Suça sürüklenen çocuklara verilecek cezaları ağırlaştıran kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilirken Bayburt Barosu,“akran zorbalığı”na ilişkin yeni bir yasa çalışması hazırladı. Çalışmada akran zorbalığı “suç” olarak tanımlandı. Akran zorbalığının yalnızca okul içinde çözülecek bir disiplin sorunu olarak görülmesine karşı çıkan Bayburt Barosu, hazırladığı sekiz maddelik kanun çalışmasının hayata geçirilmesini istedi.
Baroya göre sürekli veya tekrarlanan şiddet, aşağılama, cinsel içerikli davranış, ekonomik baskı ve sosyal dışlama; çocuğun eğitim hayatını, ruh sağlığını ve güven duygusunu uzun süre etkileyebiliyor. Hazırlanan kanun çalışması, mağdur çocuğun korunmasının yanı sıra zorbalık yaptığı belirlenen çocuğun desteklenmesini ve aynı davranışı yeniden yapmasının önlenmesini hedefliyor.
ALANINDA UZMAN İSİMLER KATKI SUNDU
Çalışma, Bayburt Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Av. Mehmet Melih Kaya başkanlığında; Bayburt Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Faruk Uçkan, Meryem Birinci ve Av. İlker Öksüz’den oluşan heyet tarafından hazırlandı. Akran zorbalığının hukuki tanımında, 6284 sayılı Kanun’un yazarlarından Av. İsmet Yıldız ile Ankara Adliyesi destek görevlisi Uzman Psikolog Asya Özgür’den katkı alındı.
Kanun çalışması; TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna, milletvekillerine, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, Adalet Bakanlığına ve Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri birimlerine iletildi.
AKRAN ZORBALIĞI CEZASIZ MI KALIYOR?
Bir çocuk başka bir çocuğu yaraladığında, tehdit ettiğinde, hakaret ettiğinde veya görüntüsünü izinsiz yaydığında mevcut kanun hükümleri uygulanabiliyor. Ancak akran zorbalığı dosyalarında karşılaşılan bazı suçlar şikâyete bağlı. Özellikle hakaret gibi suçlarda altı aylık süre geçirilirse dava düşebiliyor; bazı dosyalar ise adli para cezasıyla sonuçlanabiliyor.
Bayburt Barosu’na göre zorbalığın birbirinden kopuk fiiller hâlinde değerlendirilmesi; güç dengesizliği, tekrar, grup baskısı ve uzun süren korku gibi unsurları görünmez kılıyor. Türk hukukunda bugün “çocuklar arası ceza hukuku” adıyla tanımlanmış ayrı bir alan bulunmuyor. Baro, sistematik zorbalığı ayrı bir hukuki çerçeveye kavuşturmayı amaçlıyor.
ÖNERİLEN YENİ SUÇ: AKRAN ZORBALIĞI
Çalışmaya göre bir çocuk, sahip olduğu güç üstünlüğünü kullanarak başka bir çocuğa sürekli veya tekrarlanan biçimde acı çektirirse “akran zorbalığı” suçu oluşacak. Fiziksel saldırının yanında sözlü aşağılama, cinsel içerikli davranış, ekonomik baskı ve sosyal dışlama da kapsama girebilecek.
Önerilen suç şikâyete bağlı olmayacak. Çocuğun veya ailesinin korku, baskı ya da başka nedenlerle şikâyette bulunamaması hâlinde de olayın yetkili makamlarca öğrenilmesiyle soruşturma başlatılacak. Temel ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olacak; çocuklara özgü koruyucu, destekleyici ve eğitici tedbirler de uygulanacak.
Dijital araçların kullanılması, özel görüntü üretilmesi veya değiştirilmesi, eylemin grup hâlinde gerçekleştirilmesi, silah kullanılması ve görüntülerin yayılması cezayı artıran durumlar arasında. Mağdurun engelli, özel eğitim ihtiyacı olan veya kaynaştırma öğrencisi olması hâlinde cezanın alt sınırının yükseltilmesi öneriliyor.
Hazırlanan çalışmada, mağdur çocuğun ruh sağlığının kalıcı biçimde bozulması durumunda üç yıldan sekiz yıla, yatılı tedavi gerekmesi hâlinde ise iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Suçta kullanılan telefon ve bilgisayarların mahkeme kararıyla müsadere edilmesi de çalışmada yer alıyor.
AMAÇ YALNIZCA CEZA VERMEK DEĞİL
Çalışma, olayı yöneten çocuk ile arkadaş grubuna uyan veya sonradan gerçeğin ortaya çıkmasına yardım eden çocuğun rolünü aynı görmüyor. Olayı soruşturma başlamadan bildiren ya da aydınlatılmasına yardım eden çocuk için etkin pişmanlık indirimi öneriliyor.
Yalnızca olay yerinde bulunmak veya korktuğu için sessiz kalmak ise tek başına suç sayılmıyor; zorbalığa gerçek katkının açık biçimde ortaya konulması gerekiyor.
OKUL VE AİLE İÇİN DESTEK PLANI
Çalışmanın önleyici ayağında, okul rehberlik servislerinin çocuklar için “Bireysel İhtiyaç Planı” hazırlaması öneriliyor. Çocuğun karşı karşıya olduğu riskler ve ihtiyaç duyduğu destek belirlenecek; okul, öğretmen, aile ve kamu birimleri birlikte hareket edecek.
Ceza sorumluluğunun şahsiliği gereği çocuğun eylemi nedeniyle aileye doğrudan ceza verilmeyecek. Ancak ailenin planın uygulanmasına pasif direnç göstermesi hâlinde rehberlik servisi durumu Aile ve Sosyal Hizmetler birimlerine bildirebilecek; ivedi hâllerde çocuk hâkiminden koruyucu tedbir isteyebilecek. Kamu görevlisine fiziksel güç kullanılarak direnilmesi durumunda ise “görevi yaptırmamak için direnme” suçu gündeme gelebilecek.
Kayıtların gizli tutulması, dava veya koruma kararı bulunmaması hâlinde eğitim dönemi sonunda silinmesi ya da kimliksizleştirilmesi de öneriler arasında.
OKUL “SUÇ VAR MI” DİYE BEKLEMEYECEK
Bayburt Barosu’nun çalışmasında, okul içinde veya dışında bir zorbalık olayı öğrenildiğinde durumun doğrudan çocuk polisine ya da çocuk savcısına bildirilmesi öngörülüyor. Amaç, okul yönetiminin “Önce biz araştıralım” veya “Kendi içimizde çözelim” diyerek zaman kaybetmesini önlemek.
Bildirim yapmayan görevliye altı aydan iki yıla kadar hapis öneriliyor. Türk Ceza Kanunu’na eklenmesi istenen 279/A-4 hükmüne göre, bildirimin yapılmaması veya gecikmesi yüzünden çocuk korunma tedbirlerinden zamanında yararlanamazsa ceza bir kat artırılacak. Düzenlemenin devlet ve özel okulları kapsaması planlanıyor.
TBMM KOMİSYONU RAPORUYLA NEREDE KESİŞİYOR?
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunun taslak raporu; çocuk suçluluğunun aile, okul, akran çevresi, dijital dünya ve kamu politikalarıyla birlikte ele alınmasını öneriyor. Psikososyal tarama, güvenli okul planı, daha fazla rehber öğretmen, ailelere sosyal destek ve rehabilitasyon mekanizmaları rapordaki başlıklar arasında.
Bayburt Barosu’nun çalışması ise bu koruyucu yaklaşımın akran zorbalığına özgü hukuki karşılığını kuruyor. Ayrı suç tanımı, okulun bildirim yükümlülüğü, şikâyet hakkını engellemenin cezalandırılması ve bireysel destek planı gibi hükümlerle Komisyon raporunu tamamlayan bir yol haritası sunuyor.
DOSYALARDAN İKİ ÖRNEK: ÇOCUK NASIL KORUNACAK?
Baro, çalışmayı çok sayıda çocuk dosyası üzerinden hazırladı. Çalışmaya konu olan Antalya’daki bir dosyada, ortaokul öğrencisi, üç akranının kendisine saldırdığını, tehdit ettiğini ve olayı kayda aldığını anlattı. Çocuk, annesi kendisini darbedilmiş hâlde görmesin diye bir süre apartmanda beklediğini; telefonunun alınarak öğretmenine kendi adına “Sorun yok” mesajı gönderildiğini beyan etti.
Anne, diğer çocuklardan birinin babasının UYAP’taki dava bilgilerini göndererek kendisini şikâyetten vazgeçirmeye çalıştığını ve sahte hesaptan baskı mesajları aldığını ileri sürdü. Şüpheli veli tehdit ve sahte hesap iddialarını reddetti; ancak “Bu devlet beni cezaevine atmadı; küçücük çocuğu mu cezaevine atacak?” şeklindeki WhatsApp mesajını gönderdiğini ve mesajlarını daha sonra sildiğini kabul etti. Hakkında adli kontrol tedbirleri uygulandı.
“ŞİKAYET VEYA İHBAR HAKKININ ENGELLENMESİ” SUÇU ÖNERİSİ
Baro, bu tür dosyalardan hareketle “şikâyet veya ihbar hakkının engellenmesi” adıyla yeni bir suç öneriyor. Baskı, çıkar teklifi veya yıldırma yoluyla bir kişiyi şikâyetten vazgeçirmeye çalışanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası isteniyor.
“HAKARET SUÇU” OLARAK GÖSTERİLDİ
İkinci örnekte dört çocuk, iddianameye göre bir akranını öğretmen masasının üzerine yatırarak pet şişeyi kıyafeti üzerinden kalça bölgesine sürttü ve sokmaya çalıştı. Mahkeme eylemi cinsel istismar değil “alenen hakaret” saydı. Bayburt Barosu’nun aktardığına göre okulun olayı zamanında bildirmemesi nedeniyle aile başvurduğunda altı aylık şikâyet süresi dolmuştu ve hakaret suçu yönünden dava düştü.
Baronun hazırladığı çalışmada, bu örnek üzerinden gidilerek zorbalığın ulaştığı boyuta dikkat çekildi. Cinsel içerikli aşağılama “şaka” olarak anlatılsa veya cinsel istek bulunmadığı söylense bile sistematik zorbalığın bütününün görünmez kalmayacağı; önerilen suçun şikâyet aranmadan soruşturulabileceği belirtildi.
ÇALIŞMA MECLİS’TE HANGİ AŞAMADA?
Bayburt Barosu’nun metni ilgili komisyon, bakanlık ve milletvekillerine iletildi ancak henüz milletvekili imzasıyla TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi olarak sunulmadı.
Adalet Komisyonu’ndaki 2/3771 esas numaralı çocuk adaleti teklifi de Bayburt Barosu’nun önerdiği “akran zorbalığı suçu”nu içermiyor. Baronun hazırladığı çalışma, 12. Yargı Paketi’ne de girmedi. Çalışma bundan sonra ayrı bir kanun teklifine dönüştürülebilir veya devam eden çocuk adaleti düzenlemelerine eklenebilir.
DÜNYADA AKRAN ZORBALIĞINA FARKLI MODELLER
Dünyadaki uygulamalar tek tip değil. Fransa, 2022’de okul zorbalığını ayrı bir suç olarak düzenledi. Almanya’da ise “akran zorbalığı” adıyla ayrı bir suç bulunmuyor; çocuklar ve gençler için eğitim ile yeniden suç işlemeyi önlemeye ağırlık veren özel bir ceza adaleti sistemi uygulanıyor. Bayburt Barosu’nun çalışması, Türkiye için cezai düzenlemeyi koruyucu ve eğitici tedbirlerle birlikte ele alan bir model öneriyor.
MESELE YALNIZCA DAHA AĞIR CEZA DEĞİL
Bayburt Barosu’nun çalışması hapis cezalarıyla dikkat çekse de hedef, zorbalığı yaşanmadan fark etmek; okulun hızlı bildirimi, çocuğun desteklenmesi, ailenin sürece katılması ve tekrarın önlenmesi. Baroya göre yeni suç maddesi tek başına yeterli değil; rehberlik, güvenli bildirim ve aile desteğiyle devletin zorbalığı başlamadan durduracak bir sistem kurması gerekiyor.