İran-Çin Ticaret Odası Başkanı Mecid Rıza Hariri, İran merkezli Khabar Online’a yaptığı açıklamada ABD’nin Tahran’a yönelik ekonomik baskı politikasını değerlendirdi. Hariri, Washington’un yeni aşamada doğrudan İran ekonomisini hedef aldığını ve halkın geçim koşullarını zorlaştırarak toplum ile yönetim arasında mesafe yaratmayı amaçladığını savundu.
“15-16 YILDIR YAPTIRIM UYGULANIYOR”
Hariri, ABD’nin yaklaşık 15-16 yıldır İran’a yönelik ağır ekonomik yaptırımlar uyguladığını belirtti. Bu yaptırımların İran ekonomisine ciddi zarar verdiğini kabul eden Hariri, buna karşın Washington’un rejimi devirmek ya da ülkenin siyasi yönünü değiştirmek gibi temel hedeflerine ulaşamadığını söyledi.
“ŞİMDİ FARKLI BİR EKONOMİK KUŞATMA VAR”
Hariri’ye göre ABD, ekonomik yaptırımların ardından askeri baskıya yöneldi ancak burada da istediği sonucu alamadı. İranlı yetkili, Washington’un şimdi yeniden ekonomik alana döndüğünü fakat bu kez daha farklı ve toplumsal etkileri hedefleyen bir yöntem kullandığını öne sürdü.
Hariri daha önce de ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukasının ekonomik etkisinin ağır olduğunu savunmuş ve bu baskının İran ekonomisine yaklaşık 18 milyar dolarlık ek maliyet çıkarabileceğini belirtmişti.
ASIL ENDİŞE HALK İLE YÖNETİM ARASINDAKİ GÜVEN
Hariri, ekonomik baskıların yalnızca fiyatlar, ticaret ve üretim üzerinde değil, toplumun psikolojisi ve siyasi güven üzerinde de etkili olduğunu söyledi. Halkın yaşam koşullarının daha da ağırlaşmasının yönetim ile toplum arasındaki dayanışmayı zedeleyebileceğini ifade etti.
Bu nedenle içerideki toplumsal kırılmaların dış baskılar kadar önemli olduğunu vurgulayan Hariri, ekonomik sıkıntıların siyasi ayrışmaya dönüşmemesi gerektiğini belirtti.
“TRUMP’IN POLİTİKALARINA YARAR”
Hariri, toplum içindeki ayrışmanın büyümesinin ABD Başkanı Donald Trump’ın izlediği politikaların lehine sonuç doğuracağını savundu. İran içindeki siyasi ve toplumsal tartışmaların, dış baskının etkisini artıracak bir zemine dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA AYRIŞMA UYARISI
Hariri, İran’daki başörtüsü tartışmalarına da değinerek bu konunun toplum içinde yeni bir çatışma alanına dönüşmemesi gerektiğini belirtti. Ekonomik baskılarla sosyal gerilimlerin aynı anda büyümesinin ülke içindeki dayanışmayı daha fazla zayıflatabileceğini söyledi.
İRAN’IN KÜBA İLE KIYASLANMASINA KARŞI ÇIKTI
Hariri, İran’ın ekonomik ve coğrafi yapısının Küba ile kıyaslanamayacağını savundu. İran’ın geniş bir coğrafyaya sahip olduğunu, çok sayıda ülkeyle kara ve deniz bağlantısı bulunduğunu ve dünyanın farklı bölgelerinde ekonomik ortaklıklar kurabildiğini söyledi.
YILLIK 125 MİLYON TON TARIM ÜRÜNÜ ÜRETİMİ
İran’ın ekonomik kapasitesine ilişkin rakam da paylaşan Hariri, ülkenin yılda yaklaşık 125 milyon ton tarım ürünü ürettiğini söyledi. Bu üretim kapasitesinin İran’ın ekonomik baskılara karşı tamamen dışa bağımlı olmadığını gösterdiğini savundu.
EKONOMİK BASKININ ETKİSİNİ İNKÂR ETMEDİ
Hariri buna rağmen yaptırımların ve ekonomik baskının etkisiz olduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade etti. İran halkının bugün ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu ve bu gerçeğin göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
Hariri, içinde bulunulan dönemi bir dayanıklılık mücadelesi olarak tanımlayarak daha fazla direnç gösterebilen tarafın sonuçta avantaj sağlayacağını söyledi.
İRAN EKONOMİSİNDE İÇ SORUNLAR DA TARTIŞILIYOR
Hariri son dönemde yalnızca dış yaptırımları değil, İran ekonomisinin iç yapısındaki sorunları da eleştiriyor. Temmuz ayında yaptığı başka bir açıklamada ülkede ekonomik yönetişim sorunu bulunduğunu ve bazı ekonomik yetkilerin siyasi ve ekonomik nüfuza sahip grupların elinde yoğunlaştığını söylemişti.
İRAN’IN DIŞ TİCARETTEKİ KIRILGANLIĞINA DA DİKKAT ÇEKTİ
Hariri, 22 Ağustos’ta yaptığı başka bir değerlendirmede İran’ın son 20 yılda dış ticarette Birleşik Arap Emirlikleri’ni önemli bir merkez haline getirdiğini ve bu bağımlılığın ticaret açısından kırılganlık yarattığını belirtmişti.
ABD-İRAN GERİLİMİNDE EKONOMİ YENİDEN ÖN PLANDA
Son açıklamalar, ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden ekonomik alana kaydığı bir döneme denk geliyor. Hariri’nin değerlendirmesine göre Washington’un yeni stratejisinde yalnızca İran devletinin gelirlerini azaltmak değil, ekonomik sıkıntıların toplum üzerindeki etkisini artırmak da bulunuyor.
İran tarafında ise tartışmanın merkezinde ekonomik dayanıklılığın nasıl korunacağı ve dış baskıların içeride siyasi ve toplumsal ayrışmaya dönüşmesinin nasıl engelleneceği yer alıyor.