Bazı ölümler vardır, sadece bir insanın hayatının sona erdiğini gösterir.
Bazı ölümler ise geride kalanların vicdanını, karakterini ve gerçek yüzünü ortaya çıkarır.
Bosna Kasabı olarak tarihe geçen, Srebrenitsa'da binlerce masum Müslüman Boşnak'ın katledilmesinden sorumlu tutulan ve uluslararası mahkemeler tarafından soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından müebbet hapse mahkûm edilen Sırp kasap Ratko Mladiç'in ölümü de böyle bir gelişmedir.
Mladiç öldü...
Ancak asıl mesele onun ölümü değil.
Asıl mesele, onun arkasından ortaya çıkan zihniyettir.
Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da 8 binden fazla Müslüman Boşnak erkek ve çocuğun katledilmesinden sorumlu tutulan bir savaş suçlusunun, bugün hâlâ bazı çevrelerde kahraman gibi görülmesi, Bosna'nın yaralarının neden hâlâ kapanmadığını göstermektedir.
Daha da acısı, insanlığa karşı işlediği suçlar uluslararası mahkemelerce tescillenmiş bir kişinin ardından devlet ve askeri tören yapılmasıdır.
İşte burada durup düşünmek gerekiyor.
Evet Lahey Adalet Mahkemesi Ratko Mladiç suçlu ilan etti.
Sırp kasap Ratko Mladiç cezaevine kondu.
Ancak bir toplumun hafızasında o katil hâlâ kahramansa, orada asıl sorun henüz çözülmemiş demektir. Dermek ki devleti yönetenlerde hala o kin öfke ve kana doymamışlık mevcut.
Bu ne acı bir durumdur?
Avrupa’nın gözü önünde yakın tarihte cereyan eden savaş ta soy kırıma maruz kalan Boşnak halkı topluca infaz edilip çukurlara gömülürken sokaklarda gezen Saraybosna haklı keskin nişancılar tarafından adeta avlanırken seyirci kalan Avrupa şimdide binlerce Müslümanı katl eden bu caninin ölüsünü merasim ile cehenneme yollamak istiyor.
Çok garip.
Medeniyet böylemi olmalı?
İnsanlık onurunun yitiren bu toplumlarda adalet ve merhameti aramamak lazım.
O coğrafyalarda yüz yıllarca adaleti tahsis eden orada yaşayan tebaanın can ve mal güvenliğini tesis eden ecdat hiçbir inanca ve dile dokunmamıştır.
20 Ekim 2011 yine NATO Birlikleri ve Avrupa'nın Arap baharı kışkırtmasıyla kendi vatandaşları tarafından şehit edilen Libya lideri Muammer Kaddafi'nin Avrupalıları tanımlayan bu sözünü de buradan belirtmeden geçmek istemedim;
“Avrupalılar bizim petrolümüzü, topraklarımızı ve kaynaklarımızı almak için geldiler. Bize insan haklarından bahsediyorlar ama kendileri Irak’ta, Afganistan’da ve Afrika’da milyonlarca insanı katlettiler. Onların adaleti sadece kendileri içindir.”
İşte günümüzde de Sırp yetkililerin zihniyeti aynı bu yüz yıllardır hiç değişmedi.
Ratko Mladiç öldü.
Peki ya onu kahramanlaştıran zihniyet?
İşte asıl cevap verilmesi gereken soru budur.
Bosna'da öldürülen Müslüman çocukların, kadınların, yaşlıların ve masum insanların kemikleri henüz toprağın altında bile tam anlamıyla huzur bulamamışken, onların ölümünden sorumlu caniye devlet töreninin yapılması sadece Bosnalı Müslümanları değil, insanlık vicdanını da yaralamaktadır.
Avrupa'nın göbeğinde, dünyanın gözleri önünde yaşanan Bosna katliamına yıllarca seyirci kalan dünya, bugün de bu savaş suçlusunun cenazesi üzerinden ortaya çıkan tabloyu dikkatle izlemelidir.
Çünkü mesele sadece bir cenaze değildir.
Mesele, hangi değerin savunulduğudur.
Görünen odur ki Avrupalı hala haçlı zihniyeti ile katledilen Müslümanların kanı üzerinden timsah gözyaşı döküyor. Bölgemize ve Ortadoğu'ya baktığınızda Siyonist İsrail'in Gazze’deki, Filistin'deki, Lübnan ve Suriye'deki katliamlarına sesiz kalan iki yüzlü bir Avrupa.
Sindirilmiş koltukları uğruna güce tapan ve boyun eğmiş İslam devlet liderleri akan Müslüman kardeşlerimizin kanı onlarında eline bulaşmıştır. Bu da yetmiyormuş gibi ABD'nin özgürleştirme bahanesi ile Irak, Afganistan, Suriye ve İran'daki milyonlarca Müslümanı katledip yerinden yurdundan etmesi, bize hala medeniyetin tek dişi kalmış bir canavar olduğunu göstermektedir.
Bir tarafta toplu mezarlardan yıllar sonra çıkarılan kemikler...
Diğer tarafta toplu katliamların ve ölümlerin sorumlusu olan bir savaş suçlusuna gösterilmek istenen devlet itibarı...
İşte insanlığın vicdanı tam da burada sorgulanmalıdır.
Savaş suçlularını mahkûm etmek elbette önemlidir.
Ancak onlardan sonra geride kalan zihniyetle yüzleşmek daha önemlidir.
Bugün Bosna'nın acısını gerçekten anlamak isteyen herkes şunu bilmelidir:
Bir savaş suçlusunun ölmesi, savaş suçluluğu zihniyetinin öldüğü anlamına gelmez.
Eğer katiller kahramanlaştırılmaya devam ediyorsa, eğer soykırım inkâr ediliyorsa, eğer masumların acısı görmezden geliniyorsa, o zaman merhametin yerini zulüm almış, insanlık onurunun yerini de barbarlık almıştır. Tıpkı Sırbistan devletinin bir soykırımcıya ve bir katile itibar kazandırmak gibi.
Ratko Mladiç öldü...
Ama görünen o ki, Bosna'yı kana bulayan o karanlık zihniyet hâlâ yaşıyor.
Ve insanlığın asıl mücadele etmesi gereken de işte bu zihniyettir.
Çünkü unutmayalım;
Katiller ölür, ama katilleri kahramanlaştıran zihniyet yaşarsa, yeni acıların kapısı her zaman aralık kalır.
Kalın sağlıcakla.