Bektaş, yatırımcıların artık yalnızca yüksek getiri değil; güvenlik ve sürdürülebilirlik aradığını belirterek Türkiye’nin bu süreçte hızlı ve stratejik adımlar atması gerektiğini vurguladı.
“BU DÖNEM POZİSYON ALMA DÖNEMİ”
Türkiye’nin süreçte pasif kalmaması gerektiğini ifade eden Bektaş, “Bu dönem izleme dönemi değil, pozisyon alma dönemidir. Türkiye ya bu sürecin dışında kalacak ya da yön veren ülkelerden biri olacak.” değerlendirmesinde bulundu. Küresel sermayenin yeni güvenli liman arayışında olduğunu belirten Bektaş, Türkiye’nin jeopolitik konumu nedeniyle önemli avantajlara sahip olduğunu kaydetti.
“ANTALYA İKİNCİ FİNANS MERKEZİ OLABİLİR”
İstanbul’un finans sistemi üzerindeki yükünün giderek arttığını dile getiren Bektaş, çözümün İstanbul’un rolünü azaltmak değil, onu destekleyecek ikinci bir merkez oluşturmak olduğunu ifade etti. Bu noktada Antalya’nın öne çıktığını belirten Bektaş, kentin yalnızca turizm merkezi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bektaş, Antalya’nın uluslararası erişim kapasitesi, güçlü altyapısı ve sade şehir yapısıyla yatırımcılar için önemli avantajlar sunduğunu vurguladı.
FON YÖNETİMİ VE TEKNOLOJİ YATIRIMLARI VURGUSU
Bektaş, İstanbul’un büyük ölçekli finans ve bankacılık merkezi olmaya devam edeceğini belirtirken, Antalya’nın ise fon yönetimi, aile ofisleri, uluslararası tahkim ve teknoloji yatırımları açısından daha odaklı bir yapı sunabileceğini kaydetti.
HUKUKİ GÜVENCE ÇAĞRISI
Yatırımcıların en büyük endişesinin kuralların değişmesi olduğunu ifade eden Bektaş, güçlü bir hukuki altyapının kritik önemde olduğunu söyledi. Özel statülü bir finans bölgesi kurulması gerektiğini dile getiren Bektaş, uluslararası tahkim mekanizmalarıyla entegre bir yapının yatırımcı güveni açısından önemli olduğunu belirtti. Bektaş, kurulacak yapının yalnızca fiziksel yatırım değil; aynı zamanda bilgi üretimi, üniversite işbirlikleri ve sürdürülebilir yaşam alanlarını kapsayan stratejik bir model olması gerektiğini ifade etti.