Çin yönetimi, ABD ve Avrupa Birliği ile yapılması planlanan ticaret görüşmeleri öncesinde ileri teknoloji ve sanayi üretimini önceleyen ekonomi politikasını güçlü biçimde savunmaya başladı.
Pekin’in son açıklamalarında mevcut ekonomi politikasının devam ettirileceği vurgulanırken, Batılı ülkelerden gelen üretim kapasitesi fazlası ve devlet desteği eleştirileri reddedildi. Analistler, bu yaklaşımın Çin’in yaklaşan müzakerelerde geri adım atmayacağına işaret ettiğini değerlendiriyor.
POLİTİKA SÜREKLİLİĞİ MESAJI VERİLDİ
Çin Komünist Partisinin en üst karar organlarından Politbüro, sanayi ve teknoloji yatırımlarını merkeze alan ekonomik politikaların sürdürüleceği mesajını verdi.
Pekin yönetimi, zayıf iç tüketime rağmen elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji, batarya, yapay zekâ ve gelişmiş üretim gibi stratejik sektörlere verilen desteğin ekonomik kalkınma açısından gerekli olduğunu savunuyor.
KAPASİTE FAZLASI ELEŞTİRİLERİ REDDEDİLDİ
Çin Ticaret Bakanlığının yayımladığı değerlendirmelerde, Batılı ülkelerin Çin ekonomisine yönelttiği “kapasite fazlası” suçlamaları kabul edilmedi.
Pekin, Çinli şirketlerin küresel pazarlardaki başarısının devlet desteklerinden değil, üretim kapasitesi, rekabet gücü ve teknolojik gelişmelerden kaynaklandığını savunuyor. Çin yönetimi, kapasite fazlası tartışmalarının yeni korumacı ticaret önlemlerine gerekçe yapıldığını ileri sürüyor.
İÇ TÜKETİM YERİNE SANAYİ ÖNCELİĞİ
Çin ekonomisine yönelik eleştirilerin başında hane halkı tüketiminin düşük, üretim ve yatırımların ise yüksek olması geliyor.
Çin yönetimi ise mevcut modelin ülkenin kalkınma şartlarına uygun olduğunu belirterek güçlü sanayi altyapısının korunması gerektiğini savunuyor. Pekin’in bu tutumu, tüketimin hızla artırılmasını isteyen ABD ve Avrupa Birliği ile görüş ayrılığının süreceğini gösteriyor.
ABD İLE YENİ GÖRÜŞMELER BEKLENİYOR
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yıl içinde yeniden yüz yüze görüşmeler gerçekleştirmesi planlanıyor.
İki ülke arasındaki görüşmelerde gümrük tarifeleri, teknoloji kısıtlamaları, yarı iletkenler, Çin’in sanayi destekleri ve Amerikan şirketlerinin Çin pazarına erişimi gibi başlıkların ele alınması bekleniyor.
Pekin daha önce Washington ile iletişimi sürdürmek istediğini ancak ekonomik kalkınma ve teknoloji politikalarına ilişkin kırmızı çizgilerini koruyacağını açıklamıştı.
AVRUPA BİRLİĞİ EKİM AYINA KADAR SONUÇ İSTİYOR
Avrupa Birliği de Çin ile arasındaki ticaret açığının azaltılması ve Avrupalı şirketlerin Çin pazarına erişiminin kolaylaştırılması için Pekin’e baskı yapıyor.
Brüksel yönetimi, yıllık yaklaşık 360 milyar avroya ulaşan ticaret açığında somut ilerleme sağlanması için ekim ayını hedef olarak belirledi. Taraflar, anlaşmazlıkların çözümü için ticaret ve yatırım istişare mekanizması kurdu.
ÇİN’İN TİCARET FAZLASI TARTIŞILIYOR
Çin’in yıllık dış ticaret fazlasının 1 trilyon doların üzerine çıkması, ABD ve Avrupa’da sanayinin Çin kaynaklı ucuz ürünler karşısında zarar gördüğü yönündeki endişeleri artırdı.
Avrupa Birliği özellikle elektrikli araç, çelik, güneş paneli ve batarya gibi alanlarda Çinli üreticilere yönelik yeni ticaret önlemlerini değerlendiriyor. Pekin ise bu adımları korumacılık olarak nitelendiriyor.
PEKİN BATI BASKISINA KARŞI DAHA ÖZGÜVENLİ
Analistler, Çin’in son yıllarda ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi ve Güneydoğu Asya ile Orta Doğu’daki ticari bağlarını güçlendirmesi nedeniyle Batılı ülkelerin baskısıyla mücadele konusunda daha özgüvenli hareket ettiğini belirtiyor.
Çin’in ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerin daha da kötüleşmesini istemediği ancak sanayi politikasını ve teknolojik kalkınma hedeflerini değiştirmeye hazır olmadığı değerlendiriliyor.
GÖRÜŞMELERDE ZORLU BAŞLIKLAR MASADA OLACAK
Yaklaşan ticaret görüşmelerinde Çin’in devlet destekleri, pazar erişimi, teknoloji ihracatı, gümrük tarifeleri ve dış ticaret dengesizliği temel anlaşmazlık başlıklarını oluşturacak.
Pekin’in ekonomi modelini müzakere konusu yapmayan tutumu ile ABD ve Avrupa Birliği’nin yapısal değişiklik talepleri arasındaki farkın, görüşmelerde uzlaşmayı zorlaştırması bekleniyor.