Güneşin yüzünü iyice gösterdiği, doğanın uykusundan uyandığı o meşhur döneme yine girdik. Bahar, sadece takvimdeki bir yaprak değişimi değil; aslında ruhun üzerindeki o ağır kış yorganını silkip atma çabasıdır.
İşte bu taze başlangıca dair birkaç kelam:
KIŞIN YORGUNLUĞUNU GERİDE BIRAKMAK
Hepimiz kabul edelim ki kış, sadece soğuk havasıyla değil, üzerimize bıraktığı o durağanlık hissiyle de bizi biraz yordu. Griden yeşile dönen sokaklar, aslında bize "harekete geç" demeye başladı bile. Baharın gelişiyle birlikte gelen o ilk çiçek kokusu, aslında en iyi motivasyon kaynağımız. Şimdi, pencereyi sonuna kadar açıp o taze havayı içeriye davet etme zamanı.
KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLERİN GÜCÜ
Doğa kendini yenilerken bizim yerimizde saymamız biraz haksızlık olur. Hayatın her alanında devrim yapmaya gerek yok; bazen sabah yürüyüşlerine başlamak, bazen de masanın üzerine bir saksı çiçek koymak yeterli gelir. Bahar, bize her şeyin yeniden filizlenebileceğini hatırlatan bir dost gibi. Önemli olan, bu enerjiyi sadece dışarıda değil, biraz da kendi içimizde hissetmek.
GÜNEŞE SELAM
Sonuçta her kışın bir sonu, her karanlığın bir aydınlığı var. Sokaklarda cıvıldayan kuşlar, dallarda patlayan tomurcuklar bize aynı şeyi fısıldıyor: Hayat devam ediyor ve hala keşfedilecek güzellikler var. Kendinize bir iyilik yapın ve bu güzel havaların tadını çıkarın; çünkü bahar, beklemeye gelmeyecek kadar kısa ve kıymetli.