2024 yılında Büyükçekmece Gölü'nde cansız bedeni zincir ve ağırlık bağlanarak bir halıya sarılı halde bulunan 24 yaşındaki Sedef Güler'in annesi Gülizar Sezer, cinayet davasının görüldüğü Bakırköy Adliyesi önünde açıklama yaptı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyelerinin de katıldığı açıklamada Sezer, kızının sarıldığı halının delil olarak korunması gerekirken kendisine teslim edildiğini belirterek soruşturmaya ve yargılama sürecine tepki gösterdi.
"BU HALIYI İKİ YILDIR KİMSEYE TESLİM EDEMİYORUM"
Sezer, kızının iş görüşmesine gittiği sırada öldürüldüğünü belirterek, "İki yıl önce benim çocuğum iş görüşmesine gittiği yerde bu halıya sarılarak denize atıldı. Halı bana kişisel eşya olarak gönderildi. İki yıldır bu halıyı hiç kimseye teslim edemiyorum" dedi.
Halıyı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na da gösterdiğini söyleyen Sezer, başsavcının kendisine "Bu halıyı size nasıl teslim ederler?" dediğini aktararak, dava sonuçlanıncaya kadar halının kendisinde kalmasının istendiğini ifade etti.
"ÇOCUĞUMU ELİMDEN ALIP HALIYI BANA GÖNDERİP BENİ 'ADALET' DİYE YALVARTIYORSUNUZ"
Mahkemenin sanık Yavuz Güngör hakkında verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkeme başkanının muhalefet şerhi koymasına tepki gösteren Sezer, kızının sanıkla sevgili olduğu yönündeki değerlendirmeye itiraz etti.
"Bana bunun delilini gösterin. Hiçbir açıklama yapmadan bana zulmedip çocuğumu elimden alıp bu halıyı bana gönderip burada beni 'adalet' diye yalvartıyorsunuz. Ben susmayacağım, bunun hesabını sormaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı.
"ÇOCUĞUM KENDİNİ SAVUNURKEN TIRNAKLARININ ALTINDAKİ DNA'LAR KİME AİTTİ?"
Kızının uyuşturucu nedeniyle değil, boğularak öldürüldüğünün adli raporlarla ortaya çıktığını söyleyen Sezer, olay yerindeki delillerin yeterince araştırılmadığını savundu.
"Benim çocuğum orada rehin alındı. Elleri sımsıkı bağlıydı. 'Uyuşturucudan öldü' denildi ama bunun doğru olmadığı ortaya çıktı. Bugün katillerinin yarısı dışarıda. Benim çocuğumun her yerinde Yavuz'un, Fırat'ın, kimliği belirlenemeyen bir erkeğin ve bir kadının DNA'sı vardı. Kendini savunurken kırılan tırnaklarının arasından çıkan DNA'lar kime aitti? Bunlar neden açıklanmıyor?" diye konuştu.
"BU YATAĞIN ORTASI NEDEN KESİLDİ?"
Sezer, kızının öldürüldüğü evde bulunan yatağın kesilmiş bölümüne de dikkat çekerek, "Bu yatağın ortası neden kesildi? Burada kimin kanı vardı? Bu kan neden tespit edilmedi? Neden Adli Tıp raporunda bunlar yer almıyor? Neden dosyadaki bütün dijital materyaller yok edildi?" sorularını yöneltti.
"CESET YOK ETMEK NE ZAMANDIR İYİLİK SAYILIYOR?"
Sanıklardan Fırat Baykara'nın yalnızca delilleri yok etmekten ceza aldığını belirten Sezer, "Her seferinde 'Ben sadece iyilik yaptım' diyor. Ceset yok etmek ne zamandır iyilik sayılıyor? Ben bu cezayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.
Sezer ayrıca, dosyada adı geçen bazı kişilerin yalnızca tanık olarak dinlendiğini, olayla bağlantısı olduğunu düşündüğü kişilerin ise yargılanmadığını öne sürdü. Güvenlik görevlilerinin de yeterince sorgulanmadığını savunan Sezer, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü iddia etti.
"BENİM ÇOCUĞUMUN ADALETİ NEREDE, KİMİ KORUYORLAR?"
Kızının ölümüne ilişkin resmi tespitleri hatırlatan Sezer, "Benim çocuğum uyuşturucu içip ölmedi. Ağız burun kapama ve boğaza bası yoluyla katledildi. Sağken rehin alındı. Elleri sımsıkı bağlıydı. 17 metre zincire sarılıp ayağına ağırlık bağlandı. Bu gördüğünüz halıyla bana teslim edildi. Benim çocuğumun adaleti nerede? Kimi koruyorlar? Kim var bu olayın arkasında?" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ PLATFORMU: "BU HALI ADALETSİZLİĞİN SEMBOLÜ"
Eylemde konuşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav da, Sedef Güler'in cansız bedeninin sarıldığı halının etkin biçimde incelenmesi halinde önemli deliller sağlayabileceğini belirtti.
Kav, halının aileye teslim edilmesini "adaletsizliğin ve inanılamayacak boyutta bir skandalın sembolü" olarak nitelendirerek, soruşturmadaki ihmallerin ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun da araştırılması gerektiğini söyledi.