Sevgili okuyucularım,
Hayatımız boyunca pek çok insan tanıyoruz.
Bazıları birkaç ay, bazıları yıllarca hayatımızda kalıyor. Bazılarını arkadaşımız, bazılarını dostumuz, bazılarını ise ailemiz kadar yakınımız olarak görüyoruz. Zaman geçtikçe de onların bizi gerçekten tanıdığına, sevdiğine ve her koşulda yanımızda olacağına inanıyoruz.
Oysa hayat, insanların kim olduğunu en çok zor zamanlarımızda gösteriyor.
Çünkü iyi günlerde yanınızda olmak kolaydır.
Sizinle gülmek, sofranıza oturmak, seyahatinize eşlik etmek ve güzel haberlerinizi kutlamak kolaydır. Asıl mesele, hayatınızın dağıldığını hissettiğiniz bir dönemde yanınızda kalabilmektir.
Sizi düzeltmeye çalışmadan dinleyebilmek…
Siz söylemeden yanınıza gelebilmek…
Hiçbir şey söylemeden elinizi tutabilmek…
Düştüğünüzde yalnızca kaldırmak değil, yeniden ayakta durabilmeniz için emek verebilmek…
Bazen sadece, “Ben buradayım” diyebilmek…
Gerçek dostluk biraz da burada başlıyor.
Annemin kaybıyla birlikte yalnızca tarifsiz bir acının içine düşmedim. Aynı zamanda hayatımdaki insanları daha önce hiç bakmadığım kadar açık bir gözle görmeye başladım.
Kimin gerçekten yanımda olduğunu…
Kimin acımı kendi acısı gibi hissettiğini…
Kimin beni ayakta tutabilmek için kendi konforundan vazgeçtiğini…
Kimin yalnızca iyi günlerimin insanı olduğunu…
Kimin “Yanındayım” deyip aslında çok uzakta kaldığını…
Ve yanımda olduğunu düşündüğüm bazı insanların, en zor zamanımda nasıl bambaşka bir yüz gösterebildiğini gördüm.
Bu dönem bana şunu öğretti:
İnsanların hayatımızdaki yerini, onlara verdiğimiz sıfatlar değil, ihtiyaç duyduğumuz anda sergiledikleri davranışlar belirliyor.
Birini uzun yıllardır tanımak, onun sizi gerçekten tanıdığı anlamına gelmiyor.
Aynı sofraya oturmak, aynı fotoğraf karesinde görünmek ya da güzel günleri paylaşmak da gerçek bir bağ kurulduğunu göstermiyor.
Çünkü yakınlık mesafeyle, dostluk süreyle, sevgi ise yalnızca sözlerle ölçülmüyor.
İnsanların hayatınızda ne kadar uzun zamandır bulunduğundan çok, en zor zamanınızda hayatınızın neresinde durduğuna bakmak gerekiyor.
Bazı insanlar yıllardır hayatınızdadır; en çok ihtiyaç duyduğunuz anda size yabancılaşır.
Bazıları ise hayatınıza daha sonra girmiştir ama en zor gününüzde öyle bir yerde durur ki artık ona yalnızca “arkadaşım” diyemezsiniz.
Bazen kan bağı olmayan insanlar, insana kardeşliğin en gerçek hâlini yaşatır.
İşte bütün bu fark edişlerin ortasında, annemden bana kalan yarım bir hayal sessizce beni çağırıyordu.
Bir yer adı gibi değil…
Anneme verilmiş ama zamanında tutulamamış bir söz gibi…
İçimde tamamlanmayı bekleyen bir cümle gibi…
Portofino…
Annemin çocukluğundan beri görmek istediği bir yerdi.
Onu hayattayken oraya götürmeyi çok istedim. Maddi bir engelim yoktu, imkânım vardı. Fakat korkularım da vardı.
Yurt dışında onun sorumluluğunu tek başıma nasıl taşıyacağımı, bir sorun yaşandığında ne yapacağımı, onu nasıl koruyacağımı düşünüyordum. Onu savunmasız bırakmaktan korkuyordum.
Bu korkular yüzünden o yolculuğu erteledim.
Sonra hayat bana, bazı hayallerin beklemeye bırakılmayacağını çok acı bir şekilde öğretti.
Annem Portofino’yu göremedi.
Ben uzun süre bu yarım kalmışlığın ağırlığını taşıdım. Fakat sonra anladım ki bazı yolculuklar zamanında yapılamasa bile sevgi, onları tamamlamanın başka bir yolunu mutlaka buluyor.
Şimdi annemi oraya götürememenin hüznüyle değil, onun hayalini oraya ulaştırmanın sorumluluğuyla yoldayım.
Kıyafetleri yanımızda…
Mektupları yanımızda…
Hatıraları yanımızda…
Sesi içimde…
Sevgisi hepimizin üzerinde…
İki arabayla, binlerce kilometrelik bir yolculuğa çıktık. Yanımda, bu hayalin anlamını bilen yedi dostum var.
Onlar benimle yalnızca Portofino’ya gitmiyorlar.
Annemin yıllar önce kurduğu bir hayali benimle birlikte taşıyorlar. Benim yetişemediğim bir zamana, yarım bıraktığım bir söze ve kalbimde kapanmayan bir yere eşlik ediyorlar.
Bu nedenle çıktığımız yol, yalnızca şehirleri birbirine bağlayan bir rota değil.
Her kilometresi anneme biraz daha yaklaştığım, her durağı onun hatırasına dokunduğum, her anı sevginin ölümden sonra da yoluna devam edebildiğini hissettiğim bir veda ve kavuşma yolu…
Bu bir tatil değil.
Bir manzara görmek, birkaç fotoğraf çekmek ya da haritada yeni bir noktaya ulaşmak hiç değil.
Bu, annemin yarım kalan hayalini yaşatma yolculuğu…
Yanımdaki yedi insan da bunun ne kadar ağır ve anlamlı olduğunu bilerek binlerce kilometrelik yolu göze aldı.
Beni yalnız bırakmamak için…
Acımı biraz olsun paylaşmak için…
Yorulduğumda omuz vermek, sustuğumda sessizliğime eşlik etmek, dağıldığımda beni yeniden toparlamak için…
İnsan tam da böyle zamanlarda anlıyor:
Bir insanın “Yanındayım” demesiyle gerçekten yanında olması aynı şey değil.
Gerçek dostluk bazen bir telefon kadar yakın, bazen binlerce kilometrelik bir yol kadar uzun oluyor. Ama mesafe ne olursa olsun, insan kimin samimiyetle geldiğini, kimin yalnızca uzaktan baktığını hissediyor.
Bu nedenle bu yazı bir sitem ya da hesaplaşma değil.
Bir fark ediş…
Çünkü acı, bazı insanları hayatınızdan sessizce çıkarırken bazılarını kalbinizin en kıymetli yerine yerleştiriyor.
Kimileri en kırılgan olduğunuz zamanda uzaklaşırken kimileri sizi ayakta tutabilmek için hiç düşünmeden kendi düzenini, zamanını ve konforunu bir kenara bırakıyor.
İşte o zaman hayatınızdaki bağların gerçek değerini daha iyi anlıyorsunuz.
İnsanların eğitimi, mesleği, makamı, parası ve sosyal çevresi dışarıdan görülebilir.
Ama karakteri, en çok zor zamanlarda görünür.
Asıl zarafet, elinizde güç varken karşınızdakine nasıl davrandığınızda; asıl dostluk ise karşınızdaki güçsüz kaldığında onun yanında nasıl durduğunuzda ortaya çıkar.
Ben artık insanların ne söylediğinden çok ne yaptığına bakıyorum.
Çünkü sözler değişebilir.
Anlatılar değişebilir.
Herkes yaşananları kendi penceresinden anlatabilir.
Ama davranışlar kalır.
Zaman geçer.
İnsanlar konuşur.
Bazıları uzaklaşır.
Bazıları kalır.
Ve sonunda geriye, en çok da zor günlerde yapılanlar kalır.
Bugün Portofino’ya giderken annemin yarım kalmış hayalini yanımda taşıyorum. Ama bu yolculukta başka bir gerçeği daha kalbime yazıyorum:
İnsan, büyük kayıplarının ardından yalnızca kimleri kaybettiğine değil, kimleri gerçekten kazandığına da bakmalı.
Ben bu acının içinde bazı insanları yeniden tanıdım.
Bazılarıyla aramdaki mesafenin sandığımdan çok daha büyük olduğunu, bazı insanların ise bana düşündüğümden çok daha yakın durduğunu gördüm.
Hiç hesap yapmadan benimle yola çıkan, acımı hafifletmek ve beni ayakta tutmak için binlerce kilometreyi göze alan gerçek dostlarımı tanıdım.
Portofino’ya belki geç gidiyoruz.
Annem fiziksel olarak yanımda değil.
Ama hayali bizimle.
Hatıraları bizimle.
Sevgisi bizimle.
Ve beni yalnız bırakmayan yedi güzel insan, iki arabayla bu hayalin yanı başında…
Şimdi biliyorum ki bazı yolculuklar bir yere varmak için yapılmaz.
İnsan bazen annesinin yarım kalan hayalini tamamlamak, onun hatırasını olmak istediği yere ulaştırmak ve acısının içinde hangi ellerin kendisini gerçekten tuttuğunu anlamak için yola çıkar.
Belki annem Portofino’yu benim gözlerimden görecek.
Belki rüzgârında onun kokusunu hissedecek, denizinde kendi hayalini bulacak.
Belki ben oraya vardığımda, yıllardır içimde taşıdığım o yarım cümleyi nihayet tamamlayacağım:
“Anne, biraz geç kaldım… Ama seni ve hayalini sonunda Portofino’ya getirdim.”
Çünkü gerçek dostluk, güzel günlerde yan yana görünmek değil; hayat zorlaştığında birbirinin yanında kalabilmektir.
Ve bazen bir yolculuk, gidilecek yeri değil; aynı yolda kimlerle yürüdüğünüzü anlamaya çıkar insan.
Hayat devam ediyor…
Bazen insanın hayatında zor dönemler, kayıplar ve değişimler yaşanıyor. Ama hayat, bütün bunlara rağmen akmaya devam ediyor. Şehirler yine ışıklarını yakıyor, sahneler kuruluyor, konserler başlıyor, tiyatrolar perdelerini açıyor ve kültür-sanat hayatı kaldığı yerden devam ediyor.
Ben de her hafta olduğu gibi, bu hafta da sizler için İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’da gerçekleşecek dikkat çeken etkinlikleri bir araya getirdim.
Hayatın içinde kalmak, sanatla, müzikle ve kültürle buluşmak için bu haftanın etkinliklerine birlikte göz atalım.
İZMİR
- Celal Karatüre Konseri — 24 Ağustos, 20.30 — Bornova Aşık Veysel Açıkhava Tiyatrosu. Semazen gösterisinin de eşlik ettiği özel program.
Etkinlik ve bilet bilgisi - Manifestival İzmir — 28–29–30 Ağustos — Kültürpark Zeytin Sahne. Bu haftanın İzmir’deki en büyük organizasyonlarından biri.
Manifestival İzmir biletleri - Lvbel C5 — 30 Ağustos, 16.30 — Kali Beach Alaçatı.
İzmir konser takvimi ve etkinlik bilgileri - Gün Batımı Konserleri – Çağrı Ergin & İzBB Pop Orkestrası — 27 Ağustos. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz açık hava konser programı kapsamında.
İzmir Kültürsanat etkinlik takvimi
İSTANBUL
- Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım — 27–28 Ağustos, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava.
Etkinlik takvimi - David Garrett – Millennium Symphony Open Air Tour — 29 Ağustos, 21.00 — Harbiye.
David Garrett biletleri - Sıla – Zafer Bayramı Konseri — 30 Ağustos, 21.00 — Harbiye.
Sıla konseri biletleri - Coco – Açık Hava Sineması — 29 Ağustos, 20.00 — AKM Açık Hava Sineması.
İstanbul etkinlikleri - Kara Şövalye – Açık Hava Sineması — 30 Ağustos, 20.00 — AKM Açık Hava Sineması.
SanatMat İstanbul etkinlik takvimi
ANKARA
- Touche Konseri — 27 Ağustos, 21.00 — Tepe Prime.
Ankara etkinlik takvimi - Doğan Duru — 28 Ağustos, 21.00 — Holly Stone Tunalı.
Ankara etkinlikleri - Aşkın Nur Yengi — 28 Ağustos, 21.00 — Oran Açık Hava Sahnesi. Etkinlik biletleri satışta.
Aşkın Nur Yengi Ankara biletleri - Buray — 29 Ağustos, 20.00 — Akyurt Şehir Stadı.
Buray etkinlik duyurusu - Pazs — 30 Ağustos — IF Performance Hall Ankara. Aynı gece farklı etkinliklerle devam eden program kapsamında.
Ankara konser takvimi
ANTALYA
Antalya’da özellikle 28–30 Ağustos hattı oldukça güçlü.
- Özcan Deniz — 28 Ağustos, 21.00 — Antalya Açıkhava.
Özcan Deniz Antalya etkinlik takvimi - Hadise — 29 Ağustos, 20.00 — Antalya Açıkhava.
Antalya Açıkhava etkinlik takvimi - Gipsy Kings by André Reyes — 30 Ağustos, 21.00 — Antalya Açıkhava. Flamenko/Latin ağırlıklı uluslararası konser.
Gipsy Kings Antalya biletleri - Kalben — 26 Ağustos, 23.00 — Echo Sahne Kaş.
Antalya etkinlik takvimi
Benim bu haftadan seçtiklerim
İstanbul: David Garrett + Sıla
İzmir: Manifestival
Ankara: Aşkın Nur Yengi
Antalya: Gipsy Kings + Hadise
Ayça Kuru
Zarafet, İmaj ve İletişim Uzmanı