Kuzey Afrika ile Körfez hattında uzun süredir devam eden siyasi gerilim diplomatik kopuşla sonuçlandı. Cezayir, 10 Eylül 2026'da Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile diplomatik ilişkilerini kesti. Cezayir Dışişleri Bakanlığı, ilişkileri korumaya yönelik bütün yolların tükendiğini açıklarken Abu Dabi yönetimini “kışkırtıcı ve düşmanca” eylemlerde bulunmakla suçladı. Açıklamada kopuşa neden olan tek bir somut olay belirtilmedi.
BAE'nin Cezayir Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrılarak ülkeyi terk etmesi için 48 saat süre verildi. Cezayir yönetimi, BAE'nin tutumunun kabul edilebilir sınırları aştığını savundu. BAE Devlet Başkanı'nın Diplomasi Danışmanı Enver Gargaş ise Cezayir'in adını vermeden devletler arası ilişkilerde akılcılık ve iletişimin önemine işaret eden bir mesaj yayımladı.
Kriz bir anda ortaya çıkmadı. İki ülke son yıllarda Fas ve Batı Sahra, İsrail'le normalleşme, Libya ve Sahel'deki nüfuz mücadelesi gibi kritik dosyalarda farklı çizgiler izledi. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun da 2025'te adını vermediği bir Körfez ülkesini ülkesinin iç işlerine müdahale etmek ve istikrarsızlaştırmaya çalışmakla suçlamıştı. Bu açıklamanın BAE'yi işaret ettiği değerlendirilmişti.
FAS, BATI SAHRA, İSRAİL VE LİBYA'DA KARŞI KARŞIYA GELDİLER
Gerilimin önemli başlıklarından biri Fas-Batı Sahra anlaşmazlığı oldu. Cezayir, bağımsızlık isteyen Polisario Cephesi'ni desteklerken BAE, Cezayir'in bölgesel rakibi Fas'ın Batı Sahra üzerindeki egemenlik iddiasının yanında yer aldı. Abu Dabi'nin Fas kontrolündeki Batı Sahra'da konsolosluk açması da iki ülke arasındaki ayrışmayı derinleştirdi.
İkinci önemli kırılma İsrail konusunda yaşandı. BAE, 2020 İbrahim Anlaşmaları kapsamında İsrail'le ilişkilerini normalleştirirken aynı yıl Fas da İsrail'le yakınlaşma yoluna gitti. Cezayir ise İsrail'le normalleşmeye karşı çıktı. Fas ve BAE'nin aynı dönemde İsrail'le yakınlaşması, Cezayir'in Abu Dabi'ye yönelik güvensizliğini artıran unsurlardan biri oldu.
Libya ve Sahel'de de iki ülkenin politikaları ayrıştı. BAE, Libya'nın doğusundaki Halife Hafter'in önemli dış destekçileri arasında gösterilirken Cezayir yabancı askeri müdahalelere karşı çıkarak siyasi çözümü savundu. Sahel'de BAE'nin artan etkisi de Cezayir açısından bölgesel rekabetin bir başka boyutu olarak değerlendirildi.
KOPUŞUN İLK SOMUT İŞARETİ HAVACILIKTA GELDİ
Diplomatik kopuşun somut işaretlerinden biri aylar önce havacılık sektöründe ortaya çıktı. Cezayir, Şubat 2026'da BAE ile 13 Mayıs 2013'te imzalanan hava hizmetleri anlaşmasını feshetme sürecini başlattı. Kararın BAE'ye diplomatik kanallardan bildirileceği ve Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün bilgilendirileceği açıklanmıştı.
Emirates ise seferlerin bir süre daha devam edeceğini, mevcut takvime göre Cezayir'den son uçuşunun 3 Şubat 2027'de yapılmasının planlandığını duyurdu. İki ülke arasındaki hava trafiğindeki bu gelişme, siyasi gerilimin ulaşım bağlantılarına yansımasının en belirgin örneklerinden biri oldu.
Havacılık alanındaki ayrışmanın ardından ilişkiler yaklaşık yedi ay içinde tamamen koptu. 10 Eylül'deki karar, yıllardır biriken bölgesel anlaşmazlıkların diplomatik kopuşa dönüştüğünü gösterdi.