Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Sağlık Bakanlığı raporunda çocuklar için dijital risk alarmı: Ekran süresi arttıkça risk büyüyor

Sağlık Bakanlığı'nın raporuna göre Türkiye'de günlük internet kullanımı dünya ortalamasını aşarken, yüksek ekran süresi çocuklarda kaygı riskini 2,2; depresyon riskini ise 2,7 kat artırıyor.

ÖZEL HABER 22.10.2026 10:46 Selin Sözen Okuma Süresi: 3 dk
Sağlık Bakanlığı raporunda çocuklar için dijital risk alarmı: Ekran süresi arttıkça risk büyüyor
Paylaş:
N

Sağlık Bakanlığı’nın çocukların dijital ortamlarda karşılaştığı riskleri ve olumsuz etkileri değerlendirdiği rapor, Türkiye’de çocuk ve gençlerin ekran, internet ve dijital oyun kullanımına ilişkin dikkat çekici verileri ortaya koydu. Raporda, yüksek ekran süresinin kaygı ve depresyon belirtileriyle ilişkisine dikkat çekilirken, risk düzeyine göre üç aşamalı müdahale modeli önerildi.

TÜRKİYE’DE GÜNLÜK İNTERNET KULLANIMI 7 SAATİ AŞIYOR

Raporda yer alan verilere göre Türkiye’de internet kullanım oranı yüzde 91 seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de günlük internet kullanım süresi ise 7 saat 13 dakika olarak gösteriliyor. Bu süre dünya ortalaması olan 6 saat 38 dakikanın üzerinde.

Çocuk ve ergenlerin dijital dünyayla kurduğu ilişkinin önemli başlıklarından birini ise oyun kullanımı oluşturuyor. Raporda, ilkokul öğrencilerinin yüzde 24,7’sinin günde 3 saat ve üzerinde oyun oynadığı belirtiliyor.

15 yaş grubunda ise video oyunu oynama oranı yüzde 83 olarak aktarılıyor. Bu yaş grubundaki öğrencilerin yüzde 27’si okul günlerinde günde en az 3 saat video oyunu oynadığını bildiriyor.

YÜKSEK EKRAN SÜRESİNDE KAYGI RİSKİ 2,2 KAT

Raporda yer alan bilimsel bulgular, ekran kullanım süresi ile çocukların ruhsal ve sosyal durumları arasındaki ilişkiye de dikkat çekiyor.

Verilere göre yüksek ekran süresi grubunda kaygı belirtilerinin görülme sıklığı, düşük ekran süresi grubuna kıyasla yaklaşık 2,2 kat daha yüksek. Depresyon belirtilerinde ise bu fark 2,7 kata çıkıyor. Raporda ayrıca aşırı ekran kullanımının uyku bozuklukları, akademik başarı, dikkat sorunları ve sosyal izolasyonla ilişkili olabileceği belirtiliyor. Raporda dijital oyun ve çevrim içi ortamların yalnızca ekran başında geçirilen süre açısından değil; siber zorbalık, cinsel istismar, uyuşturucu tehdidi ve müstehcen içerik gibi farklı riskler bakımından da değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

BAKANLIKTAN ÜÇ AŞAMALI MÜDAHALE MODELİ

Raporun dikkat çeken bölümlerinden biri ise çocukların risk düzeylerine göre sınıflandırıldığı “Sevk ve Müdahale Modeli: Basamaklı Yaklaşım”.

Modelde çocuklar düşük, orta ve yüksek risk olmak üzere üç grupta değerlendiriliyor.

Düşük risk grubunda okul temelli müdahale, rehber öğretmen görüşmeleri, akran eğitimi ve beceri programları ile Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirme öneriliyor.

Orta risk grubunda Sağlıklı Hayat Merkezi ve aile hekimine yönlendirme, Milli Eğitim Bakanlığı müdahale programları ve yeniden değerlendirme öngörülüyor.

Yüksek risk grubunda ise çocuk ve ergen psikiyatrisine sevk, 24 saat içerisinde aile bilgilendirmesi ve gerektiğinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında sürecin takibi öneriliyor. Bu gruptaki çocukların 72 saat içerisinde yeniden değerlendirilmesi de modelde yer alıyor.

TÜRKİYE İÇİN YAŞ SINIRI VE DİJİTAL GÜVENLİK ÖNERİLERİ

Raporda farklı ülkelerin çocukların dijital dünyadaki güvenliğine yönelik uygulamalarına da yer veriliyor.

Güney Kore’de ebeveyn onaylı kontrol mekanizmaları, İngiltere’de yaş doğrulama ve platform sorumluluğu, Avustralya’da ise yaş sınırı ve platformlara yönelik yaptırımlar örnekleniyor.

Türkiye açısından ise 15 yaş altına sosyal medya yasağı düzenlemesine dikkat çekiliyor. Raporda bu düzenlemenin 1 Kasım 2026 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtiliyor.

AMAÇ YALNIZCA EKRAN SÜRESİNİ AZALTMAK DEĞİL

Raporun ortaya koyduğu tablo, çocukların dijital dünyayla ilişkisinin yalnızca “ne kadar süre ekran başında kaldıkları” üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor.

İnternet ve dijital oyun kullanımının çocukların günlük yaşamındaki ağırlığı artarken, Bakanlığın önerdiği modelde erken fark etme, risk düzeyini belirleme, aileyi sürece dahil etme ve gerektiğinde psikiyatrik desteğe yönlendirme öne çıkıyor.

Böylece dijital ortamların çocuklar üzerindeki olası olumsuz etkilerine karşı okuldan aileye, sağlık hizmetlerinden çocuk psikiyatrisine uzanan kademeli bir müdahale sistemi oluşturulması hedefleniyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi Muhabir: Selin Sözen
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
22 Ekim İstanbul baraj doluluk oranları nedir?
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
22 Ekim İstanbul baraj doluluk oranları nedir?
WhatsApp
İhbar Hattı