Avrupa Birliği'ne (AB) yönelik düzensiz göçte düşüş yaşanırken bazı üye ülkeler üzerindeki göç baskısı devam ediyor. AB Komisyonunun İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner, 2026'da düzensiz geçişlerin geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üçte bir azaldığını açıkladı.
Komisyonun yıllık göç değerlendirmesini kamuoyuyla paylaşan Brunner, Birlik genelinde tespit edilen her beş düzensiz sınır geçişinden yaklaşık birinin İspanya'da kaydedildiğini söyledi. İspanya'nın göç baskısı altındaki ülkeler arasında bulunduğunu belirten Brunner, Yunanistan'ın da AB'nin dayanışma mekanizmasından yararlanabileceğini bildirdi.
AB'YE DÜZENSİZ GÖÇTE ÜÇTE BİRLİK DÜŞÜŞ
Magnus Brunner, Avrupa Birliği'ne yönelik düzensiz göçün son iki yılda yüzde 55 azaldığını belirtti.
2026 yılına ilişkin verilerde ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık üçte birlik gerileme kaydedildiğini açıkladı.
Brunner, düzensiz sınır geçişlerinin yanı sıra iltica başvurularında ve AB ülkeleri arasındaki izinsiz geçişlerde de düşüş yaşandığını söyledi.
Bu gelişmede yeni göç düzenlemeleri, sınır kontrolleri, geri gönderme uygulamaları ve AB dışındaki ülkelerle yürütülen iş birliğinin etkili olduğunu ifade etti.
İSPANYA DÜZENSİZ GEÇİŞLERİN YÜZDE 20'SİNİ KAYDETTİ
AB genelinde düzensiz göç azalmasına rağmen İspanya, geçişlerin yoğunlaştığı ülkeler arasında yer aldı.
Brunner'ın açıkladığı verilere göre Birlik sınırlarında tespit edilen düzensiz geçişlerin yaklaşık yüzde 20'si İspanya'da gerçekleşti.
İspanya'nın geçen yıl olduğu gibi göç baskısı altındaki dört üye ülkeden biri olduğunu belirten Brunner, ülkenin denizde kurtarılarak karaya çıkarılan göçmenlerin sayısında AB genelinde üçüncü sırada bulunduğunu aktardı.
Özellikle Kanarya Adaları ve Balear Adaları'na yönelik göç hareketlerine işaret eden Brunner, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki Sebte kentinin de değerlendirme kapsamında bulunduğunu söyledi.
BATI BALKAN GÜZERGÂHINDA YÜZDE 95 AZALMA
AB Komisyonunun değerlendirmesinde farklı göç güzergâhlarına ilişkin veriler de paylaşıldı.
Brunner, Batı Balkan güzergâhındaki düzensiz geçişlerin son yıllarda yüzde 95 gerilediğini açıkladı.
Batı Afrika ve Orta Akdeniz güzergâhlarına ilişkin verdiği örnekte ise son bir yılda yüzde 80'lik düşüş yaşandığını belirtti.
İsveç'te düzensiz göçe ilişkin kaydedilen seviyenin en düşük düzeye, Danimarka'da ise son 40 yılın en düşük noktasına ulaştığını ifade etti.
ALMANYA'DA İLTİCA BAŞVURULARI YÜZDE 80 GERİLEDİ
Üye ülkelerin iltica verilerini de değerlendiren Brunner, Almanya'daki başvuru sayısının iki yıl öncesine göre yüzde 80 azaldığını söyledi.
Avusturya'da ise 20 yılı aşkın süredir ilk kez geri gönderilenlerin sayısının iltica başvurusunda bulunanları geçtiğini açıkladı.
Brunner, bu verilerin AB'nin sınır yönetimi ve geri gönderme politikalarındaki değişimlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
YUNANİSTAN'A GÖÇ DESTEĞİ DEVAM EDEBİLİR
Doğu Akdeniz güzergâhındaki genel düşüşe rağmen Yunanistan'ın göç kaynaklı sorunlarla karşılaşmaya devam ettiği bildirildi.
Brunner, özellikle Libya'dan gelen göçmenler nedeniyle Yunanistan üzerindeki baskının sürdüğünü söyledi.
Yunanistan'ın geçen yıl olduğu gibi AB'nin dayanışma havuzundan yararlanabileceğini ifade eden Brunner, ülkenin yeni sınır işlemlerini uyguladığını ve geri gönderme sayısını artırdığını kaydetti.
AB'NİN YENİ GÖÇ KURALLARI UYGULAMAYA ALINDI
Magnus Brunner, haziran ayında uygulanmaya başlanan AB Göç ve İltica Paktı kapsamındaki kuralların bütün üye ülkeler tarafından hayata geçirildiğini söyledi.
Yeni sistem kapsamında AB'nin dış sınırlarından düzensiz yollarla gelen kişilerin kimlik tespiti, kontrol ve kayıt işlemleri gerçekleştiriliyor.
Brunner, ilk uygulama sonuçlarının olumlu olduğunu belirterek iltica başvurularının daha hızlı değerlendirilmesinin ve AB'de kalma hakkı bulunmayan kişilerin geri gönderilmesinin kolaylaştırıldığını ifade etti.
ÜYE ÜLKELER MALİ DESTEK VEYA SIĞINMACI KABULÜYLE KATKI SAĞLAYACAK
AB'nin yeni dayanışma mekanizması, yoğun göç baskısıyla karşı karşıya kalan ülkelerin yükünü diğer üyelerle paylaşmayı amaçlıyor.
Bu kapsamda üye ülkeler, göç baskısı altındaki ülkelerden sığınmacı kabul edebilecek veya mali destek sağlayabilecek.
Ülkelerin farklı yöntemlerle katkıda bulunması da mümkün olacak.
Belirli koşullarda başka bir üye ülkenin sorumluluğunda bulunan iltica başvurusunun üstlenilmesi de dayanışma yükümlülüğüne katkı olarak değerlendirilebilecek.
Brunner, mekanizmadan yararlanan ülkelerin de AB'nin ortak iltica kuralları kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.