Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Bazen her yerdeyim, bazen hiçbir yerde

Bazen her yerdeyim, bazen hiçbir yerde
Paylaş:
N

İnsan, bedeninde tam olarak nerede yaşar?

Bir an durup bunu kendinize sormayı deneyin. Şu anda bedeninizin neresindesiniz?

Parmak uçlarınızda mı, göğüs kafesinizin tam ortasında mı, nefesinizin ritminde mi? Yoksa uzun zamandır bedeninizin hiçbir yerinde değil misiniz?

Belki de çoğumuz, fark etmeden kendi bedenimizde misafir gibi yaşıyoruz. Uğruyoruz, kullanıyoruz, yoruyoruz; ama orada sanki gerçekten yaşamıyoruz.

Otuz beş yılı aşkın süredir insan bedenini dinliyorum. Tutulmuş boyunlar, ağrıyan omuzlar, yıllardır geçmeyen bel ağrıları, yorgun dizler… Mesleğim bana hastalıkları, anatomiyi ve tedavileri öğretti. Ama bütün bunlardan daha değerli bir şey öğretti. İnsanların büyük bölümü bedenlerini ancak canları yandığında hatırlıyor.

“Hocam, bütün canım belimden çıkacak gibi…”

Bel ağrısını tarif eden hastaların en sık kullandığı cümlelerden biridir bu. Dikkat edin, sağlıklıyken “canımız” bedenimizin hiçbir yerinde değildir. Ama ağrı başladığında bütün varlığımız tek bir noktaya taşınır. Sanki hayat, ağrının bulunduğu bölgeye yerleşiverir.

Demek ki bedenimizi çoğu zaman yaşamıyoruz, yalnızca acı çektiğinde fark ediyoruz.

Oysa sağlık, ağrının olmaması değil, bedenin içinde yaşayabilme becerisidir.

Bazı günler ben de kendimi bedenimin her köşesinde hissederim. Parmaklarım, zihnim, gözlerimde.. Bir hastanın nabzında, bir öğrencimin merak dolu sorusunda, yazdığım cümlelerin ritminde, akşamüstü pencereden süzülen ışığın sıcaklığında…

O anlarda beden, zihin, duygu ve düşünce birbirinden ayrılmaz. Hepsi aynı dokunun farklı lifleri gibi birlikte hareket eder. İnsan, yalnızca çalışmaz, yaşar.

Ama bazı günler…

Konuşurum, sesim bana ait değilmiş gibi gelir. Yürürüm ama yürüyen sanki ben değilimdir. Oradayımdır ama orada değilimdir.

Bu her zaman hastalık değildir. Çoğu zaman modern hayatın bize öğrettiği unutkanlıktır. Çünkü yaşadığımız çağ, bedeni bir araç olarak görmeyi öğretiyor. Hedefe ulaşmak için kullanılan, işi bitince bir kenara bırakılan biyolojik bir makine…

Oysa beden, kullanılacak bir araç değil, özenle işlenmiş yaşayan bir sanat eseridir. Ve her sanat eseri gibi ancak dikkatle bakıldığında kendini gösterir.

Bugün sağlık denildiğinde çoğu zaman listeler hazırlanıyor. Daha fazla su için. Düzenli yürüyün. İyi uyuyun. Stresten uzak durun… Bunların hepsi doğrudur. Ama eksiktir.

Çünkü sağlık, yapılacaklar listesinden önce kurulacak bir ilişkidir. İnsanla kendi bedeni arasındaki sessiz, dürüst ve sürekli ilişki…

Yıllar boyunca elit sporcularla çalışma fırsatım oldu. Dünyanın en güçlü, en hızlı ve en disiplinli bedenlerinden bazılarını yakından gözlemledim. Bana göre başarıyı belirleyen yalnızca kas kuvveti ya da kondisyon değildi. Gerçek performans, kişinin bedeninde ne kadar “orada” olduğuyla ilgiliydi. Bedenini dinlemeyen en başarılı sporcu bile bir gün sakatlanıyor. Çünkü beden önce fısıldar.

Dinlenmezse konuşur. Yine duyulmazsa bağırır. Biz buna çoğu zaman sakatlık ya da hastalık deriz. Oysa beden yalnızca ilişki kurmaya çalışıyordur.

Muayene sırasında hastalarıma bazen alışılmadık bir soru sorarım:

“Şu an neredesiniz?”

Çoğu gülümser.“Buradayım hocam, sizin odanızdayım.”

Ben ise başka bir şeyi merak ederim.Bedeninizin neresindesiniz?Omuzlarınızda mı?Boynunuzda mı?Göğsünüzde mi?Nefesinizde mi?

Yoksa hiçbir yerinde değil misiniz?

Çoğu zaman cevap uzun bir sessizlik olur.Belki de kimse onlara bunu daha önce sormamıştır.

Farkındalık lüks değildir.Sağlığın temelidir.Çünkü insan ancak hissettiği yeri koruyabilir.Ancak içinde yaşadığı bedeni iyileştirebilir.Her yerde olmanın sırrı, aslında aynı anda her şeyi yapmak değildir.Bulunduğunuz anda, bulunduğunuz bedenin içinde olabilmektir.

Hiçbir yerde olmak ise geçmişe takılıp ya da geleceğe yetişmeye çalışırken bedeni bir bekleme salonunda unutmaktır.

Gerçek yaşam; gerilim ile gevşemenin, hareket ile sessizliğin, eylem ile dinlenmenin dengede buluştuğu o ince noktada başlar.

Hekimlik ve bedenle geçen yolculuğun bana öğrettiği,“sağlığın, bedeninizde misafir olarak değil, ev sahibi olarak yaşayabilme sanatı” olduğudur.

Hayat boyunca bazen her yerde olacağız.Bazen de hiçbir yerde…

Önemli olan bunu yargılamak değil, fark edebilmektir.Çünkü insanın kendine dönüşü, tam da o fark ettiği anda başlar.

 

Sevgi ile…

Dr. Şerafettin ÖZDOĞAN

@drserafettinozdogan  

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı