Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Hürmüz’de Üç Asırlık Déjà Vu: İsfahan'dan Tahran'a İran'ın İngiliz Hesabı-1

Hürmüz’de Üç Asırlık Déjà Vu: İsfahan'dan Tahran'a İran'ın İngiliz Hesabı-1
Paylaş:
N

20 Ekim 2026: Windsor'daki ziyafet masası, 18. yüzyılın başında Bender Abbas Limanı’nda kurulan pazarlık masasını hatırlatıyor. Değişen aktörlerin adı; değişmeyen ise denizi kontrol edenin siyaseti belirlediği gerçeği.

Diplomaside bazen en yüksek ses, hiç imzalanmamış metinlerden çıkar. Bu hafta Windsor Sarayı'nda yaşananlar tam olarak böyle bir mesajdı. Kral III. Charles, Umman Sultanı Heysem bin Tarık'ı top atışları, fayton geçidi ve şatafatlı bir devlet ziyafetiyle ağırladı. Aynı günlerde Tahran, Washington'la aynı masaya oturmayı reddetmeyi sürdürüyor; Hürmüz'deki deniz yollarını ise yalnızca Maskat'la konuşuyor.

Benim okumam açık: İran, Amerika'yı muhatap almadan, Umman kapısından Londra'ya seslenmeyi seçmiştir. Londra da bu sesi, Kraliyet'in en görkemli diliyle, yani protokolle karşılamıştır. Dünyaya verilen mesaj şudur: Körfez'de eski ezberler bozuluyor, ama çok daha eski bir ezber geri dönüyor.

Bu ezberi anlamak için takvimi üç asır geri almak gerekiyor.

1622: Bir Ortaklığın Doğuşu

Safevî Devleti, siyasî gücünü Kızılbaş Türkmen boylarının askerî ve idarî desteğinden alan, Kızılbaşlığı birleştirici ideoloji olarak benimseyen bir yapı olarak XVI. yüzyıl başında Azerbaycan ve İran sahasında tarih sahnesine çıktı. Osmanlı'ya karşı denge arayışı, Safevîleri erken dönemden itibaren Avrupa'nın Hristiyan devletlerine yöneltti.

Bu arayışın zirvesi Şah I. Abbas'tır (1587-1629). 1622'de İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin gemileriyle Safevî kara kuvvetleri Hürmüz Adası'nı birlikte aldı ve Portekiz'in Körfez'deki yaklaşık bir asırlık hâkimiyetine son verdi. Şah Abbas, Gombrun'u Bender Abbas adıyla bir ticaret limanına dönüştürdü; Ermeni ve Yahudi tüccarları destekledi; İngilizlere liman gümrük gelirlerinden pay verdi.

Bu, tarihin ilk "İran–İngiliz deniz ortaklığı"ydı. Ama baştan bir asimetri taşıyordu: İran'ın ordusu vardı, donanması yoktu. Denizdeki gücü kiralamıştı.

Şah Hüseyin: Çözülen Merkez

Şah Abbas'tan sonra gerileme başladı. Şah Süleyman döneminde (1666-1694) Hollandalılar Kişm Adası'nı işgal edip Bender Abbas'ı tehdit ettiğinde, İsfahan direnmek yerine temkinli bir savunmaya çekildi.

Safevîlerin dokuzuncu şahı Hüseyin (1694-1722) ise çözülmenin hızlandığı dönemin adıdır. Saray, devlet işlerinden çok iç dengelerle meşguldü. Din adamlarının nüfuzu arttı; Sünnî tebaaya yönelik baskı, imparatorluğun doğu ucunda Afganları isyana sürükledi. 1709'da Kandehar'da Mir Veys ayaklandığında merkez buna ne askerî ne siyasî bir cevap üretebildi. Kuzeyde Lezgi baskınları, güneyde Beluç akınları bir imparatorluğun kenarlarını kemiriyordu.

Ve tam bu sırada, tehlike denizden geldi.

 

Yorumlar
1 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
A.G.
24.10.2026 22:07
Windsor'daki top atışlarını, fayton geçidini ve ziyafeti bir "metin" olarak okuyup Bender Abbas'taki üç asırlık pazarlık masasına bağlamanız çok isabetli. Diplomasinin imzasız metinleri, çoğu zaman imzalı olanlardan daha çok şey söylüyor. "Denizdeki gücü kiralamak" tespiti ise bugünü anlamak için güçlü bir anahtar. İkinci bölümü merakla bekliyorum.
WhatsApp
İhbar Hattı