Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Aile Grubunda Herkes Var, Birbirimizin Hayatında Ne Kadar Varız?

Aile Grubunda Herkes Var, Birbirimizin Hayatında Ne Kadar Varız?
Paylaş:
N

Sevgili okuyucularım,

Aile grubuna sabah sekizde kırk üç mesaj gelmiş. Çiçekli günaydınlar, dualar, bir çocuğun okul gösterisi, kimin gönderdiği pek belli olmayan bir video…

Sonra araya kısa bir mesaj düşüyor:

“Bu ara biraz keyifsizim.”

Bir süre sonra yeni bir günaydın resmi geliyor. Sohbet devam ediyor. O cümle yukarıda kalıyor.

Belki gözden kaçtı. Belki herkes, bir başkasının özelden arayacağını düşündü. Ama akşam olduğunda o mesajı yazan kişinin telefonu hiç çalmamış olabilir.

İşte aile gruplarını düşünürken benim aklımı en çok bu ihtimal meşgul ediyor. Birbirimizden bu kadar sık haberdarken, birbirimizin hâlini yine de kaçırabilmemiz.

Telefonlarımızda ailemiz için ayrılmış bir yer var. Peki, günümüzün içinde?

Bizim kültürümüzde hâl hatır sormanın kendine özgü bir sıcaklığı vardır. “Nasılsın?” diye sorulur, ardından biraz beklenir. Sesin yorgun geliyorsa fark edilir. “İyiyim” dersin; seni tanıyan biri “Bir dur bakalım, senin sesin öyle demiyor” diye karşılık verir.

O küçük ısrarın içinde merakla birlikte şefkat de bulunur.

Şimdi bazen bir kalp bırakıp geçiyoruz. Elbette o kalbin de kıymeti var. Uzakta yaşayan bir torunun fotoğrafına sevinmek, bir başarıyı birlikte kutlamak, bayram sabahı birbirimizin yüzünü görebilmek ne güzel imkânlar.

Yine de bir mesajın altına bıraktığımız işaretin, her zaman anlatmak istediğimiz ilgiyi taşıyıp taşımadığını düşünmekte fayda var.

Aile gruplarının kendine has bir düzeni de oluyor. Günün ilk mesajını gönderen bellidir. Her haberi herkesten önce bulan biri vardır. Aynı fotoğrafı üçüncü kez paylaşan büyüğümüz de bulunur.

Bir de bütün yazışmaları okuyup yalnızca bayramlarda ortaya çıkan sessiz üyeler…

Onların ailedeki varlığından, bazen sadece “Mesajı görenler” bölümünden emin olabiliyoruz.

Gülümsetiyor bunlar. Çünkü tanıdık. Hepimizin evinden, yakınlarından küçük bir parça taşıyor.

Fakat o sessizliğin anlamını hemen kendimizce doldurmayalım. Az yazan kişi ilgisiz olmayabilir. Çok mesaj gönderen de mutlaka herkesten daha ilgili değildir. Kiminin işi yoğundur, kimi kalabalık yazışmalarda ne söyleyeceğini bilemez. Bazısı telefonla konuşmayı, bazısı yüz yüze oturmayı sever.

Aile içinde birbirimizi tanımak, iletişim kurma biçimlerimize de yer açmayı gerektirir.

Zarafet ve iletişim açısından benim önemsediğim, insanları aynı şekilde davranmaya zorlamadan bağımızı koruyabilmek.

“Gruba hiç yazmıyorsun, bizi unuttun” diye herkesin önünde sitem etmek yerine, özelden “Bir süredir konuşamadık, nasılsın?” demek çok daha sıcak bir kapı açabilir.

Çünkü bazen insan zaten zor bir dönemden geçerken, bir de ilgisiz görünmenin suçluluğunu taşır.

Aileye yakınlık, her bildirime yetişme mecburiyetine dönüşmesin.

Ama bunu söylerken birbirimizin önemli cümlelerini de sıradan mesajların arasında bırakmayalım. “Sonra ararım” diye düşünüp unuttuğumuz kişiyi gerçekten arayalım. Birinin hastane randevusu olduğunu öğrendiysek, ertesi gün nasıl geçtiğini soralım. Bir sınavı, bir iş görüşmesini, beklediği bir haberi hatırlayalım.

İnsan, anlattığı bir şeyin karşısındakinin aklında kaldığını görünce önemsendiğini hisseder.

Bazen bütün mesele, “Hani bir görüşmen vardı, ne oldu?” diyebilmektir.

Bir de grupta nasıl konuştuğumuz var. Aynı soyadını taşımak, söylenen her sözün incitmeden karşılanacağını garanti etmiyor.

Kilo, evlilik, çocuk, kazanç… Yüz yüze sorarken duraksayacağımız soruları, bazen bir aile grubunda rahatlıkla yazabiliyoruz. Üstelik cevabı da herkesin önünde bekliyoruz.

“Biz bizeyiz” cümlesi yakınlık hissettirebilir. Fakat bir insanın kendine saklamak istediği şeyler, ailesinin içinde de olabilir.

Buna saygı duymak araya soğukluk koymaz. Aksine, kişi yanında rahat hissedeceği insanlara daha kolay yaklaşır.

Aynı özen fotoğraflar için de geçerli. Bir çocuğun mahcup olacağı görüntüyü, bir yakınımızın hastane fotoğrafını ya da bize özelden anlattığı bir meseleyi paylaşmadan önce izin istemeliyiz. Aile grubunda kalmasını istediği bir fotoğrafı başka gruplara göndermemek de bu güvenin parçasıdır.

Bizim kültürümüzde emanete sahip çıkmanın değeri büyüktür. Bize anlatılan bir sır da, gönderilen bir fotoğraf da böyle bir özen hak eder.

Büyüklerimizle yazışırken gösterdiğimiz sabır da önemli. Yanlış yere basabilirler, aynı mesajı yeniden gönderebilirler, ses kaydının nereden açıldığını sorabilirler.

Bir zamanlar bize kaşığı nasıl tutacağımızı defalarca gösteren birine, telefondaki bir tuşu ikinci kez anlatabiliriz.

Bunu yaparken küçümseyen bir gülümsemeye, herkesin içinde düzeltmeye gerek yok. Gerektiğinde özelden arayıp birlikte halletmek yeterli.

Sevgili okuyucularım,

Aile grubunun güzel bir tarafı da küçük buluşmaları kolaylaştırabilmesi. Fakat “Bir ara toplanalım” cümlesi, takvimde kendiliğinden yer bulmuyor.

“Pazar öğleden sonra çay içelim mi?” diye gün söylemek, hazırlığı paylaşmak, gelemeyene alınmamak gerekiyor. Her buluşmanın yükünü de aynı kişiye bırakmayalım. Biri evini açıyorsa diğeri bir şey getirsin, bir başkası sofrayı toplasın.

Böylece görüşmek, hazırlığı düşünüldükçe ertelenen bir işe dönüşmez.

Uzakta yaşayanlar için de uzun konuşmalar şart değil. Bazen beş dakikalık bir arama yeter. “Bir şey isteyeceğim yok, sesini duymak istedim” cümlesinin insana verdiği sevinci düşünün.

Bugün aile grubuna bakarken yalnızca son gönderilen fotoğrafı görmeyelim. Bir süredir sessiz kalan birini, yarım kalmış bir konuşmayı, sorup da devamını dinlemediğimiz bir meseleyi hatırlayalım.

Belki yukarıda kalmış bir mesaj vardır.

“Bu ara biraz keyifsizim.”

Bu kez özelden yazalım:

“Mesajın aklımda kaldı. Konuşmak ister misin?”

Bir aile grubundaki en kıymetli sohbet, bazen o gruptan çıkıp birinin sesine ulaştığımızda başlar.

Ben Ayça Kuru.

Zarafet, imaj ve iletişim uzmanı.

 

Asaletle kalın.

HAFTANIN ETKİNLİKLERİ

Ekranlardan Hayata, Sanatla Buluşmaya

Sevgili okuyucularım,

Günümüz dünyasında zamanımızın önemli bir bölümünü ekranların karşısında geçiriyoruz. Sosyal medya akışları, kısa videolar ve bitmek bilmeyen bildirimler arasında bazen hayatın kendisini seyretmeyi unutuyoruz. Oysa gerçek bir konserin sesi, tiyatro salonundaki heyecan, bir tablonun karşısında geçirilen birkaç dakikanın verdiği ilham ve sanatın insanı düşündüren gücü, hiçbir ekranın tam anlamıyla aktarabileceği deneyimler değildir.

Belki de artık biraz yavaşlamanın, telefonlarımızı bir kenara bırakmanın ve kendimizi gerçek hayatın içine bırakmanın vakti geldi.

Bir tiyatro bileti alarak farklı hayatlara tanıklık edebilir, bir sanat galerisinde renklerin ve biçimlerin dilini keşfedebilir, sevdiğimiz bir sanatçının konserinde müziğin birleştirici gücünü hissedebiliriz. Üstelik kültür-sanat etkinlikleri yalnızca boş zamanlarımızı değerlendirmek için değil, bakış açımızı geliştirmek, estetik algımızı güçlendirmek ve sosyal çevremizi zenginleştirmek için de önemli fırsatlar sunuyor.

Bu hafta İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Antalya’ya uzanan kültür-sanat rotamızda sizler için farklı etkinlikleri bir araya getirdim.

İSTANBUL: Sanatın ve Sahnenin Buluşma Noktası

30 Ekim Cuma – Amadeus

Wolfgang Amadeus Mozart’ın yaşamından ve müzik tarihinin önemli isimlerinden Antonio Salieri ile ilişkisinden ilham alan Amadeus, tiyatroseverler için haftanın dikkat çeken seçeneklerinden biri.

Yer: Zorlu PSM, Turkcell Sahnesi
Tarih: 30 Ekim 2026 Cuma
Saat: 20.30

31 Ekim Cumartesi – Mummenschanz: 50 Yıl

Sözcüklere ihtiyaç duymadan beden, hareket ve görsel anlatımla izleyiciyi farklı bir dünyaya taşıyan Mummenschanz, görsel tiyatroya ilgi duyanlar için farklı bir deneyim sunuyor.

Yer:Paribu Art
Tarih: 31 Ekim Cumartesi ve 1 Kasım Pazar
Saat: Etkinlik duyurusundan teyit edilmeli.

31 Ekim Cumartesi – Zeynep Bastık Konseri

Pop müziğin sevilen isimlerinden Zeynep Bastık, sonbahar akşamını müzikle değerlendirmek isteyenlerle buluşuyor.

Yer: Zorlu PSM, Turkcell Sahnesi
Tarih: 31 Ekim 2026 Cumartesi
Saat: 21.00

30 Ekim Cuma – Sesli Karşılaşmalar

İstanbul’un kültür-sanat programında yer alan bu buluşma, farklı seslere ve düşüncelere kulak vermek isteyenler için alternatif bir etkinlik.

Yer: Müze Gazhane
Tarih: 30 Ekim 2026 Cuma
Saat: 19.00

İstanbul’da sergi gezmek isteyen okuyucularım için de bir önerim var: Kentin müzelerini ve sanat galerilerini ziyaret ederek gününüzü yalnızca bir gösteriyle sınırlamayın. Bir sergi gezisini güzel bir yürüyüş ve keyifli bir sohbetle birleştirmek, şehri farklı gözlerle görmenizi sağlayabilir.

ANKARA: Başkentte Sanatın İzinde

31 Ekim Cumartesi – Les Frikis: Acayipler

Kahkaha, sirk ve sihir unsurlarını bir araya getiren uluslararası gösteri, sahne sanatlarının farklı türlerini keşfetmek isteyenler için haftanın alternatiflerinden biri.

Yer: Kulis Sanat Tiyatrosu, Panora
Tarih: 31 Ekim 2026 Cumartesi
Saat: 20.00

1 Kasım Pazar – Deniz Kızı Ariel

Çocuklarıyla birlikte kültür-sanat etkinliğine katılmak isteyen aileler için tiyatro sahnesinde masalsı bir seçenek.

Yer: Ve Sahne Panora& Kulis Sanat Tiyatrosu
Tarih: 1 Kasım 2026 Pazar
Saat: 13.00 ve 15.00

1 Kasım Pazar – Blue Konseri

İngiliz pop grubu Blue, müzikseverlerle buluşmak üzere Ankara programında yer alıyor.

Yer: ATO Congresium
Tarih: 1 Kasım 2026 Pazar
Saat: 19.00

Ankara’da sergi rotası

Görsel sanatlara ilgi duyan okuyucularım, CerModern ve Ankara’nın sanat galerilerindeki sergi programlarını da değerlendirebilir. Ancak sergilerin ziyaret tarihlerini ve son günlerini gitmeden önce kontrol etmenizi öneriyorum.

İZMİR: Ege’de Sanatla İç İçe Bir Hafta

26 Ekim Pazartesi – Sesler

Oyuncu Salih Bademci’nin sahnelediği Sesler, tiyatroseverlerin ilgisini çekebilecek yapımlar arasında.

Yer: Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu
Tarih: 26 Ekim 2026 Pazartesi
Saat: 20.30

24 Ekim–1 Kasım – Pazırık’tan Yağcıbedir’e El Dokuma Halı ve Kilim Sergisi

Geleneksel dokuma kültürümüzü ve Anadolu’nun zengin el sanatları mirasını keşfetmek isteyenler için önemli bir sergi.

Yer:Swissôtel Büyük Efes
Tarih: 24 Ekim–1 Kasım 2026
Saat: Ziyaret saatleri ayrıca kontrol edilmeli.

24 Ekim–1 Kasım – Sır

İzmir Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşan sergi, görsel sanatlara ilgi duyanlar için alternatif bir durak.

Yer: İzmir Kültür Sanat Fabrikası, Resim ve Heykel Müzesi Geçici Sergi Salonu
Tarih: 24 Ekim–1 Kasım 2026
Saat: Ziyaret saatleri ayrıca kontrol edilmeli.

24 Ekim–1 Kasım – Arayış

Sanatın farklı anlatım biçimlerini keşfetmek isteyenler için İzmir Kültür Yolu Festivali kapsamında ziyaret edilebilecek sergilerden biri.

Yer: Tarihî Alsancak Tren Garı
Tarih: 24 Ekim–1 Kasım 2026
Saat: Ziyaret saatleri ayrıca kontrol edilmeli.

İzmir’de ayrıca resim, heykel ve geleneksel el sanatlarına odaklanan etkinlikleri takip edebilir; kültür-sanat gezinizi kentin tarihî dokusunu keşfedeceğiniz bir yürüyüşle tamamlayabilirsiniz.

ANTALYA: Akdeniz’de Müzik ve Sahne Sanatları

27 Ekim Salı – Anadolu Ateşi: Fire of Anatolia

Anadolu’nun kültürel mirasını dans ve sahne gösterileriyle buluşturan Anadolu Ateşi, görsel açıdan etkileyici bir performans izlemek isteyenler için haftanın öne çıkan etkinliklerinden biri.

Yer: Aspendos Antik Tiyatrosu
Tarih: 27 Ekim 2026 Salı
Saat: 21.00

28 Ekim Çarşamba – Levent Yüksel Konseri

Türk pop müziğinin sevilen yorumcularından Levent Yüksel, Antalya’da müzikseverlerle buluşuyor.

Yer: Antalya Açıkhava Tiyatrosu
Tarih: 28 Ekim 2026 Çarşamba
Saat: 20.00

30 Ekim Cuma – Güldür Güldür Show

Günlük hayatın içinden hikâyeleri mizahla buluşturan gösteri, eğlenceli bir akşam geçirmek isteyenler için seçeneklerden biri.

Yer: Antalya Açıkhava Tiyatrosu
Tarih: 30 Ekim 2026 Cuma
Saat: 21.00

31 Ekim Cumartesi – Teoman Konseri

Rock müziğin kendine özgü yorumcularından Teoman, Antalya’da sahne alıyor.

Yer: Antalya Açıkhava Tiyatrosu
Tarih: 31 Ekim 2026 Cumartesi
Saat: 21.00

1 Kasım Pazar – Koray Avcı Konseri

Haftanın son gününü müzikle değerlendirmek isteyenler için Koray Avcı’nın Antalya konseri alternatifler arasında.

Yer: Antalya Açıkhava Tiyatrosu
Tarih: 1 Kasım 2026 Pazar
Saat: 21.00

Antalya’da tiyatro, konser ve sergi programlarının yanı sıra kentin kültürel mirasını tanımaya yönelik müze ziyaretlerini de planınıza ekleyebilirsiniz.

Sanata Zaman Ayırın, Hayatı Kaçırmayın

Değerli okuyucularım, kültür-sanat etkinliklerini takip etmek yalnızca bir program seçmekten ibaret değildir. Aynı zamanda kendimize, düşüncelerimize ve estetik dünyamıza yatırım yapmaktır.

Bir tiyatro oyunu bize başka hayatların penceresini açabilir. Bir resim, daha önce fark etmediğimiz bir duyguyu düşündürebilir. Bir konser, tanımadığımız insanlarla aynı melodide buluşmamızı sağlayabilir.

Bence bu haftanın en güzel kararı, kendinize bir akşam ayırmanız ve gerçekten görmek istediğiniz bir etkinliğe gitmeniz olacaktır. Telefonunuzun kamerasından izlemek yerine o anın içinde olun. Her şeyi kaydetmeye çalışmak yerine bazen yalnızca yaşayın.

Unutmayalım ki zarafet, yalnızca nasıl göründüğümüzle değil; dünyayı nasıl algıladığımız, neye değer verdiğimiz ve hayatın sunduğu güzelliklere ne kadar açık olduğumuzla da ilgilidir.

Sanatla zenginleşen, nezaketle güzelleşen bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

Ben Ayça Kuru.

Zarafet, imaj ve iletişim uzmanı; yazar ve televizyon sunucusu.

Asaletle kalın.

05542804484

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı