Çin’in yıllık Ar-Ge büyüme hızının yüzde 9,7 seviyesinde bulunduğunu, ABD’de ise bu oranın yüzde 3,4’te kaldığını belirten Işık, teknoloji yarışında ivmenin Asya’ya kaydığını vurguladı.
“TÜRKİYE YÜKSEK TEKNOLOJİYE ODAKLANMALI”
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Işık, sanayi üretimindeki büyümeye rağmen yüksek teknolojili üretimde yeterli seviyeye ulaşılamadığını söyledi. Türkiye’nin imalat sanayi katma değerinin son yıllarda önemli ölçüde yükseldiğini ancak ihracatın büyük bölümünün halen tekstil, hazır giyim, otomotiv yan sanayi ve demir-çelik gibi düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerden oluştuğunu ifade eden Işık, yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 3-4 bandında kaldığını kaydetti. Işık, Türkiye’nin küresel rekabette öne çıkabilmesi için üretim yapısını daha yüksek katma değerli alanlara yönlendirmesi gerektiğini belirtti.
SAVUNMA SANAYİSİNE DİKKAT ÇEKTİ
Levent Işık, Türkiye’nin uluslararası ölçekte rekabet avantajı yakaladığı alanlardan birinin savunma sanayisi olduğunu ifade etti. Savunma ihracatının 2025 yılında 10 milyar dolar seviyesini aştığını hatırlatan Işık, Baykar, Aselsan, Roketsan, TUSAŞ ve Havelsan gibi şirketlerin oluşturduğu ekosistemin yalnızca ihracata değil, mühendislik, yazılım, yapay zeka ve ileri teknoloji üretimine de katkı sağladığını dile getirdi.
“İNSAN KAYNAĞI DÖNÜŞÜMÜN ANAHTARI”
Işık, teknoloji ve sanayi dönüşümünün sürdürülebilir olması için nitelikli insan kaynağının kritik önemde olduğunu belirterek, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kadın ve genç işsizliğinin yüksek seviyelerde bulunmasının ekonomik dönüşüm açısından önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Işık, mühendislik ve ileri üretim alanlarında daha fazla insan kaynağının sisteme dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.