Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Dolandırıcılık dosyaları yarım milyonu aştı

Adalet Bakanlığı ve TÜİK verileri, dolandırıcılık soruşturmalarında patlama yaşandığını ortaya koydu. Dolandırıcılık soruşturmalarının sayısı 534 bin 362’ye çıkarken bilişim suçları nedeniyle 2,4 milyon, tüketici dolandırıcılığında ise 1,9 milyon kişi mağdur oldu.

ÖZEL HABER 26.06.2026 12:00 Mazhar Taha Akkaya 95 okuma Okuma Süresi: 5 dk
Dolandırıcılık dosyaları yarım milyonu aştı
Paylaş:
N

Soruşturma dosyaları, mağduriyet beyanları ve ruhsal baskı aynı tabloda buluştu. Son yıllarda dolandırıcılık dosyalarında yaşanan rekor artış, hedefteki vatandaşları zor duruma sokarken ekonomik sıkıntıların suçu artırıp artırmadığı merak konusu oldu. Uzmanlar, verilerin tek başına “ekonomik tablo suçu artırdı” demeye yetmediğini ancak adliye, hane ve toplum üzerindeki yükün büyüdüğünü belirtiyor. 

DOLANDIRICILIK DAVALARI 4 YILDA 3,5 KATINA ÇIKTI

Ekonomik ve finansal baskının bir başka yansıması da adliye dosyalarında görüldü. Adalet Bakanlığı verilerine göre dolandırıcılık dava dosyası sayısı 2020 yılında 48 bin 119 iken, bu rakam 2024’te 169 bine yükseldi. Böylece dolandırıcılık dava dosyaları 4 yılda yaklaşık yüzde 251 arttı.

2025 yılında ise dolandırıcılık soruşturmalarında karara bağlanan dosya sayısı 562 bin 494 olarak kayıtlara geçti. Aynı yıl 180 bin 277 dolandırıcılık dosyası için kamu davası açıldı.

Avukat Lütfi Sabri Batı, Adalet Bakanlığı verilerini değerlendirdi. Soruşturma dosyası sayısının doğrudan suç sayısı olarak okunamayacağını belirten Av. Batı, savcılığın dosyanın suç olmadığına karar verebileceğini, suç olsa bile yargılamaya gerek olmadığı sonucuna varabileceğini ya da kamu davası açabileceğini kaydetti. 

“IBAN KULLANDIRMA” TUZAĞI 

Dolandırıcılık dosyalarında son yıllarda sık görülen yöntemlerden biri de “IBAN kullandırma”. Av. Batı, bazı yoksul gençlerin küçük bir para karşılığında ya da yardım ettiğini düşünerek banka hesaplarını üçüncü kişilere kullandırabildiğini söyledi. Bu kişilerin daha sonra dolandırıcılık dosyalarında şüpheli ya da sanık olarak yer alabildiğini anımsatan Av. Batı, şunları kaydetti: 

“Bu tip dosyalarda yoksul halk çocukları bazen belli bir menfaat karşılığında, bazen de hiçbir menfaat elde etmeden yardımcı olmak isteğiyle IBAN’larını üçüncü kişilere kullandırarak dolandırıcılık faaliyetine dahil ediliyor ya da oluyorlar.” 

YÜZDELER KÜÇÜK, KARŞILIĞI MİLYONLARCA KİŞİ 

Adliyeye yansıyan dosyalar tablonun yalnızca bir bölümünü gösteriyor. TÜİK’in 2025 Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması, resmi kayıtlara hiç girmeyen ya da geç giren mağduriyet alanlarını görünür hale getiriyor. 

Araştırmaya göre 15 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 3,5’i son bir yılda bilişim suçu mağduriyeti yaşadı. Bu oran yaklaşık 2,4 milyon kişiye denk geliyor. 

Aynı araştırmaya göre tüketici dolandırıcılığı mağduriyeti yüzde 2,8 oldu. Bu da yaklaşık 1,9 milyon kişi demek. 

En yaygın mağduriyet türü ise yüzde 4,6 ile cinsel olmayan taciz oldu. Bu oran yaklaşık 3,2 milyon kişiye karşılık geliyor. 

Araçtan kişisel eşya çalınması yüzde 0,6 ile yaklaşık 411 bin kişiye, araç hırsızlığı yüzde 0,2 ile yaklaşık 137 bin kişiye, yağma ise yüzde 0,1 ile yaklaşık 69 bin kişiye denk geliyor. 

Bu sayılar adli dosya olmasa da yaşanan mağduriyetin boyutunu gözler önüne seriyor. 

HER MAĞDURİYET DEVLETE GİTMİYOR 

TÜİK araştırması, mağdurların her zaman resmi mercilere başvurmadığını da gösterdi. Araç hırsızlığında resmi mercilere bildirme oranı yüzde 81,3 oldu. Cinsel tacizde bildirim oranı yüzde 11,0’da kaldı. Rüşvette ise bu oran sadece yüzde 5,1 oldu. 

UYUŞTURUCU DOSYALARINDA İKİ YILDA YÜZDE 28 ARTIŞ 

Adliyeye yansıyan ağır tablolardan biri de uyuşturucu kullanma dosyaları. Adalet Bakanlığı verilerine göre uyuşturucu kullanma suçunda yıl içinde açılan soruşturma dosyası 2023’te 322 bin 342 iken, 2025’te 413 bin 448’e çıktı. İki yıldaki artış yaklaşık yüzde 28,3 oldu. 

2025’te uyuşturucu kullanma dosyalarında 360 bin 679 dosya soruşturma evresinde karara bağlandı. Aynı yıl 151 bin 895 dosyada kamu davası açıldı. 

Av. Batı, uyuşturucu politikasında kullanıcıyı cezalandırmaktan çok, sağlayıcıları tespit etme ve kullanıcıları rehabilite etmenin önemine dikkat çekti. 

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARDA AĞIR TABLO 

Dosya yükünün en hassas başlıklarından biri de çocuklar. 2025 yılında suça sürüklenen çocuklar başlığı altında 207 bin 562 soruşturma dosyası açıldı. Aynı yıl mahkemeye gelen suça sürüklenen çocuk dosyalarında 32 bin 248 çocuk/sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildi. 23 bin 464 çocuk/sanık hakkında ise hapis cezası kararı çıktı. 

Suça sürüklenen çocukların yalnızca bireysel hata üzerinden okunamayacağını vurgulayan Av. Batı, çocukların hâlâ gelişim sürecinde olduğunu, aile, devlet, toplum ve sosyal çevreyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. 

EKONOMİK STRES KAYGI, ÖFKE VE UMUTSUZLUĞU ARTIRIYOR 

Ekonomik baskı yalnızca banka ya da adliye dosyalarına yansımıyor. Uzmanlara göre geçim sıkıntısı, borç, belirsizlik ve gelecek kaygısı insanın ruhsal dayanıklılığını da etkiliyor. 

Türkiye Psikiyatri Derneği Medya Kurulu Başkanı, Psikiyatr Prof. Dr. Burhanettin Kaya, ekonomik baskı, borç stresi ve geçim sıkıntısının bireyin ruhsal dayanıklılığını doğrudan etkilediğini söyledi. Ekonomik zorluk ve belirsizliklerin bireyin ruhsal yapısını etkileyeceğini kaydeden Kaya, kaygının belirsizlikle, öfkenin ise haksızlık düşüncesiyle bağlantılı olduğunu vurguladı. 

Prof. Dr. Kaya, “Çözüm bulamama, çıkış bulamama hali bir süre sonra ‘çözemeyeceğim, bu işi yürütemeyeceğim’ gibi inançları pekiştirir. Umudun yitimi çok önemli bir duygudur. Bu, derin bir karamsarlığa ve kişinin kendi varoluşunu tartıştığı bir noktaya kadar gidebilir” ifadelerini kullandı. 

GENÇLERDE “GELECEK KAYBI” 

Prof. Dr. Kaya’ya göre gençlerin ne eğitimde ne istihdamda kalması yalnızca ekonomik değil, psikolojik ve toplumsal bir kopuş anlamına geliyor. Gençlerin üretken olmaları, beceri kazanmaları ve geleceklerini kurmaları gereken dönemde sistem dışında kalmasının ciddi bir risk olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaya, “Üretken nüfusun üretkenliğinin kaybı, gelecek kuşağın kaybı demektir. Geleceğin erişkininin gelişememesi, oluşamaması, donanım elde edememesi anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu. 

AİLE İÇİ GERİLİM DE BÜYÜYOR 

Prof. Dr. Kaya, geçim sıkıntısının aile içi ilişkilere de yansıdığını belirtti. Özellikle evin geçimini sağlamaya çalışan kişinin yaşadığı mutsuzluk, öfke ve incinmişliğin aile içindeki tutumları etkileyebileceğini kaydeden Kaya, bu tablonun psikolojik ve fiziksel şiddet riskini artırabileceğini ifade etti. 

Prof. Dr. Kaya’ya göre aile içi ilişkilerin bozulması çocukların gelişimini de etkiliyor. 

EKONOMİ TEK NEDEN DEĞİL AMA ÖNEMLİ BİR ETKEN 

Uzmanlar, verilerin tek başına “bozulan ekonomik koşullar suçu artırdı” sonucunu çıkaramayacağını, ancak ekonomik koşulların suç davranışını, adli dosya yükünü, mağduriyetleri ve ruhsal baskıyı etkileyen önemli alanlardan biri olduğunu belirtti. Ekonomik koşulların, sosyal eşitsizliklerin, açlığın, şiddet dilinin ve rol modellerin suç davranışını şekillendirebildiği vurgulanırken, ortaya çıkan tablonun toplumsal bir olgu olduğu ifade edildi. 

Uzmanlar, çözümün yalnızca bireysel psikolojik desteğe değil eşitsizliklerin azaltılması, kamusal politikaların güçlendirilmesi, eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal destek mekanizmalarının birlikte ele alınması gibi bütüncül önlemlere bağlı olduğunu vurguladı.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Türkiye'den Venezuela'ya arama kurtarma desteği: 2 uçak yola çıkıyor
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Türkiye'den Venezuela'ya arama kurtarma desteği: 2 uçak yola çıkıyor
WhatsApp
İhbar Hattı