CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarım ve gıda sektöründeki son gelişmeleri değerlendirdi. Girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları ve geciken desteklerin çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını savunan Sarıbal, hükümetin üretim planlamasını eleştirdi.
Tarım politikasının yalnızca çiftçiye hangi ürünü ne kadar ekeceğini söylemekten ibaret olamayacağını belirten Sarıbal, destekleme, depolama, pazarlama ve ithalat politikalarının birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.
GIDA İTHALATI YÜZDE 46,8 ARTTI
TÜİK’in haziran ayı dış ticaret endekslerini değerlendiren Sarıbal, gıda, içecek ve tütün grubunda ithalat miktarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 46,8 arttığını söyledi.
Aynı gruptaki ihracat miktarındaki artışın yüzde 19,1’de kaldığını belirten Sarıbal, ithalat birim değerinin gerilemesine rağmen daha fazla ürün ithal edildiğine dikkat çekti.
“Dört mevsimi, verimli toprakları ve yaklaşık 230 milyon dönüm ekilen-biçilen alanı bulunan bir ülkede gıda ithalatının bu ölçüde artması kabul edilemez” dedi.
ÇİFTÇİNİN MAZOTUNDA ÖTV VE KDV KALDIRILSIN
Türkiye tarımında yılda yaklaşık 3,5 milyar litre motorin kullanıldığını belirten Sarıbal, mazotun üretimin hemen her aşamasında temel maliyet kalemi olduğunu söyledi.
Motorindeki ÖTV indiriminin geçici olmasını eleştiren Sarıbal, “Çiftçi yalnızca ağustos ayında mazot kullanmıyor” diyerek tarımsal üretimde kullanılan motorindeki ÖTV ve KDV’nin tamamen kaldırılmasını istedi.
“ÇİĞ SÜT DESTEĞİNİ DERHÂL AÇIKLAYIN”
Hayvancılıktaki destek politikalarına da değinen Sarıbal, 2026 yılı çiğ süt desteğinin hâlâ açıklanmadığını belirtti.
Ulusal Süt Konseyinin çiğ süt tavsiye fiyatının litre başına 24 lira 30 kuruş olduğunu hatırlatan Sarıbal, TÜSEDAD’ın Temmuz 2026 için hesapladığı model işletme maliyetinin ise 26 lira 87 kuruşa çıktığını aktardı.
Sarıbal, “Küçük üreticinin maliyeti daha yüksek, pazarlık gücü daha düşük. Litre başına süt desteğini derhâl açıklayın ve ödeyin” çağrısında bulundu.
DOMATESTE ÜRETİCİNİN ELİNE 3 LİRAYA KADAR DÜŞÜYOR
Torbalı, Tire ve Menemen’de salçalık domates üreticilerinin fiyat sorunu yaşadığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin yaklaşık 4-5 lira olduğunu söyledi.
Bazı fabrikaların yüzde 20-30’a ulaşan fire kesintileri uyguladığını öne süren Sarıbal, bunun ardından çiftçinin eline geçen fiyatın 3-3,5 liraya kadar düşebildiğini ifade etti.
“BÜTÜN RİSK ÇİFTÇİYE, UCUZ DOMATES SANAYİCİYE”
Sözleşmeli üretimin mevcut hâliyle çiftçiyi korumadığını savunan Sarıbal, sözleşmelerin üretici örgütleri ve kooperatifler üzerinden yapılmasını istedi.
“Şirket fiyatı ve alacağı miktarı belirliyor; mazot, gübre, ilaç, iklim ve verim riski çiftçinin üzerinde kalıyor. Bütün riskler çiftçiye, ucuz domates sanayiciye bırakılıyor” dedi.
“TARIM KÂĞIT ÜZERİNDE PLANLANIYOR”
Sarıbal, Türkiye’nin tarımsal üretim planlamasına ihtiyaç duyduğunu ancak mevcut sistemin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini savundu.
Patates ve soğanda bir yıl ürünün depoda kaldığını, ertesi yıl üretim düşünce ithalata yönelindiğini belirten Sarıbal, ayçiçeğinde de üretici hasada girerken düşük vergili ithalat kontenjanlarının açıklandığını söyledi.
“Neresinden bakarsanız bakın planlama kâğıt üzerinde var, uygulamada yok” ifadelerini kullandı.
“TARIM ANKARA’DA YAPILMIYOR”
Gerçek üretim planlamasının maliyet, destek, depolama, işleme, pazarlama ve dış ticaret politikalarını birlikte kapsaması gerektiğini belirten Sarıbal, çiftçi örgütlerinin karar süreçlerine katılması gerektiğini söyledi.
“Merkez Ankara’da olabilir ama tarım Ankara’da yapılmıyor. Tarladaki yaşamla Ankara’daki plan birbirine uymuyor” dedi.
FINDIKTA 250 LİRALIK FİYATA MALİYET ELEŞTİRİSİ
TMO’nun 2026/27 sezonu için Giresun kalite fındıkta 255, Levant kalite fındıkta 250 lira fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, bu rakamların tüm üreticilerin maliyetlerini karşılamadığını savundu.
Akçakoca Ziraat Odasının hesabına göre dekardan 150 kilogram ürün alınması durumunda kilogram maliyetinin 242 lira 73 kuruş olduğunu belirten Sarıbal, verim 120 kilograma düştüğünde maliyetin 303 lira 42 kuruşa, 100 kilogramda ise 364 lira 10 kuruşa yükseldiğini aktardı.
“FINDIĞIN DEĞERİ VAR, ÜRETİCİ PAY ALAMIYOR”
Sarıbal, fındığın ihracat ve ticaretinden gelir elde edildiğini ancak ürünü yetiştiren çiftçinin bu değerden yeterince pay alamadığını söyledi.
Fiskobirlik ve üretici kooperatiflerinin depolama, işleme, finansman ve pazarlama kapasitelerinin artırılması gerektiğini ifade etti.
KURU ÜZÜMDE 151,50 LİRA TALEBİ
Kuru üzüm üreticilerinin de artan mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirten Sarıbal, Çiftçi-Sen’in kilogram başına maliyeti 93 lira olarak hesapladığını aktardı.
Üretici kârı ve yaşam payıyla birlikte 2026 yılı için en az 151 lira 50 kuruşluk referans taban fiyat talep edildiğini hatırlatan Sarıbal, 150 liranın altındaki fiyatların bağcılığın geleceğini tehlikeye atabileceğini savundu.
“ÜRETİCİYİ PİYASANIN İNSAFINA BIRAKAMAZSINIZ”
2026 yılı tarımsal destekleme bütçesinin 168 milyar lirada kaldığını belirten Sarıbal, buna karşılık merkezi bütçeden faiz giderleri için yaklaşık 3 trilyon lira ayrıldığını söyledi.
Sarıbal, desteklerin zamanında ve yeterli verilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve üreticinin pazarlık gücünün artırılması gerektiğini belirtti.
“Üreticiyi tüccarın, sanayicinin ve vahşi piyasa düzeninin karşısında yalnız bırakamazsınız” diyen Sarıbal, tarım politikalarının üreticinin emeği ile ülkenin gıda güvencesini esas alması gerektiğini ifade etti.