Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Trump, ekonomik baskıyı artırdı: İran köşeye sıkışacak mı?

ABD, İran'a karşı ekonomik baskı stratejisini devreye soktu. Yeni yaptırımlar petrol gelirlerini hedef alıyor.

DÜNYA 25.08.2026 12:25 Güncelleme: 25.08.2026 12:48 Dicle Toğal 73 okuma Okuma Süresi: 6 dk
Trump, ekonomik baskıyı artırdı: İran köşeye sıkışacak mı?
Paylaş:
N

ABD, İran'a karşı gerçekleştirdiği savaştan beklediği sonuca ulaşamaması sebebiyle, yeniden 'ekonomik baskıyı' öne çıkaran bir stratejiye geçiş yaptı. İran riyali, dolar karşısında tarihi en düşük seviyelerine gerilerken, bu durum İran ekonomisi açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 24 Ağustos'ta açıkladığı yeni yaptırım paketi ile İran'ın petrol gelirleri, finansal düzenlemeleri ve dış ticaret ağlarını hedef alırken, dolar serbest piyasada 2 milyon 30 bin riyale yükseldi. Bu gelişmeyle birlikte riyal, 28 Şubat'ta savaşa başlandığı dönemle kıyaslandığında yaklaşık yüzde 22 oranında değer kaybetti. Yılın başından bu yana ise riyalin değer kaybı yüzde 42’yi aştı.

AZAMİ BASKI YENİDEN GÜNDEME GELDİ

Washington'un uyguladığı bu strateji aslında yeni bir yaklaşım değil. ABD, 2018 yılı itibarıyla 'azami baskı' politikası ile İran'ın petrol kazançlarını azaltmayı, ülkeyi finansal sistemden izole etmeyi ve ekonomik zararlar vererek Tahran'ı nükleer programı ve bölgesel politikaları üzerinde geri adım atmaya zorlamayı hedefledi.

ABD Başkanı Donald Trump, ilk dönemi esnasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onaylı nükleer anlaşmadan ayrılarak İran'a yönelik kapsamlı yaptırımları devreye soktu. Bu yaptırımlar, 2018 yılı içerisinde iki aşamada uygulamaya alındı.

İlk aşamada uygulanan yaptırımlar, İran'ın dolar, altın ve değerli madenlere erişimini kısıtlayarak, çelik, kömür, alüminyum ticareti yanı sıra otomotiv ve sivil havacılık sektörlerine de darbe vurdu. 5 Kasım 2018'de yürürlüğe giren ikinci aşama yaptırımlar ise Tahran'ın petrol ve enerji ticaretine büyük zararlar verdi.

Washington, İran'a ait birçok bankayı, Merkez Bankası ile birlikte yaptırım kapsamına alarak, Tahran'ın uluslararası ticaretini olumsuz etkiledi. ABD, bu yaptırımlar ile İran'ın petrol ticaretinin neredeyse 'sıfıra' düşeceğini iddia etti. Ancak, İran'ın petrol ihracatına dair istatistikler, ABD'nin hedeflediği bu başarıya ulaşamadığını gösterdi.

Yaptırımlar İran ekonomisine önemli zararlar verdi, ancak Washington'un siyasi amaçlarına ulaşmasını engelledi. Tahran, temel dış politika ve güvenlik tercihlerini değiştirmedi ve yaptırımları aşmak için çeşitli stratejiler, örneğin gölge filolar ve alternatif ödeme kanalları geliştirdi.

Trump yönetimi, bu politikayı 2025'te yeniden uygulamaya koysa da, uygulanan ekonomik baskılarla ortaya çıkan savaş, İran'ı Washington'un istediği seviyeye ulaştırmada başarısız oldu.

EKONOMİK KUŞATMA YOLUYLA SONUÇ ÜRETME KAYGISI

Washington, savaşın etkisinin İran'ın yeteneklerini zayıflattığını ancak siyasi bir sonuç yaratmadığını değerlendiriyor. Trump yönetiminin planları doğrultusunda, ekonomik baskının arttırılmasıyla İran’ın direncinin kırılması ve müzakere masasında taviz vermesi teşvik edilmeye çalışılıyor. ABD yönetiminin bu yeni stratejiyi "D-Day" olarak adlandırması, uygulamanın boyutunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Ekonomik baskıyı savaş sonrası dönemde artıran Washington, İran ile ekonomik ve ticari ilişkileri devam ettiren ülkeler ile şirketleri "ikincil yaptırımlarla" tehdit ederken, Tahran’ın dış ticaret ve finansman ağlarını daha da daraltmayı amaçlıyor. Önceki dönemlerde, ABD'nin "azami baskı" çabalarına rağmen İran’ı tamamen izole edemedi.

Bu yeni yaklaşımla, ekonomik yaptırımların yanı sıra askeri yöntemler, örneğin deniz ablukası, kullanılarak İran üzerinde daha geniş bir baskı oluşturulması öngörülüyor. İranlı liderler, bu stratejiyi boşa çıkarmak amacıyla askeri müdahalelere başvurmakta tereddüt etmeyeceklerini belirtiyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD'nin "ekonomik savaşına" katkıda bulunan ülkelerin çıkarlarını hedef alacaklarını dile getirdi.

RIYAL, SAVAŞ ÖNCESİNDE DE TARİHİNİN EN DÜŞÜK SEVİYELERİNDEYDİ

İran'daki mevcut kur krizinin kaynağı savaş değil. Riyal, savaş öncesi dönemde de uzun süren yaptırımlar, yüksek enflasyon, sermaye çıkışı ve döviz gelirlerindeki sıkıntılar nedeniyle önemli bir değer kaybı yaşamıştı. 28 Şubat 2026 tarihinde savaşın başlamasıyla birlikte, serbest piyasada doların değeri yaklaşık 1,66 milyon riyal seviyesindeydi.

Haziran ayında ise ABD ile savaşın sona erdirilmesine dair müzakerelerin başlaması umuduyla bu rakam 1 milyon 540 bin riyale geriledi. Sonraki dönemlerde yaşanan çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte, riyal ilk kez dolar karşısında 2 milyon riyali aşmış durumda.

2 MİLYON RIYAL EŞİĞİ NE ANLAMA GELİYOR?

Doların 2 milyon riyali geçmesi, İran ekonomisi için hem ekonomik hem de psikolojik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Savaş öncesinde 1 milyon 660 bin seviyesindeki kur, 2 milyon 30 bin riyale yükselerek yaklaşık 400 bin riyal artış göstermiştir.

ABD Başkanı Trump’ın 2018’de İran’a karşı başlattığı "azami baskı" uygulamasından bu yana, riyalin dolara karşı değeri yaklaşık 30 kat düşmüştür. O dönemde 1 dolar 60 bin riyal değerindeydi. Bu durum, ithal ürünlerden hammaddelere, ilaçlardan tüketim mallarına kadar dövizle belirlenen fiyatların artma riskini beraberinde getiriyor.

Ancak riyalin değer kaybının Washington’ın siyasi hedeflerine ulaşmasında etkili olup olmayacağı hala belirsizliğini koruyor. İran, geçmişte ağır yaptırımlar altında alternatif ticaret ve finansman kanalları geliştirerek ekonomik baskıları sınırlamak için çaba sarf etti.

SAVAŞ EKONOMİYİ NASIL ETKİLEDİ?

ABD ve İsrail’in 28 Şubat'ta İran’a düzenlediği saldırılar, İran'ın petrol satışları, deniz taşımacılığı, ithalat yolları ve üretim kapasitesi üzerinde büyük bir etki yarattı. Özellikle ABD’nin uyguladığı deniz ablukası, İran'ın deniz ticaretini olumsuz yönde etkiledi.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) Ağustos 2026 tarihli raporuna göre, İran'ın ham petrol üretimi Temmuz ayında günde 2,478 milyon varil olarak kaydedildi. Bu rakam, savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 25 oranında bir düşüş göstermektedir. Petrol gelirlerindeki azalma, ülkenin döviz gelirlerini doğrudan etkilemiştir.

Savaşın etkisiyle ithalat rotalarının değişmesi, taşımacılık ve sigorta giderlerinin artması da dış ticaretin maliyetini yükseltmiştir. Ekonomik belirsizlik, bireyleri ve işletmeleri riyal yerine dolara ve altına yönlendirmiştir. Döviz talebindeki artış, sınırlı döviz arzıyla birleştiğinde riyal üzerindeki baskıyı artırmıştır.

YENİ YAPTIRIMLARIN KİLİT NOKTASI: PETROL

Washington'ın yeni stratejisinin İran için en önemli bileşeni petrol gelirleridir. ABD, yalnızca İran'ın petrol satışını değil, aynı zamanda petrolün taşınması, satış bedelinin tahsilatı ve elde edilen gelirin ülkeye ulaşmasını sağlamak için kullanılan ağları da hedef haline getirmiştir. Bu noktada Çin'in rolü oldukça önemlidir.

Çin, İran petrolünün en büyük alıcılarından biri olmaya devam etmektedir. İran’ın yanında yaptırımlar altında döviz kazanmasına yardımcı olan en kritik yollar bu ticaret aracılığıyla sağlanmaktadır. Bu nedenle, ABD'nin Çinli şirketler ve finans kuruluşlarına yönelik ikincil yaptırımları ne derece uygulayacağı, İran ekonomisi açısından hayati bir konu olacaktır.

Washington’ın büyük Çin finans kurumlarını şu anda doğrudan hedef almaması, ABD-Çin ilişkileri ve küresel finans sistemine ilişkin ortaya çıkabilecek riskleri dikkate aldığını göstermektedir.

RIYAL NEDEN DAHA DA DÜŞEBİLİR?

İran ekonomisinde birbirini besleyen bir döngü söz konusu. Petrol ve ihracat gelirlerinin azalması, döviz arzını azaltmakta ve bu durum riyalin değer kaybetmesine yol açmaktadır. Yeni yaptırımların petrol gelirlerini ve dış ticaret yollarını daha fazla daraltması halinde, bu döngünün güçlenmesi beklenmektedir.

Ancak bu durumun İran yönetimini siyasi olarak geri adım atmaya zorlayıp zorlamayacağı belirsizliğini korumaktadır. Washington’ın geçmişteki "azami baskı" deneyimi ise ciddi endişelere yol açmaktadır. ABD'nin karşılaştığı temel soru, burada ortaya çıkmaktadır.

"Azami baskı" politikası Tahran ekonomisini zayıflatmış, ancak İran'ın temel stratejik bakış açılarını değiştirememiştir. Şimdi savaş sonrası daha yoğun ekonomik baskının benzer sonuçları doğurup doğurmayacağı tartışılmaktadır. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin daha önceki yaptırım stratejisinin başarısız olduğunu ve yeni ekonomik baskının İran'ı boyun eğmeye zorlamayacağını ifade etmiştir.

Dolayısıyla Washington'un önündeki hesaplamalar, sadece İran ekonomisine ne ölçüde zarar vereceği değil, asıl mesele bu ekonomik yükün İran yönetiminin kararlarında bir değişiklik yaratıp yaratmayacağıdır.

YENİ DÖNEMİN SINAVI

ABD, öncelikle "azami baskı" ile İran'ı ekonomik olarak zorlamaya çalıştı, ardından askeri güçle sonuçlar elde etmeye gayret etti. Şimdi ise askeri baskı ile ekonomik kuşatmayı birlikte kullanma yoluna gitmektedir. Riyalin 2 milyon sınırını aşması, bu yeni stratejinin İran ekonomisi üzerindeki ilk sonuçlarından biri olarak kaydedilmektedir.

Gelecek süreçte önemli rol oynayacak üç ana konu, İran’ın petrol ihracatını ne kadar devam ettirebileceği, Çin ile diğer ticari partnerlerin ABD'nin baskısına nasıl tepki vereceği ve ekonomik krizin İran yönetiminin siyasi stratejilerini değiştirip değiştirmeyeceği olarak öne çıkıyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: AA
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah: İki ülkenin işbirliği şart
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah: İki ülkenin işbirliği şart
WhatsApp
İhbar Hattı