13 Haziran 2026 tarihli ve 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 10 yıllık YEKDEM süresini tamamlayan lisanssız GES’ler için temel belirsizliği giderdi. Artık soru “Bu santrallerin geleceği ne olacak?” değil; “Bundan sonra hangi modelle değer üretecek?” sorusudur.
Çünkü yeni karar, lisanssız GES’lere üretime devam imkânı tanırken gelir tarafını piyasanın saatlik gerçekliğine bağlıyor. Bundan sonra elektriğin ne zaman üretildiği, nerede tüketildiği ve nasıl yönetildiği belirleyici olacak.
Bu dönemi doğru okumak için iki farklı kazanç mantığını görmek gerekiyor.
Birinci model, kendi elektrik tüketimi yüksek sanayi tesisleri için geçerlidir. Bu tesislerde GES’in değeri, elektriği şebekeye satmaktan değil, pahalı şebeke elektriğini kendi üretimiyle ikame etmekten doğar. Yani kazanç, “elektrik satmaktan” değil, “elektrik satın almaktan kaçınmaktan” doğar.
Karara göre şebekeye satışta alınabilecek azami bedel, Haziran 2026 için YEKDEM bedelinin yüzde 90’ı olan 2,4371 TL/kWh seviyesindedir. Üstelik ilgili saatte piyasa takas fiyatı bu sınırın altındaysa üretici daha düşük fiyatla karşılaşır. Oysa aynı elektrik fabrika içinde tüketildiğinde tesis, yalnızca enerji bedelinden değil; dağıtım bedeli, vergi, fon ve diğer maliyetlerden de tasarruf eder. Bu nedenle aynı kWh, şebekeye satıldığında sınırlı gelir yaratırken yerinde tüketimde daha yüksek değere dönüşür.
Bu yüzden tüketim yükü ile üretimini iyi eşleştiren sanayi tesisleri daha avantajlı olacaktır. Çünkü satış fiyatı formülüne daha az maruz kalacak, ürettikleri elektriği doğrudan maliyetlerini düşürmek için kullanacaktır.
İkinci model ise tüketimi sınırlı olan veya üretiminin büyük bölümünü şebekeye satmak zorunda kalan GES’leri ilgilendirir. Burada temel yapısal sorun devreye girer: öğle saatlerindeki üretim fazlası ve fiyat düşüşü.
GES kurulu gücü arttıkça güneşin yoğun olduğu saatlerde sisteme yüksek miktarda elektrik verilir. Bu durum, özellikle bahar ve yaz aylarında öğle fiyatlarını aşağı çeker; bazı saatlerde fiyatlar sıfıra yaklaşır. Sorun şudur: GES’in en çok ürettiği saat, elektriğin piyasa değerinin en düşük olduğu saat hâline gelir.
Yeni kararın fiyat formülü bu gerçeği doğrudan gelire yansıtır. Öğle saatlerinde PTF düşükse üretici, teorik olarak yüzde 90 YEKDEM tavanına sahip olsa bile fiilen düşük PTF ile karşılaşabilir.
Bu etki, 1 Ocak 2026’da devreye giren 15 dakikalık piyasa zaman çözünürlüğüyle belirginleşecektir. Saatlik fiyatlamada gün içi dalgalanmalar ortalamaya karışıyordu. Ancak 15 dakikalık çözünürlükte en düşük fiyatlı çeyrek saatler netleşecek. Bu da depolamasız ve tüketimsiz saha GES’leri için daha düşük satış fiyatı anlamına gelebilir.
Akşam saatlerinde ise güneş üretimi azalır, talep yükselir ve fiyatlar tırmanır. Klasik bir GES, fiyatın zirve yaptığı bu saatlerde üretim yapamaz. Yani üretimin bol olduğu saatte fiyat düşük, fiyatın yüksek olduğu saatte üretim yoktur.
Bu makası kapatmanın en güçlü yolu depolamadır. Batarya, öğle saatlerinde düşük fiyatla şebekeye satılacak enerjiyi tutup akşamın daha değerli saatlerinde sisteme verebilir. Böylece üretim profili daha avantajlı zaman dilimlerine kaydırılır. Ancak satış fiyatının üst sınırı YEKDEM’in yüzde 90’ı olarak belirlenmiştir. Depolama, fiyatı bu tavanın üzerine çıkarmaz; asıl görevi, sıfıra yaklaşan fiyatlardan doğan gelir kaybını önlemek ve kazancı tavana yaklaştırmaktır.
Bu iki kazanç mantığı, sahadaki lisanssız GES’leri pratikte üç gruba ayırıyor. En güçlü grup; üretimiyle tüketimi örtüşen, sürekli prosesli ve depolamalı tesislerdir. Üç vardiya çalışan fabrikalar, çimento, petrokimya, soğuk zincir, metal sanayi, su/atıksu tesisleri ve veri merkezleri bu gruba örnektir. Bu tesisler, güneş üretiminin büyük kısmını yerinde tüketir; depolamayla fazlayı uygun saatlere taşıyabilir.
İkinci grup, tüketimi sınırlı ancak depolama altyapısı bulunan satış ağırlıklı GES’lerdir. Bu tesisler satış yapmak zorundadır; fakat batarya ile öğle saatlerindeki düşük fiyat riskini yönetebilir. Gelirlerini tavanın üzerine çıkaramazlar, ancak tabana çakılmasını engellerler.
Üçüncü ve en kırılgan grup, tüketimi ve depolaması olmayan saha GES’leridir. Bu santraller, üretimin büyük bölümünü günün en düşük fiyatlı saatlerinde sisteme verir. Bu nedenle PTF düşüşüne, 15 dakikalık fiyat keskinleşmesine ve kesinti risklerine en açık grup burasıdır.
11415 sayılı Karar gelir modelini yeniden tanımlarken EPDK’nin lisanssız üretim, dengeleme, bağlantı ve sistem kullanımı başlıklarındaki taslakları da aynı yöne işaret ediyor: Lisanssız üretim artık sadece “Ne kadar gelir elde eder?” sorusuyla değil, “Sisteme nasıl uyum sağlar?” kriteriyle değerlendirilecek.
Bu nedenle üretim fazlasının arttığı saatlerde şebeke işletmecisinin yük atma veya kesinti talimatlarını daha etkin uygulayabilmesi, uzaktan kontrol imkânı ve talimata uyulmaması hâlinde ödeme yapılmaması gibi başlıklar yeni dönemin disiplinini gösteriyor.
Sonuç olarak garanti dönemi sona eriyor; gelirler piyasa fiyatına duyarlı hâle geliyor. Üretimin zamanı, tüketimle eşleşmesi, depolama ve sistemle uyum artık temel belirleyiciler olacak. Bundan sonra sadece üretmek yetmeyecek; elektriği doğru zamanda üretmek, doğru yerde tüketmek, gerektiğinde depolamak ve sistemi akıllı yönetmek gerekecek. Türkiye güneş enerjisi sektörünün ikinci 10 yılı, santralini akıllı hâle getirenlerin, tüketimle entegre edenlerin ve depolamayla güçlendirenlerin dönemi olacak.