Cool Olma Uğruna Yitirilen İnsanlık: Espri Çağında Samimiyet Unutulunca
Son yıllarda sokakta, kafede ya da bir iş yerinde gençlerle iletişim kurmaya çalıştınız mı hiç?
Sıradan bir "Ben geldim" lafının karşılığında sıcak bir "Hoş geldin" duymak artık lüks oldu. Onun yerine içi boşaltılmış bir ukalalıkla göz deviren, "Oysaki sormamıştık" ya da "Görüyoruz" diyen donuk bir mimikle karşılaşıyorsunuz. İçten bir "Güle güle" temennisine "Neye gülüyoruz kıh kıh kıh" diye yanıt veren, basit bir "Selam" karşısında kendisini aksiyon filminin karanlık, antipatik kahramanı sanıp kibrinden cevap dahi vermeyen jenerasyonlar türedi.
Peki, bizi bir arada tutan o en temel insani bağı —samimiyeti— ne zaman ve nerede kaybettik?
Cevap çok uzaklarda değil; onlarca yıldır "eğlence" adı altında evlerimize, zihinlerimize boca edilen Amerikan film endüstrisinde ve onun hayatımıza zerk ettiği "her şeyde bir espri yakalama" takıntısında gizli.
Her Şey Mizah Malzemesi mi?
Bugün toplum olarak en büyük hastalığımız, hiçbir şeyi olduğu gibi yaşamayı başaramamak. Yangın çıkıyor, espri yapıyoruz; bir acı paylaşılıyor, altından bir "meme" (caps) çıkarmaya çalışıyoruz; biri en yalın haliyle duygusunu anlatıyor, ilk refleximiz onu bir şaka malzemesine dönüştürmek oluyor.
Her durumda, her felakette, her ciddi anda illa ki bir espri patlatma zorunluluğu...
Bu, Hollywood sinemasının yıllardır sistematik bir biçimde işlediği o meşhur kalıptan başkası değil: "Kriz anında ciddi olmak zayıflıktır; esas adam dediğin ne olursa olsun dalgasını geçer."
Dünyanın sonu gelirken bile iki lafın arasında iğneleyici bir espri yapan, ölümle burun burunayken antipatik bir ukalalık sergileyen ve bunu "cool" (havalı) görünmenin tek yolu gibi sunan karakterler izletildi bize. Hollywood bize, duygusal bir bağ kurmanın, samimi bir tepki vermenin ya da ciddi bir meseleyi vakarla konuşmanın "eziklik" olduğunu öğretti.
Sonuç mu? Her anı komedi kulübündeymiş gibi yaşamaya çalışan, antipatik mimiklerle donatılmış, donuk bakışlı ve en çok da alaycı bir jenerasyon.
Alaycılık: Derinliksizliğin Sığınağı
Bugün yetişen kuşakların en büyük trajedisi, her şeyle alay etmeyi ve sürekli bir espri yakalamaya çalışmayı bir zekâ göstergesi sanmalarıdır. Oysa kriz anlarında, bir felaketin ortasında veya gündelik basit bir selamlaşmada bile sürekli laf sokma ya da espri patlatma çabası zekâyı değil; duygusal olgunlaşmamışlığı ve duyguların derinliğinden korkmayı gösterir.
Çünkü ciddi durmak sorumluluk ister. Bir insanın acısına, cümlesine, varlığına ciddiyetle yaklaşmak hümanist bir olgunluk gerektirir. Ama her şeyi sulandırmak, her şeyden bir şaka çıkarmak işin en kolay, en ucuz yoludur.
İnsanın insanla kurduğu o en saf bağ olan hümanist duruş, yerini içi boş bir özentiye bıraktı:
Ciddi bir konu konuşulacağı zaman ilk fırsatta konuyu sulandırmak,
İçten bir duygu paylaşıldığında bunu "duygusallıkla" itham edip alay konusu yapmak,
Sıradan bir nezakete bile "Buna da bir espri patlatayım" kurnazlığıyla antipatik bir soğuklukla yanıt vermek...
Bunlar artık bir yaşam biçimi haline geldi. İçten bir gülümsemenin yerini alan o eğreti yarım sırıtış ve antipatik mimikler, aslında iletişim kurma yetisini kaybetmiş bireylerin zırhından başka bir şey değil.
Maskeleri Düşürme Zamanı
Hayat bir sitcom dizisi, bizler de sürekli seyirciyi güldürmek zorunda olan oyuncular değiliz. İletişim; karşındakini yok sayarak, ona laf sokarak, her anın altından bir espri avlamaya çalışarak ya da bir Hollywood karakterini oynayarak yürütülen bir tiyatro hiç değildir.
İletişim; gözünün içine bakarak "Selam" diyebilmek, "Hoş geldin" diyebilmek ve ciddi bir meselenin karşısında ciddiyetle, hümanizmle durabilmektir.
Hollywood’un yazdığı ve zihnimize kazıdığı bu antipatik senaryoları hayatımızın merkezinden çıkarmak zorundayız. Çünkü her şeyle alay etmek bir zekâ göstergesi değil, insanı yalnızlaştırıp sığlaştıran bir hastalıktır. Ve gerçeğin soğuk yüzüyle karşılaşıldığında, ekranlardaki o ukalaca esprilerin hiçbiri insanı insan yapan o sıcak samimiyetin yerini tutmayacaktır.
İşte bahsettiğin o tam "Hollywood özentisi, her şeyle alay eden, hiçbir şeyi ciddiye alamayan" profilin bu yazıya yapacağı, okuyanın tam da yazıda anlattığın durumu birebir yaşayacağı 6 tipik sosyal medya / forum yorumu:
1. Basitçe Sulandırıp Konuyu Kapatmaya Çalışan (Savuşturucu)
"Tamam dede, en çok sen ciddisin. Yaw he he."
(Yazıdaki derinliği analiz etmek yerine yaş veya jenerasyon üzerinden ucuz bir laf sokmayla konuyu sulandırma refleksi.)
2. Aşırı "Cool" Görünmeye Çalışan Tepkisizlik
Okumadım ama kesin haklısındır kanka 👍"
(Hiçbir şeyi umursamıyormuş, ilgilenmek bile ona fazla geliyormuş imajı çizerek güya "üstün" konumda kalma çabası.)
3. Yazının Tam İçindeki Tavrı Birebir Sergileyen (Ironik Ukala)
"Büyüksün kral, derhal Hollywood’u kapatıp ciddi olmaya gidiyoruz."
(Eleştirilen alaycı ve antipatik söylemi tam olarak uygulayarak, durumu bir espri malzemesine dönüştürme bağımlılığı.)
4. Her Şeyi "Dram" İlan Eden Meşhur İnternet Kalıbı
"Bro bu kadar kasmayın ya, hayat zaten zor bir de senin duyarlarınla uğraşmayalım."
(Ciddiyet, samimiyet ve insani duruş talebini doğrudan "duyar kasmak" etiketiyle değersizleştirme kurnazlığı.)
5. Boş Bir Sarcasm (İğneleme) İle Cevap Veren
"Çok derin yazı kanka, şu an oturup ağlıyorum samimiyeti kaybettik diye 💀"
(Araya emoji atarak, duygusal ve insani bir konuyu "eziklik" gibi göstermeye çalışan o tipik alaycı refleks.)
6. Kendini Aksiyon Filmi Karakteri Sanan Donuk Tepki
"Görüldü." (veya sadece) "K."
(İçeriğe bir cümlelik bile olsa samimi bir fikirle katkı veremeyip, donuk ve tepkisiz görünmeyi bir marifet sayan tavır.