Türkiye’de yaşayan çocuklar yoksulluk sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, yaklaşık 5 milyon çocuk düzenli olarak et yiyemiyor. 2 milyondan fazla çocuk da sebze ve meyveye erişemiyor. “Kurşuna Karşı Bir Öğün” raporuna göre, yetersiz ve düzensiz beslenen çocukların kurşun maruziyetine karşı daha fazla etkilendiği vurgulandı. Yeni Yol Grubu tarafından konuya ilişkin hazırlanan önerge ise Meclis’te reddedildi.
Türkiye’de 2024 yılı itibarıyla 21 milyon 817 bin çocuk yaşıyor. Bu sayı ülke nüfusunun yüzde 25,5’ine karşılık geliyor. TÜİK verilerine göre çocuk nüfusun yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Bu oran yaklaşık 8 milyon çocuğa karşılık geliyor.
TÜİK’TEN VAHİM TABLO
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “İstatistiklerle Çocuk 2024” verilerine göre çocukların yüzde 23,1’i düzenli olarak et, tavuk veya balık tüketemiyor. Bu oran yaklaşık 5 milyon çocuğa karşılık geliyor.
Yaklaşık 2,1 milyon çocuk her gün taze meyve ve sebzeye erişemiyor. Yaklaşık 4,8 milyon çocuk yılda en az bir haftalık tatil yapamazken, yaklaşık 2 milyon çocuk maddi yetersizlik nedeniyle yeni giysilere sahip olamıyor.
Sağlık Bakanlığı’nın 2024 Sağlık İstatistikleri raporunda ise çocuklara ilişkin dikkat çekici sağlık verileri yer aldı.
Rapora göre ilkokul 2. sınıf öğrencilerinde bodurluk oranı yüzde 1,4 olarak ölçüldü. Türkiye genelindeki çocuk nüfusuna projekte edildiğinde bu oran yüz binlerce çocuğa karşılık geliyor. Aynı çalışmada zayıflık oranı yüzde 3,6 olarak kaydedildi.
0-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 6,7’sinin son 6 ay içinde kansızlık yaşadığı belirtildi. TÜİK verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 5 milyon çocuk 0-4 yaş grubunda bulunuyor. Buna göre yalnızca erken çocukluk döneminde yüz binlerce çocuğun kansızlık problemi yaşadığı görülüyor.
Bakanlığın raporunda “çocuk ve annede malnütrisyon” Türkiye’nin hastalık yüküne neden olan risk faktörleri arasında yer aldı. Ancak aynı raporda çocukların kurşun maruziyetine ilişkin doğrudan bir veri bulunmuyor. Çevresel riskler “hava kirliliği” ve “çevreyle ilgili diğer riskler” gibi genel başlıklarla sınırlı kalıyor.
Bu tartışma, TBMM’de çocuklarda kurşun ve pestisit maruziyetinin araştırılması amacıyla verilen önergenin reddedilmesiyle yeniden gündeme geldi.
YENİ YOL Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen ve 19 milletvekilinin imzasıyla sunulan önerge; çocukların çevresel, gıdasal ve tüketim ürünleri kaynaklı kurşun ve pestisit maruziyetinin araştırılmasını talep ediyordu. Önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.
TÜRKİYE’DEKİ ÜRÜNLERDE YÜKSEK KURŞUN ORANI
Gıda mühendisi Bülent Şık tarafından hazırlanan “Kurşuna Karşı Bir Öğün” raporu, Türkiye’de çocukların temas ettiği ürünlerde dikkat çekici düzeyde kurşun bulunduğunu ortaya koyuyor.
Rapora göre incelenen:
-
duvar boyalarının yaklaşık yüzde 70’inde,
-
metal gıda kaplarının yüzde 67’sinde,
-
seramik ürünlerin yüzde 53’ünde,
-
oyuncakların yüzde 29’unda
referans sınırların üzerinde kurşun tespit edildi.
Raporda, bu oranların birçok ülkeye kıyasla yüksek olduğuna dikkat çekilirken; Avrupa Birliği’nde bazı kurşun bileşiklerinin yıllar önce yasaklanmasına rağmen Türkiye’de benzer ürünlerin hâlâ piyasada bulunabildiği vurgulanıyor.
Kurşun maruziyetinin çocuklarda IQ kaybı, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve nörolojik gelişim sorunlarına yol açabileceği belirtilirken; çocukların kurşunu yetişkinlere kıyasla çok daha yüksek oranda emdiği ifade ediliyor.
“AÇLIK KURŞUN EMİLİMİNİ ARTIRIYOR”
Raporda en dikkat çekici başlıklardan biri ise beslenme ile kurşun arasındaki ilişki.
Demir, kalsiyum ve çinko eksikliği yaşayan çocukların vücudunun kurşuna karşı daha savunmasız hale geldiği belirtilirken; aç bir çocuğun, tok bir çocuğa göre çok daha fazla kurşun emdiği ifade ediliyor.
Bu nedenle okul yemeği yalnızca sosyal destek değil, aynı zamanda “biyolojik koruma” mekanizması olarak değerlendiriliyor.
Raporda yer verilen uluslararası örneklerde, Brezilya’daki okul yemeği programı ile çocukların hem düzenli beslenmesinin sağlandığı hem de ağır metal risklerinin azaltılmasına yönelik politikaların geliştirildiği aktarılıyor.
“ÇOCUKLAR YAVAŞ YAVAŞ ZEHİRLENİYOR”
Önerge sahibi Elif Esen, sorunun yalnızca çevresel değil aynı zamanda sosyal politika meselesi olduğunu söyledi.
Esen, “Kurşun kimyasalı kirliliğinin yükü eşit dağılmıyor. Daha çok dezavantajlı şartlarda yaşayan yoksul ailelerin çocukları etkileniyor” dedi.
Yetersiz beslenen çocukların biyolojik olarak daha kırılgan hale geldiğini belirten Esen, “Yani yoksulluk, çocuklarda hem kirli çevreye maruz kalma hem de o kirlilikten biyolojik olarak kendini koruyamama anlamına geliyor. Aslında yavaş yavaş zehirliyor diyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Araştırma önergesinin reddedilmesini de değerlendiren Esen, “Bilginin üretilmemesi de bir politika seçimi” dedi.
Esen, Türkiye’de bazı verilerin toplandığını ancak kamuoyuyla paylaşılmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Veri kamuya açılırsa o veriyle yüzleşmek, sorunu kabullenmek ve çözmek gerekir.”
“GÖRÜNMEZ KRİZLER GÜNDEME GİRMİYOR”
Esen, kurşun maruziyetinin ani kriz yaratmadığını, bu nedenle uzun süre görünmez kalabildiğini söyledi.
“Kurşun kimyasalı kimseyi o anda acil servise taşımıyor; sınıfta çok daha yavaş ve sessizce hasar bırakıyor” diyen Esen, görünmeyen halk sağlığı risklerinin siyasi gündemde yeterince yer bulamadığını savundu.
Meclis’te aynı hafta okul şiddetiyle ilgili komisyonun oy birliğiyle kurulmasına dikkat çeken Esen, çevresel sağlık risklerinin aynı düzeyde görünür olmadığını ifade etti.
İKTİDAR CEPHESİNDEN YANIT GELMEDİ
AK Parti Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan’a da konuya ilişkin sorular yöneltildi. Ancak Erdoğan cephesinden, soruların yanıtlanmasının uygun görülmediği bilgisi paylaşıldı.
Erdoğan, Meclis görüşmeleri sırasında mevcut denetim mekanizmalarının işlediğini ve ilgili kurumların çocuk sağlığı konusunda gerekli çalışmaları yürüttüğünü ifade etmişti.
VERİ VAR, ULUSAL TARAMA YOK
Türkiye’de çocuklara yönelik güncel ve ulusal çapta kan kurşun düzeyi taraması bulunmuyor. Bu nedenle hangi bölgelerin, hangi mahallelerin veya hangi okulların daha yüksek risk taşıdığına ilişkin kapsamlı kamu verisi de yer almıyor.
Bangladeş ve Bhutan gibi ülkeler son yıllarda çocuklarda ulusal kan kurşun düzeyi taramaları başlatırken, Türkiye’de bu konuda kamuoyuna açıklanmış sistematik bir çalışma bulunmuyor.
Uzmanlara göre sorun yalnızca kurşun değil; yoksulluk, beslenme, çevresel denetim ve çocuk sağlığı politikalarının birbirinden kopuk yürütülmesi.
Tartışmanın merkezindeki soru ise hâlâ yanıt bekliyor:
Türkiye’de çocuklar gerçekten ne kadar korunuyor?