paylaşımlar, öğrencilerin yanlış değerlendirmeler yapmasına neden olabiliyor. Bu nedenle adayların sosyal medyada karşılaştıkları bilgileri resmi kaynaklarla karşılaştırmaları ve eleştirel bakış açısını korumaları öneriliyor.
ÜNİVERSİTELER DİJİTAL STRATEJİLERİNİ GÜÇLENDİRİYOR
Artan etki karşısında üniversiteler de sosyal medya stratejilerini geliştirmeye başladı. Tanıtım dönemlerinde Instagram, YouTube ve diğer platformlarda kampüs turları, canlı yayınlar ve öğrenci söyleşileri düzenleniyor. Amaç, adaylarla doğrudan iletişim kurmak ve güven inşa etmek. Araştırmalar, sosyal medyada aktif ve planlı iletişim yürüten üniversitelerin adaylar üzerinde daha güçlü bir algı oluşturduğunu ortaya koyuyor.
SOSYAL MEDYA ARTIK TERCİH SÜRECİNİN BİR PARÇASI
Veriler, sosyal medyanın okul ve üniversite tercihinde artık ikincil bir unsur olmadığını gösteriyor. Özellikle Z kuşağı için sosyal medya, karar verme sürecinin doğal bir parçası haline gelmiş durumda. Ancak uzmanlara göre sağlıklı bir tercih süreci için sosyal medya tek başına yeterli değil. Resmi veriler, akademik başarı göstergeleri ve bireysel hedeflerle birlikte değerlendirme yapılması gerekiyor.

