Türkiye, veri merkezi kurulu gücünü 2030'a kadar en az 1 gigavata çıkarmayı hedefliyor. Yapay zekâyla hızlanan yatırımlar, elektrik altyapısının da bu büyümeye hazırlanmasını gerektiriyor. Ankara ve İstanbul'da yoğunlaşan projelerde bağlantı kapasitesi ve kesintisiz enerjiye erişim belirleyici olacak.
Yapay zekâ ve dijitalleşme, veri merkezlerini elektrik talebinin hızla büyüdüğü alanlardan biri hâline getiriyor. Tek bir kampüste yüzlerce megavatlık güce ihtiyaç duyabilen bu tesislerin nerede kurulacağı, teknoloji ve finansmanın yanı sıra elektrik şebekesinin imkânlarına da bağlı.
Veri merkezlerinin elektrik talebi iki katını aşacak
Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) göre veri merkezleri, 2024'te dünya elektrik tüketiminin yüzde 1,5'ine karşılık gelen yaklaşık 415 teravatsaat elektrik kullandı. Bu miktarın 2030'da yaklaşık 945 teravatsaate ulaşması bekleniyor.
Ancak uzun bağlantı süreleri ve trafo tedarikindeki darboğazlar büyümeyi yavaşlatabilir. IEA, şebeke kaynaklı riskler giderilmezse planlanan projelerin yaklaşık yüzde 20'sinin gecikebileceğini tahmin ediyor.
1 gigavat hedefi ne anlama geliyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, kurulu veri merkezi gücünün en az 1 gigavata, yani 1.000 megavata çıkarılmasını hedefliyor. Bakan Mehmet Fatih Kacır'ın açıklamasına göre yaklaşık 3 milyar dolarlık kamu kaynağıyla 10 milyar dolarlık özel sektör yatırımının harekete geçirilmesi amaçlanıyor.
Buradaki 1 gigavat, yıllık elektrik tüketimini değil, güç kapasitesini ifade ediyor. Yıllık tüketim, bu kapasitenin ne kadar süreyle ve hangi yükte kullanıldığına göre değişiyor.
Üstelik sunucuların kullandığı elektrik, tesisin toplam ihtiyacının yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Soğutma ve yardımcı sistemler de enerji tüketiyor. Örneğin, 1 gigavatlık bilgi işlem kapasitesi yıl boyunca tam yükte çalışırsa yalnızca bilişim ekipmanları yaklaşık 8,8 milyar kilovatsaat elektrik kullanır. Yardımcı sistemlerin bu tüketime yüzde 40 eklediği varsayımsal bir tesiste toplam tüketim 12,3 milyar kilovatsaate ulaşır. Bu, Türkiye için bir tüketim tahmini değil; kapasite ile tüketim arasındaki farkı gösteren örnek bir hesap.
Rönesans, Digital Realty ile geliştireceği 200 megavatlık bilgi işlem kapasitesini ulusal hedefin yüzde 20'si olarak tanımlıyor. Bu karşılaştırma, şirketin hedefi bilgi işlem gücü üzerinden değerlendirdiğine işaret ediyor. Bakanlığın açıklamalarında ise bilgi işlem gücü ile toplam tesis gücü arasındaki ayrım açıkça yapılmıyor.
Ankara'da üç büyük proje öne çıkıyor
Ankara Temelli'de Trendyol ve Castle Investments'ın geliştirdiği Ankara Data Hub için 48 megavat bilgi işlem kapasitesi öngörülüyor. Rönesans-Digital Realty ortaklığının aynı bölgedeki ilk kampüsünün 22 megavatın üzerinde bilgi işlem kapasitesine sahip olması planlanıyor. Khazna Data Centers da Başkent OSB'de azami 100 megavatlık bir yapay zekâ veri merkezi planladığını açıklamıştı.
Bu üç proje için açıklanan kapasite rakamlarının toplamı yaklaşık 170 megavat. Ancak bu rakamı doğrudan şebekeden çekilecek güç olarak değerlendirmek mümkün değil. Öncelikle her projede açıklanan kapasitenin bilgi işlem gücünü mü, toplam tesis gücünü mü ifade ettiğinin netleşmesi gerekiyor.
Ülke genelinde karşılanabilir görünen elektrik talebi, birkaç trafo merkezinde toplandığında yerel altyapıyı zorlayabiliyor. Dolayısıyla tesislerin yeri ve devreye giriş takvimi, iletim hatlarının ve trafo merkezlerinin kapasitesiyle birlikte değerlendirilmeli.
İrlanda örneği şebeke riskini gösteriyor
İrlanda'da veri merkezlerinin ülkenin ölçülen elektrik tüketimindeki payı, 2015'te yüzde 5 iken 2025'te yüzde 23'e yükseldi. Dublin çevresindeki şebeke kısıtlarının ardından getirilen yeni bağlantı politikası, büyük veri merkezlerine yönetilebilir üretim veya depolama kapasitesi kurma ve yeni yenilenebilir üretim sağlama şartları getiriyor.
Türkiye açısından da veri merkezi yatırımlarının enerji altyapısıyla birlikte planlanması gerekiyor. Güneş, batarya ve yönetilebilir üretimi bir araya getiren sistemler, tesislerin şebekeden çektiği gücün yönetilmesine yardımcı olabilir. Bu katkının sağlanabilmesi için sistemlerin doğru boyutlandırılması ve birlikte işletilmesi önem taşıyor.
Türkiye'nin 1 gigavat hedefine ulaşmasında, yeni veri merkezleri kadar bu tesisleri besleyecek elektrik altyapısının zamanında hazırlanması da belirleyici olacak. Elektriğin nereden, ne zaman ve hangi kapasiteyle sağlanacağı, yatırım kararının başında netleştirilmeli.