Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Bel ağrısı ya belin sorunu değilse…

Bel ağrısı ya belin sorunu değilse…
Paylaş:
N

İnsan bedeni bazen çok zarif bir yalancıya dönüşür.Sorunun olduğu yeri değil, yükün en fazla biriktiği yeri gösterebilir.

Bel ağrısı da bunun en iyi örneklerinden biridir. Ağrı beldedir ama hikâye çoğu zaman belde başlamaz.Sabah yataktan kalkarken eliniz istemsizce belinize gider. Uzun bir araba yolculuğundan sonra doğrulmakta zorlanırsınız. Bir market poşetini kaldırırken aniden saplanan ağrı sizi durdurur. İlk refleksimiz bellidir: “Belimde bir problem var.”Oysa bazen bel yalnızca haberci konumundadır.

Bir köprünün orta kısmında çatlak oluştuğunda mühendisler sadece çatlağa bakmaz. Temele, taşıyıcı kolonlara, yük dağılımına ve zemine de bakarlar. Çünkü sorun görünen yerde olsa da nedeni çoğu zaman başka bir noktadadır.

İnsan bedeni de farklı değildir.Bel bölgesi, üst ve alt vücudun tam kesişim noktasında yer alır. Yürürken, koşarken, eğilirken, dönerken oluşan kuvvetlerin büyük bölümü buradan geçer. Bu nedenle bedenin başka bölgelerindeki aksaklıkların faturası çoğu zaman bele çıkar.

Örneğin gün boyu masa başında çalışan birini düşünelim. Saatlerce oturmak kalça eklemlerinin hareketliliğini azaltır. Kalçanın yapması gereken hareketler zamanla bele yüklenir. Sonuçta ağrı belde hissedilir ama sorunun başlangıç noktası çoğu zaman hareketsiz kalan kalçalardır.

Benzer bir durum ayaklarda da görülebilir. Bir binanın temeli eğriyse üst katlarda çatlak oluşması şaşırtıcı değildir. Ayağın yere basış şekli bozulduğunda diz, kalça ve bel bu değişime uyum sağlamaya çalışır. Araştırmalar, bazı kronik bel ağrılarında ayak biyomekaniğinin önemli rol oynayabileceğini göstermektedir. Ağrı belde hissedilir; ancak hikâye yere atılan ilk adımda başlamıştır.

İşin ilginç tarafı, bazen nefes bile bel ağrısının bir parçası olabilir. Diyafram yalnızca bir solunum kası değildir. Aynı zamanda gövde stabilitesinin (kararlılığının) önemli oyuncularından biridir. Yüzeyel, hızlı ve stresli nefes alma alışkanlığı olan kişilerde gövde kontrolü değişebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kronik bel ağrısı olan bireylerde diyafram fonksiyonlarının farklılık gösterebildiğini ortaya koymaktadır.Yani bazen çözüm yalnızca bele masaj yapmak değil, nefes almayı yeniden öğrenmek olabilir.

Bir başka şaşırtıcı gerçek ise görüntüleme yöntemlerinden geliyor. Manyetik rezonans görüntüleme (MR) teknolojisi geliştikçe, ağrısız insanların omurgalarında da fıtıklar, disk taşmaları ve dejeneratif değişiklikler olduğu görüldü. Birçok kişi hayatına hiçbir şikâyeti olmadan devam ederken MR görüntülerinde “problem” taşıyabiliyor. Buna karşılık bazı kişilerde ciddi ağrı bulunmasına rağmen görüntüleme sonuçları oldukça sıradan olabiliyor.

Bu durumun bize önemli öğretisi, ağrının her zaman yalnızca dokuların hikâyesi olmadığıdır.

Sinir sistemi, stres düzeyi, uyku kalitesi, fiziksel kondisyon, hareket alışkanlıkları ve kişinin yaşam deneyimi ağrının oluşumunda birlikte rol oynar.

Son yıllarda üzerinde daha fazla konuşulan fasya sistemi de bu bütüncül bakışın önemli parçalarından biri hâline geldi. Kasları, kemikleri ve organları birbirine bağlayan bu bağ dokusu ağı, bedenin görünmez iletişim sistemi gibidir. Bir bölgede oluşan gerginlik, uzak bölgelerdeki hareket kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle bel ağrısını değerlendirirken yalnızca bele değil, ayaklardan boyuna kadar tüm hareket zincirine bakmak önem arzediyor.

Belki de en büyük hata, ağrıyan bölgeyi suçlu ilan etmektir.Çünkü bazen bel yalnızca fedakâr bir çalışan gibidir. Kalçanın yapamadığını yapar. Karın kaslarının üstlenmediği yükü taşır. Hareketsizliğin, kötü postürün, stresin ve yorgunluğun oluşturduğu baskıyı sessizce karşılamaya çalışır. Ancak bir gün gelir ve “Artık yeter” der.İşte o an ağrı ortaya çıkar.

Bel ağrısını sadece susturulması gereken bir şikâyet olarak görmek yerine, bedenin gönderdiği bir mektup olarak okumak gerekiyor.O mektupta şu satırlar yazıyor olabilir;

“Biraz daha hareket et.”“Daha iyi nefes al.”“Daha iyi uyu.”“Yükü sadece bana bırakma.”

Çünkü bazen bel ağrısı, belin sorunu değildir.Bedenin tamamının sıkıntılarını anlatmaya çalıştığı hikâyenin en yüksek sesle konuşan cümlesidir.

Sevgi ile…

Dr. Şerafettin ÖZDOĞAN

@drserafettinozdogan  

 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı