Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Okumak ile yazmak arasında

Okumak ile yazmak arasında
Paylaş:
N

Eskiden insanlar bilgiye ulaşmak için çaba harcardı. Bugün ise bilgi bizi buluyor. Telefon ekranlarında, sosyal medya akışlarında, haberlerde, videolarda, seminerlerde ve sohbetlerde sürekli yeni bilgilerle karşılaşıyoruz. Görüyoruz, duyuyoruz, öğreniyoruz.

Ama bazen sadece görüyoruz. Bir başlık görüyoruz. Bir öneri görüyoruz. Bir araştırma sonucu görüyoruz. Sonra başparmağımız ekranı yukarı kaydırıyor ve bir sonraki bilgiye geçiyoruz.

Belki de çağımızın temel sorunu bilgi eksikliği değil; bilginin hayata dönüşememesi.

Bu yüzden bugün okumak ve yazmaktan söz ederken, onları yalnızca birer eylem olarak değil, birer yaşam biçimi olarak düşünmek gerekiyor. Okumak; görmek, öğrenmek ve bilmek demektir. Yazmak ise öğrendiğini ifade etmek, paylaşmak ve uygulamaya geçirmek demektir.

İnsan hayatının büyük kısmı bu ikisi arasındaki yolculukta geçer. Çünkü bilmek başka şeydir, yapmak başka. Hepimiz sağlıklı beslenmenin önemli olduğunu biliyoruz. Düzenli hareket etmenin faydalarını biliyoruz. Yeterli uykunun değerini biliyoruz. Yani okuyoruz. Ama her zaman yazamıyoruz. Başka bir ifadeyle, her zaman uygulayamıyoruz.

Bilgi zihinde birikirken davranışa dönüşemediğinde, insan garip bir yorgunluk yaşamaya başlıyor. Çok şey bildiğini hissediyor ama hayatında çok az şey değişiyor. Sağlık alanında bunun örneklerini sık görüyoruz. Bir hasta egzersiz yapması gerektiğini biliyor ama başlayamıyor. Bir çalışan dinlenmesi gerektiğini biliyor ama zaman ayıramıyor. Bir hekim kendi sağlığına dikkat etmesi gerektiğini biliyor ama yoğunluk içinde bunu erteliyor.

Sorun çoğu zaman bilgi eksikliği değil. Bilgiyi yaşama taşıyacak köprünün kurulamaması. Oysa öğrenmenin son basamağı bilmek değil, dönüştürmektir. Tıpkı bir müzik eserini notalarından okumak ile onu icra etmek arasındaki fark gibi... Tıpkı bir anatomi kitabını incelemek ile bir hastanın bedenine dokunmak arasındaki fark gibi... Hayat, teorinin pratiğe dönüştüğü yerde anlam kazanır.

Aslında yazmak yalnızca kalemle yapılan bir iş değildir. Bir sporcunun antrenmana çıkması da bir yazıdır. Bir insanın sigarayı bırakması da. Çünkü yazmak, bilgiyi dünyada görünür hale getirmektir.

Belki de bu yüzden insan zihni sadece öğrenerek değil, üreterek rahatlar. Psikolojide ve nörobilimde üretkenlik hissinin, öz yeterlilik duygusunu artırdığı; düşünceleri ifade etmenin ve davranışa dönüştürmenin zihinsel yükü azalttığı gösterilmiştir.

Bilgi harekete dönüştüğünde, insan kendini daha bütün hisseder. Çünkü zihin ile davranış aynı dili konuşmaya başlar.

Bugün kendimize küçük bir soru sorabiliriz: Son günlerde ne öğrendim? Ve bunlardan hangisini gerçekten hayatıma yazdım? Belki okuduklarımızın hepsini hatırlamayacağız. Ama yaşadıklarımızı, uyguladıklarımızı ve dönüştürdüklerimizi hatırlayacağız. Çünkü insanı değiştiren şey çoğu zaman öğrendikleri değil, öğrendikleriyle ne yaptığıdır.

"Hayat biraz da okumak ile yazmak arasındaki mesafedir. Sağlık ise o mesafeyi kısaltabilme sanatı!"

Sevgi ile…

Dr. Şerafettin ÖZDOĞAN

@drserafettinozdogan 

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı